bigglook
biggtravel
biggmenu
biggistanbul
biggauto
biggfootball
biggclub
biggshop
 

 

Filmler
  Yeni Çekilenler
Kamera Arkası
Film Arşivi
Ünlüler Arşivi
  Aktörler
Aktristler
Yönetmenler
 
Konuklar
  Haftanın Yıldızı
Haftanın   Röportajı
Dosyalar
  Festivaller
Klasik Filmler
Kült Filmler
SinePortre
ÖzelDosya
E-Kartlar
Film Afişleri
Haberler

Şöyleşi
İşaretler

İLK FİLM, İLK DENEYİM

Shyamalan'ın yönetmenliğini üstlendiği ilk film, bağımsız bir yapımdı ve "Praying With Anger" adını taşıyordu. 1992 yılında gösterime giren o film 7.000 Dolar hasılat topladı. Hindistan'da çektiği bu filmin başrolünde de kendisi oynadı ve köklerini aramak için bu ülkeye giden bir Amerikalı'yı canlandırdı. Oyunculuk konusunda da başarılı olan Shyamalan bugünlerde bazı filmlerde konuk sanatçı olarak kamera karşısına çıkmaya devam ediyor.

1994 yılında "Labor of Love" adını verdiği bir senaryo taslağı yazdı. Fox yetkilileri bu senaryo taslağı için binlerce dolar teklif ederek aynı zamanda yönetebileceğini de söylediler. Senaryo taslağını sattığına göre senaryonun kendisini de yazabilecekti. Ancak sözkonusu filmin çekimi gerçekleşmedi.

İkinci filmin çekilmesinin gündeme geldiği 1996 yılında oldukça zorlu bir süreç başladı. "Wide Awake" adını taşıyan bu filmde büyükbabası ölen bir çocuğun Tanrı'yı arama çabası anlatılıyordu. Shyamalan o filmin kurgusunu bitirdikten sonra Miramax'ın ünlü başkan yardımcısı Harvey Weinstein, kurgu işleminin yeniden yapılması için ısrar etti.

Filmde bir rahibeyi canlandıran Rosie O'Donnell bu noktada araya girerek tercihini Shyamalan'dan yana yaptı. Herkesin pozisyonunu netleştirmek için bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda Rosie O'Donnell sert bir çıkış yaparak Harvey Weinstein'a, "Shyamalan bir sanatçıdır. Siz ise filmi paketleyip satan kişisiniz" dedi. Bunun üzerine Weinstein sinirlenerek, "Siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Alt tarafı bir talk-show sunucusu olduğunuzu unutmayın" karşılığını verdi.

Gerilimli geçen bu toplantı sonunda Harvey Weinstein pes ederek filmin yeniden kurgulanmamasına karar vermek zorunda kaldı. Rosie O'Donnell'dan özür dileyip çiçek göndererek gönlünü aldı. Ancak pazarlamadaki başarısızlıklar yüzünden gişe şansı büyük olmadı. Tam bir hayal kırıklığı yaşanmasına rağmen DVD piyasasındaki başarılı satış grafiği sayesinde zararın bir bölümü karşılandı.

"Wide Awake"in kariyerinde önemli bir dönüm noktası olduğunu söyleyen Shyamalan, oldukça gerilimli geçen bu toplantıyla ilgili düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: "Harvey sadece bu dünyanın nasıl olduğunu biliyor. Eğer ortada büyük bir film yapsa ve para kazanacağı belliyse herşey düzenli gider. Bu deneyim sonucunda ticari olmayan bir film yapmanın insanı bu piyasada tamamen savunmasız hale getirdiğini öğrendim. Bundan sonra ticari olmayan bir film yapmayacağıma dair kendi kendime söz verdim. Asla zayıf olmayacağım ve kurban edilmeyeceğim dedim."

DOĞAÜSTÜ GERİLİME YÖNELİŞ

"Wide Awake"in sadece 300.000 dolarlık hasılatta kalmasının ardından "Kutsal Hazine Avcıları" tarzında hit filmler çekme kararını kesinleştirdi. Shyamalan'ın yönetmenliğini üstlendiği "The Sixth Sense" ve "Unbreakable"ın yapımcılığını gerçekleştiren Barry Mendel, bu konuda şunları söylüyor: "Sanıyorum ki, Night kendi içindeki çok hassas ve duygusal yönünü keşfetti. Bunu alıp daha ticari, keskin ve karanlık özelliklerle yanyana koyarak yepyeni bir tarz ortaya çıkardı."

Kararından vazgeçmeyen Shyamalan bir doğaüstü gerilim filmi senaryosu yazmaya başladı. Bu filmde ölüleri görebilen bir çocuk ile seri cinayetler işleyen bir katilin öyküsü yer alacaktı. Ardından çocuk üzerinde kafa yormaya başladı. "Bu çocuk hayaletler için üzülen, kendisini onların yerine koyabilen hassas bir çocuk olsa nasıl olurdu?" sorusu üzerinde düşündü.

"The Sixth Sense"in senaryosunu yazmayı tamamladığında takvimler 1999 yılını gösteriyordu. Ulusal Yetenek Ajansı'ndaki temsilcisini arayarak elinde yeni bir senaryo olduğunu, bunu kendisinin yöneteceğini bildirdi. Önce hiç cevap çıkmadı. Bunun üzerine minimum fiyatın 1 milyon dolar olduğunu açıkladı. İddialı bir fiyattı bu... Disney'den cevap geldi; 3 milyon dolar veriyorlardı.

"UNBREAKABLE" İLE İLGİLİ İTİRAFLAR…


Shyamalan'a 2000 yılında çektiği "Unbreakable - Ölümsüz" ile ilgili sorular sormanın zamanı gelmişti. Bir süper kahramanın yaratılışını soracaktım. O film, Shyamalan'ın Bruce Willis ile yaptığı ikinci çalışmaydı. Öylesine ağır ve kasvetli bir filmdi ki, bu tipte bir film çekmek aslında Shyamalan'ın kendisine aşırı güvenini gösteriyordu. "Unbreakable"ın başarılı olacağından, kült film statüsüne yükseleceğinden kesin olarak emindi.

Shyamalan, söz ne zaman "Unbreakable"dan açılsa filmin ilk gösterime girişinden önce fazlasıyla küstahça davrandığını bugün bile kabul ediyor. "Sixth Sense"in gişe başarısı çok büyük olmuş, tüm zamanların en çok hasılat yapan 10 filmi listesine girmişti. Bu yüzden de "Unbreakable" ile aynı başarıyı tekrar yakalayabileceğinden emindi. Ancak Shyamalan'ın filmler ve izleyici tercihleri konusundaki teorileri, "The Grinch"in gişe başarısıyla yerle bir oldu.

Shyamalan bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle anlatıyor: "Açıkça söylemeliyim ki, 'The Grinch'in bizi geçmesi karşısında gerçekten şok oldum. Ama benim için büyük bir ders oldu. 'Signs'ı çekerken o derslerden fazlasıyla yararlandığımı söyleyebilirim. Neler olduğuna inanamıyordum. 'The Grinch' bir anda fenomen olmuştu, herkes o filmi konuşuyordu. Şükran Günü haftasını ele geçirdiler. Kendimi trafikte ters yöne girmiş gibi hissettiğimi anımsıyorum."

Aslında "Unbreakable"ın yolunu kesen unsur, hiç kuşkusuz "Sixth Sense"in hayaletiydi. Bunu, her iki filmin de başrolünde oynayan Bruce Willis şu sözlerle değerlendiriyor:

İKİNCİ FİLM SENDROMU

"Bence Night'ın başına gelen olay, ikinci film sendromunun ta kendisiydi. İnsanlar, 'Bu adam herkesin düşündüğü kadar dahi değilmiş' demek istiyorlardı. Buradaki dahi sözünü öylesine kullanmıyorum. Bence Night Shyamalan'da gerek yazar, gerek öykü anlatıcı, gerekse film yönetmeni olarak bir dahide bulunması gereken bütün unsurlar fazlasıyla var."

Shyamalan'a "Signs" ile ilgili beklentilerini sorduğumda ayakları yere basan tahminler yaptı. Örneğin, "Gişe hasılat rakamları umurumda değil. Ben bağlantılara bakarım" dedikten sonra sözlerine şöyle devam etti: "Filmlerimin bir fenomen, kültürel fenomen olmak istiyorum. İzleyici kendisini filmdeki o mekanlarla, insanlarla ve anlatılanlarla bağlantılı hissetmeli... 'Jaws', 'E.T.', 'The Exorcist' böyle filmlerdi. Bunların hepsi seyirciyle bağlantı kurmuştu."

M. Night Shyamalan'ın babası, oğluna Night (Gece) ismini vermesinin özel bir nedeni olduğunu söyleyerek bunu şöyle anlatıyor: "Hindistan'da yaşlılar geceleri ateş yakarak çocuklarını etrafında toplar ve onlara öyküler anlatırlar. Çünkü tüm evreni sadece geceleri görebilirsiniz. Buna benzer bir gelenek Amerikan kızılderililerinde de vardır. Bu yüzden oğlum kendisini kızılderililere yakın hisseder"

Öyle görünüyor ki, Shyamalan'ın DNA'sında birbirleriyle yapışık giden iki ayrı hat var. Bunlardan birisi bilgelik yüklü samimiyet, diğeri ise bilgelik yüklü tutku... Öylesine içiçe geçmişler ki, ikisini birbirinden ayırabilmemiz mümkün değil. Zaten Shyamalan'ı bir birey olarak akıllarda tutan ve yıllarca sinema ekranlarında kalmasını sağlayacak olan da bunlar...
Jeff Giles - Newsweek, 5 Ağustos 2002
 
 
   
Vizyondakiler
   
Gelecek Program
   
Salonlar

 




| ANA SAYFA | Vizyondakiler | Pek Yakında | Sinema Salonları | Haberler |
| Film Arşivi | Ünlüler Arşivi |Forum |
Copyright 2002 - On-Net A.Ş. | Bigglook
cinema@bigglook.com