|
“ Görünmeyen Tehlike ”ye benzer bir şekilde röntgencilik konusunu
ele alan “ X: The Man With X-Ray Eyes ” ( 1963 ), normal görüş alanının
dışına taşarak ve hatta nesneleri aşarak görme fırsatı veren formülü
kendi üzerinde deneyen Dr. James Xavier’in varolan gerçekliği bütün
yönleriyle görmesi ile birlikte yaşanan dehşeti ele alıyor.
Bütün
gerçekleri olduğu gibi görmenin kişiye gücün yanı sıra aşırı bir
sorumluluk yüklediğini ima eden film, bunun kişiye, kurguladığı
dünyadan çok farklı bir atmosfer sunarak kişisel ve hatta toplumsal
yıkıma sebep olabileceğini vurguluyor. Film noir türünün başarılı
örneklerinden biri olan filmin yönetmenliğini Roger Corman üstlenirken
başrollerinde Ray Milland ve Diana Van der Vlis yer alıyor.
Yer
yer dışavurumcu bir çizgide ilerleyen ve 2. Dünya Savaşı öncesindeki
bilim adamının toplum üzerindeki gücünü oldukça başarılı bir şekilde
yansıtan “ Dr. Cyclops ” ( 1940 ), sıra dışı deneyler yapan bir
bilim adamının durdurulmaya çalışılmasını ele alıyor. Deneylerine
engel olmaya çalışanları normalden beş kat küçültebilme gücüne sahip
olan doktor portresi, bilim adamının sıradan insanlar üzerindeki
tehditkar gölgesini temsil ediyor.
Son olarak 1997 yapımı “ Alien Resurrection ” adlı filmi ele alabiliriz.
“ Alien 3 ” filminde hayat veda eden Ripley ( Sigourney Weaver ),
şirket tarafından hayata geri getirilir ve bedenindeki Kraliçe yaratık
dışarı çıkarılır. DNA’sı yaratığınkiyle karıştırılan Ripley, zamanla
yaratığın özelliklerini göstermeye başlar. Kraliçe yaratığın yeni
bir yaratık dünyaya getirmesiyle birlikte insanoğlunun varlığı yeniden
tehlikeye düşer.
Pek
çok alanda çeşitli tezlerin öne sürülmesine yol açan Alien serisinin
bu bölümünde daha çok bilim, şirket ve insan üçgeni ele alınıyor.
Filmin ilginç olan tarafı ise, yarı yaratık yarı insan olan Ripley’in
ikisi de inanılmaz derecede zalim ve vahşi olabilen insanoğlu ile
yaratık arsında ikileme düşmesi olsa gerek.
|