Ünlü olmak kimi zaman insanı isminden bile edebiliyor. Hollywood’un yıldızlar kervanına katılmak öncelikle herkes tarafından kolayca hatırlanabilecek ve kulağa hoş gelecek bir isme sahip olmayı gerektiriyor. Hele bir de oynadığınız film isminizle ayakta duracaksa, jeneriğe yakışır bir isme sahip olmanız kaçınılmaz oluyor. Hollywood’un bu altın kuralına uyanlar da karşılığını almıyor değiller hani. Sinemanın unutulmaz sembollerinden Marilyn Monroe, ünlü olmak uğruna ismini değiştirenler listesinin başında geliyor denebilir. Yıldız, Hollywood’a adımını atar atmaz Norma Jean Dougherty isminden kurtulmaya karar vermiş. Aynı şekilde Cary Grant Archibald Leach, Lauren Bacall da Betty Joan Perske olmaktan vazgeçmişler.
Geçmişte isim değiştirmek o kadar da üstünde durulan bir nokta olmasa da günümüzde bunu özlük haklarına tecavüz olarak algılayanlar giderek artıyor.
“ İsmimle değil oyunculuğumla anılırım ” diyen yeni yetme yıldızlar, bir yandan isimlerinde diretmeyi davam ettirirken diğer yandan Hollywood’un göz bebekleri olmayı başarabiliyorlar. Bu ‘ isimsiz ünlüler ’ içerisinde kimler yok ki: Leelee Sobieski, Catherine Zeta-Jones, Natalie Portman ve daha birçok tanınmış isim. Bu hafta isminden ödün vermeyen yıldızlardan birkaçını sizlere tanıtmayı düşündük...belki ileride meşhur olur da danışacak birkaç isim ararsınız diyerekten...
Leelee Sobieski:
Açıkçası “ Leelee ” ismi hiç de alışık olduğumuz isimlerden değil. Gerçi kulağa hoş geliyor ama insanda ‘ porno yıldızı mı ? ’ acaba sorusunu da akla getirmiyor değil. Sizin de anlayacağınız gibi Leelee genç yıldızın gerçek ismi değil. Asıl adı Liliane Rudabet Gloria Elsvesta Sobieski olan güzel aktris, “ Leelee ”nin Liliane’nin kısaltılmışı olduğunu söylüyor. Ünlü olmadan önce de beşli bir müzik grubunu çağrıştıran (!) isminden rahatsız olduğunu belirten Leelee, isminin kendisini özellikle kayıt işlemlerinde yazarken yorduğunu vurguluyor.
Leelee ismine ilk olarak “ Derin Darbe ” filmiyle rastlıyoruz. Filmde, dünyayı kurtarmak için dehasını kullanan delikanlının sevgilisi Sarah’ı canlandıran Leelee Sobieski, ikinci büyük başarısını Stanley Kubrick’in son filmi “ Gözleri Tamamen Kapalı ”ndaki kostüm satıcısı Milich’in baştan çıkmış kızı rolüyle gösterdi. Yetenekli aktris, son olarak “ Cennetin Ötesi ” adlı filmde iki erkeğin arasında kalan Samantha’yı canlandırıyor.
“ Leon”un korkusuz Mathilda’sı Natalie Portman, kariyeri boyunca George Lucas, Woody Allen, Tim Burton, Robert De Niro ve Al Pacino gibi isimlerle çalıştı. Bu kadar ünlü olmasına rağmen neden böyle zayıf bir sahne ismi kullandığı sorulduğunda, derin bir iç çekerek aslında bu benim gerçek ismim değil diye cevap veriyor masum güzel. “ Portman ”ı eğlence dünyasına girdiği andan itibaren kullandığını ama bunu kendini korumak için yaptığını söyleyen Natalie, şöhretin okul hayatını etkilememesi için elinden geleni yapıyor. İsrail doğumlu genç yıldız bu konuda boyundan büyük ama anlamlı bir laf da etmeden duramıyor: “ Şurası açık ki; ne kadar isminizi büyütürseniz büyütün sonunda küçük bir hayata ait bir soyada ihtiyaç duyuyorsunuz. ”
Daha ziyade televizyon dizileriyle adını duyuran James, adından taviz vermemek konusunda belki de listemizin en hassas insanı. Özgüveninin çok güçlü olduğunu vurgulayan genç aktör, yalnızca iyi bir oyuncu olmak istediğini belirtiyor. Her ne kadar soğuk bir isme sahip olsa da Amerika’da “ ailemizin sevimli kahramanı ” olmayı başaran James, genç kızların yeni gözdesi. Hayalinin sinema olduğunu söyleyen yetenekli aktör, 16 milyon bütçeli
“ Varsity ”e 50 milyon dolarlık gişe hasılatı kazandırmasıyla yapımcıların favorileri arasına girdi. Daha ziyade teenage kuşağına hitap film ve dizilerde rol alan aktörün Amerikan futboluna da inanılmaz bir düşkünlüğü var. Nitekim iki filminde de futbolcu rollerini canlandırmıştı.
“ Slasher ” türünün klasikleri arasında yer alan “ Çığlık ” filmindeki Billy tiplemesiyle dikkatleri üzerine çeken Skeet, aslında listemize ihanet edenlerden biri. Asıl adı Bryan Ryan Ulrich olan genç aktör, küçüklüğünden beri kendisine Skeeter denildiği için asıl ismini kullanmaya ihtiyaç duymamış. Fakat bir gün televizyonda Skeeter isminde bir porno yıldızı görmesiyle birlikte ismini değiştirmeye karar vermiş ve Skeet ismini kullanmaya başlamış. Oynadığı karakterler gibi gerçek hayatta da umursamaz ve asi bir insan olduğunu söyleyen Skeet, şöhretin kendisini ilgilendirmediğini söylüyor. Hatta karısıyla birlikte sinema dünyasından emekli olmaya karar veren Skeet, daha sonra fikrinden vazgeçerek karısını yarı yolda bırakmış. “ As Good As It Gets ” filminde Greg Kinnear’ı canlandıran Skeet, özellikle Ang Lee’nin “ Ride With the Devil ”daki performansıyla göz doldurdu.
İsminde olduğu kadar özel hayatında da oldukça mütevazi olan Maura Tierney, Jim Carrey ve Ben Affleck gibi ünlülerin sevgililerini canlandırarak tanındı.
“ Yalancı Yalancı ” ile Hollywood’a ilk adımını atan Maura, ünlü olmak için epey bir süre beklemek zorunda kaldı. İyi bir fırsat çıkana kadar sıradan televizyon dizilerinde sürünmek durumunda kalan genç aktris, televizyondaki en büyük başarısını NBC’nin “ Newsradio ” adlı dizisiyle gösterdi. John Travolta, Emma Thompson ve Kathy Bates gibi yıldızlarla birlikte “ Primary Colors ”da boy gösteren Maura, daha sonra Anthony Hopkins ile “ İçgüdü ” filminde oynadı.
Hollywood’a ters gelen bir diğer isim de hiç şüphesiz Milla Jovovich. Ukrayna doğumlu aktrisin hayatı boyunca yapmadığı iş kalmamış. Modellikten müzisyenliğe oradan da yazarlığa soyunan Milla, en sonunda sinemada karar kılmış. Bunda kocası Luc Besson’un da büyük payı olduğu bir gerçek.
“ Kocasının filmlerinde oynayan aktris ” lakaplı Milla, bu zamana kadar Besson’un “ Beşinci Element ” ve “ Jean D’Arc ” filmlerinde rol aldı. Fransa’da yaşayan genç aktris, Holywood’a karşı mücadele eden Fransız sinemasına hizmet etmeyi düşünüyor. Bu sayede adını değiştirmek gibi dayatmalara da maruz kalmayan Milla, şu sıralar kocasıyla birlikte yeni bir filmin hazırlıklarına başlamış.
Galler’in küçük bir balıkçı kasabasından gelerek Hollywood’u zirvesine oturan ve son olarak Michael Douglas ile yaptığı evlilik sayesinde kazancını ömür boyu garanti altına alan Catherine, bu süreç içerisinde soyadını değiştirmemeyi de başardı. Yapımcıları cazibesi ile mum gibi eriten güzel aktris, kendisini ünlü yapan şeyin güzelliği olduğunu kabul ediyor. Şöhreti yakalamadan önce İngiltere’de yeteneğiyle anılan Catherine, hayallerinin hep tiyatroya yönelik olduğunu söylüyor. Amerika’yı keşfetmesiyle birlikte bir anda dünyasının değiştiğini belirten ünlü aktris, yakaladığı şöhreti Antonio Banderas ile oynadığı “ Zorro ”a borçlu olduğunu da inkar etmiyor. En yakın dostunun Sean Connery olduğunu söyleyen Catherine, bir yandan kalıcı olabilmek diğer yandan da istediği filmlerde oynayabilmek için onun tavsiyelerine çok ihtiyaç duyuduğunu vurguluyor. Catherine, şu sıralar hamileliği dolayısıyla beyazperdeden uzak bir yaşam sürüyor.
Herkes onu “ Contact ” filmindeki rahip rolüyle tanıdı. Gerçi ismi o kadar da akıllarda kalmadı ama o yakışıklılığı ve cool imajıyla kendini kabul ettirmeyi başardı. Soyadını telaffuz etmekte oldukça zorluk çektiğimiz genç aktör,
“ Amistad ” filminde canlandırdığı idealist avukat rolüyle bizi adını ezberletmek zorunda bıraktı. Özellikle gülümsediği zaman karşı konulmaz biri olduğunu
“ EdTV ”deki Matt rolüyle ispatlayan Matthew, gerçek hayatında bir kovboy. Şöhrete aldırış etmeyenler tayfasında yer alan yetenekli aktör, sinemada kalıcı olmak ya da herkes tarafından beğenilmek gibi bir derdi olmadığını vurguluyor.