bigglook
biggtravel
biggmenu
biggistanbul
biggauto
biggfootball
biggclub
biggshop
 

 

Filmler
  Yeni Çekilenler
Kamera Arkası
Film Arşivi
Ünlüler Arşivi
  Aktörler
Aktristler
Yönetmenler
 
Konuklar
  Haftanın Yıldızı
Haftanın   Röportajı
Dosyalar
  Festivaller
Klasik Filmler
Kült Filmler
SinePortre
ÖzelDosya
E-Kartlar
Film Afişleri
Haberler
     

İnsan zihnine derinlemesine nüfus edebilen ender sinemacılardan biri olan Fransız yönetmen Alain Resnais, sinemanın olanakları konusundaki geleneksel anlayışı kökten dönüştürmesi noktasında İtalyan sinemasının önemli ismi Michelangelo Antonioni ile özdeşleştiriliyor.

1922 yılında doğan dahi yönetmen, kariyerine kısa metrajlı belgesel filmler çekerek başladı. “Van Gogh ” ( 1948 ), “ Gauguin ” ( 1950 ) ve “ Guernica ” ( 1950 ) gibi sanatı temel alan filmler yapan yönetmen, “ Hiroshima Mon Amour ”dan önceki 11 yıllık sinema hayatında pek çok belgesele de imza attı. Bunların arasında en çarpıcı olanı hiç şüphesiz 1955 yılında gerçekleştirdiği “ Night and Fog ” adlı filmdi.

Yahudi soykırımının belki de sinema tarihinde en yoğun ve derinlikli ele alındığı film, otuz dakikalık süre içerisinde ele aldığı konsantrasyon kampları üzerine “ metafizik bir dokunuş ” örneği sergiledi. Filmin senaryosunu “ Muriel ” adlı filminde de Resnais ile birlikte çalışan ve aynı zamanda Nazi kampından sağ kurtulmayı başaranlar arasında yer alan Jean Cayrol kaleme almıştı. Claude Lanzmann’ın 1985 yılında çektiği “ Shoah ” filmi ile Steven Spielberg’in “ Schindler’s List ”filmlerinde de “ Night and Fog ”un etkisini görmek mümkün.

Resnais’in sinemadaki ilk büyük başarısı olan ve aynı zamanda Resnais’i Resnais yapan film olarak görülen “ Hiroshima Mon Amour ” ( 1959 ), modernist sinemanın yapı taşları arasında yer aldı. Fransa’nın önemli düşünürlerinden filozof Henri Bergson ile yazar Marcel Proust’un etkilerinin oldukça hissedildiği film, hafıza, bilinç, zaman ve uzam unsurlarının iç içe örüldüğü bir mozaiği andırıyordu. 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana Fransa’da meydana gelen en ürkütücü film olarak gösterilen “ Hiroshima Mon Amour ”, Hiroshima’yı ziyaret eden Fransız bir aktristin Japon bir mimara aşık olmasıyla başlar. Fakat kadın, Özgürlük Günü’nde vurulan ilk aşkı olan Alman askerini bir türlü hafızasından çıkaramamaktadır. Aynı şekilde mimar adam da, savaş sırasında atılan atom bombalarıyla telafisi mümkün olmayan acıları içinden söküp atamamaktadır.

Geri dönüşler aracılığıyla sinemanın öznel zaman kavramını dönüşüme uğratan Resnais, filmdeki karakterlerin iç dünyalarını, geçmiş ile gelecek ve kişisel ile kamusal arasındaki çatışma aracılığıyla özellikle ölümün zuhur etmesi noktasında pediküre yansıttı. Birçok eleştirmen, filmin bu kadar çok başarılı olmasının sebebini, filmin senaristi olan Marguerite Duras ile Alain Resnais arasındaki düşünsel uyuma bağladı. Belgeselci gerçeklik ile formel çıkarımın bir kombinezonu olarak görülen “ Hiroshima Mon Amour ”, genel tarih ile öznel hafıza, geçmiş ile gelecek, olgu ile kurgu ve nesnel veri ile öznel monolog arasında çatışmayı yansıtması noktasında Duras’ın romanlarını çağrıştırıyor. Bilincin karmaşık işleyişini yansıtmak için geleneğe aykırı bir montaj tekniği kullanan Resnais, özellikle bu noktada dünya sinemasında önemli bir yere kavuştu.

Resnais’in ikinci filmi olan “ Last Year at Marienbad ” ( 1961 ), zaman ve hafıza arasındaki açılımı, tarih, politika ve psikolojiden soyutlayarak tamamıyla ruhsal bir platforma oturtan bir film oldu. Senaryosunu ‘ nouveau romancier ’ Alain-Robbe-Grillet’in yazdığı film, büyük sinematograf Sacha Vierny tarafından çekildi. “ Last Year at Marienbad ”deki gerek öykünün ele alınışı ve gerekse de zamanın akışı noktasında bir labirenti andıran yapı, barok tarzı tırabzanlar, rokoko tarzı koridorlar ve soğuk atmosferli bahçeleriyle insanı büyüleyen Marienbad şatosu sayesinde olağanüstü bir mekansal anlatım içerisinde ortaya kondu. Bu filmle birlikte adı Fellini, Antonioni ve Bergman gibi önde gelen Avrupalı sinemacıların arasında duyulan Resnais, “ zarif esrarengizliğin müteahhidi ” olarak anılmaya başladı.

Karakterlerini, genel kavramlara, duyguyu zihinsel soyutlamalara, politik angajmanı varoluşsal umutsuzluğa boyun eğdirdiği için ciddi eleştirilere maruz kalan yönetmen, 1963 yılında daha acıklı ve politik bir film olan “ Muriel ”ı gerçekleştirdi. Filmde, orta yaşlı bir kadın eski sevgilisini, kendisini ve savaştan yeni dönen üvey oğlunu ziyaret etmesini ister. Genç asker, gözleri önünde ölüme mahkum edilen Muriel adındaki kadının hatırasıyla yaşamaktadır. Adam ile kadın ise geçmişlerinin esiri olmuş iki insandır. Resnais, önceki filmlerinde olduğu gibi geçmiş ve geçmişin şimdiye olan etkilerini irdelemek için zaman kavramıyla cebelleşir.

Sonraki
   
Vizyondakiler
   
Gelecek Program
   
Salonlar

 



Alain Resnais’in Filmleri
Hiroshima Mon Amour
Last Year at Marienbad
Muriel
The War Is Over
Je T’aime, Je T’aime
Night and Fog
Stavisky
Providence
Mon Oncle D’Amerique
Life Is a Bed of Roses
L'Amour A Mort
Mélo
I Want to Go Home


Alain
Resnais ile Röportaj


o

| ANA SAYFA | Vizyondakiler | Pek Yakında | Sinema Salonları | Haberler |
| Film Arşivi | Ünlüler Arşivi |Forum |
Copyright 2002 - On-Net A.Ş. | Bigglook
cinema@bigglook.com