|
3-10 Mart
tarihleri arasında Ankara'da 4.sü gerçekleştirilecek " Uçan Süpürge Kadın
Filmleri Festivali " kapsamında, " Yeni Dalga'nın Büyükannesi "
kabul edilen Fransız yönetmen Agnes Varda'nın 5 önemli filmi Ankara'lı sinemaseverlerle
buluşuyor.
Festival
kapsamında yer alan "Beşten Yediye Cléo " (Cleo de 5 a 7), " Mutluluk
" (Le Bonheur), " Yaratıklar " (Les Creatures), " Çatısız
Kuralsız " (Sans Toit Ni Loi), " Artıkçılar ve Ben " (Les Glaneurs
et la Glaneuse) filmleri sayesinde izleyiciler, döneminde yeni oluşan sinema dilinin
( Yeni Dalga ) öncülerinden olan, belgeselci yanını hiç kaybetmemiş, sinema dilinin
sınırlarını zorlamış ve geliştirmiş Varda ile tanışma imkanı bulacaklar.
Fransız
sinema yönetmeni ve fotoğraf sanatçısı olan Agnes Varda, 30 Mayıs 1928'de Brüksel'de
doğmuştu. İlk filmi " La Pointe Courte " (Kısa Uç) ile 1960 sonrası
sinema sanatını önemli ölçüde etkileyen Yeni Dalga'nın habercisi olmuş az sayıdaki
kadın yönetmenden biri olarak ün yapan Varda, Midi bölgesinde geçen yetişkinlik
döneminden sonra Sorbonne Üniversitesi'nde ve Louvre Okulu'nda öğrenim gördü.
Başlangıçta
müzeci olma isteği sonradan fotoğrafçılığa dönüştü. 1951-61 arası Theatre National
Populaire (Populer Ulusal Tiyatronun)'in fotoğrafçılığını yaptı. Bu dönemde hem
tiyatroya hem sinemaya ilgi duymaya başladı. Sinemayı pek izlemezdi ve teknik
deneyimi yoktu, buna rağmen ilk filmiyle yaratıcı bir sanatçı olduğunu gösterdi.
Sonraki
yedi yıl boyunca başka uzun film yapma olanağı bulamadı ama, ödüller kazanan kısa
filmler çekti. Bunlardan 1957 yılında çektiği " O Saisons O Chateaux "
(Ey Mevsimler Ey Şatolar) ve 1958'de çektiği " Du Cote de la Cote "
(Kıyının Köşesinden) turistik amaçlı filmlerdi. Varda, konularının sınırlılığına
karşın, incelikli görsel üslubunu beyaz perdeye yansıtmayı başarmıştı.
Varda'nın
iç gözleme dayalı, entelektüel bir yapıt olan ikinci uzun filmi, 1961 yılında
" Cleo de 5 a 7 " (5'den 7'ye Cleo) adıyla yeni dalganın simgesi olarak
ortaya çıktı. Cleo'nin kanserli olup olmadığını öğrenmek için beklerken geçirdiği
süreyi ele alan ve çevresindeki dünyayı yeni bir bakışla algılayışını işleyen
filmde Varda, parlak bir yönetmen olduğunu bir kez daha kanıtladı. Yapıtlarının
tümünün belirgin özelliği keskin duyarlılığı ve fotoğrafçı gözüyle yakaladığı
görsel ayrıntılardı.
Yönetmen,
1964'te, genç bir marangozun gerçekçi olmayan öyküsü içinde soyut bir mutluluk
betimlemesi olan " Le Bonheur " (Mutluluk) filmini çekti ve bu en fazla
tartışılacak filmi oldu. Bu filmi 1966'da " Les Creatures " (Yaratıklar)
izledi. Ardından ABD'ye giden Varda orada iki kısa bir de uzun film çekti: 1968'de
" Yanko Amca ", yine aynı yıl " Black Panters " (Kara Panterler)
ve 1969'da " Aslanın Aşkı " birbirini izledi.
Sonraki
yapıtları arasında 1976 tarihli " L'une Chante L'autre Pas " ( Biri
Şarkı Söyler Öteki Söylemez) ve 1985 tarihindeki Venedik Film Şenliği'nde Altın
Ayı ödülünü kazandığı " Sans Toit Ni Loi " (Yersiz Yurtsuz) sayılabilir.
1990'lı
yıllarda " Jacques de Nantes " ( Nantes'lı Jacques ), " Le Cent
et une Nuits " ( Binbir Gece ), " The Universe of Jacques Demy "
( Jacques Demy'nin Yaşamı ) gibi filmlere imza atan Varda, 1962'den beri yönetmen
Jacques Demy ile evlidir.
|