bigglook
biggtravel
biggmenu
biggistanbul
biggauto
biggfootball
biggclub
biggshop
 

 

Filmler
  Yeni Çekilenler
Kamera Arkası
Film Arşivi
Ünlüler Arşivi
  Aktörler
Aktristler
Yönetmenler
 
Konuklar
  Haftanın Yıldızı
Haftanın   Röportajı
Dosyalar
  Festivaller
Klasik Filmler
Kült Filmler
SinePortre
ÖzelDosya
E-Kartlar
Film Afişleri
Haberler
     

Hayatın sıradışı karakterlerini ve durumlarını ele alan sıcak ve insani filmlere imza atan Lasse Hallström dünya çapında tanınan İsveçli bir yönetmen. 20 yıla yakın bir süre İsveç’te televizyon dizileri ve sinema filmleri yapan yönetmen, 1985 yılında çektiği, “ My Life as a Dog ” ile nihayet dünyanın ilgisini çekmeyi başarmış, bu filmle “ En İyi Yönetmen ” ve “ En İyi Senarist ” dallarında Oscar’a aday gösterilmişti.

Amatör bir sinemacının oğlu olarak 2 Haziran 1946’da Stockholm’de dünyaya gelen Hallström, sinema çalışmalarına lise sıralarında başladı. Bir grup arkadaşının da yardımıyla yaptığı ilk filmi, okuldaki öğrencilerden oluşan müzik grubu konu alan bir kısa filmdi. Filmin İsveç televizyonunda gösterilmesiyle profesyonel sinema kariyerine adım atmış oldu Hallström.

Mezuniyetinin ardından televizyon için çok sayıda çalışma yapan yönetmenin 1969’da yaptığı “ Shall We Dance? ”i, 1972 yapımı “ The Love Seeker ” takip etti. Bu film, o yılın Montreux Televizyon Festivali’nde İsveç’i temsil edecek film olarak seçildi. Ertesi yıl çektiği, İsveç gençliğini konu alan televizyon filmi “ Shall We Go to My or Your Place or Each Go Home Alone ” nın aldığı olumlu tepkiler, Hallström’ün ilk uzun metrajlı filmini çekmesinin yolunu açacaktı.

“ En Kille och en Tjej ” adını taşıyan 1975 tarihli bu filmin ardından birtakım komedi filmlerine imza atsa da, asıl çıkışını 1985 yapımı “ My Life as a Dog ” ile yaptı. Bir dağ kasabasında yaşayan 12 yaşında yaramaz bir oğlan çocuğunun maceralarını konu alan bu film, etkileyici sıcaklığı ve dokunaklılığı sayesinde uluslararası alanda övgüler aldı. Film Oscar adayı olmakla kalmaz, New York Film Eleştirmenleri “ En İyi Yabancı Film ” ödülüne de layık görüldü.

“ My Life as a Dog ”un sağladığı başarının ardından İsveç’te kalarak çocuk filmleri çeken yönetmen 1991 yılında ABD’ye giderek ilk kez yurtdışında bir film çekti. “ Once Around ” adını taşıyan bu romantik komedide Holly Hunter Boston’lu bir kadını, Richard Dreyfuss da milyoner bir adamı canlandırmaktaydı.

İzleyiciler tarafından beğeniyle karşılanan bu filmin ardından 1993’te çektiği “ What’s Eating Gilbert Grape ”, yönetmenin uluslararası ününü pekiştirdi. Sıradan günlük hayatını değiştirmek isteyen bir genç adamın yolculuklarını konu alan filmde başrol oyuncusu Johnny Depp’in otistik kardeşini canlandıran Leonardo Di Caprio, bu rolüyle bir Oscar’a ve Altın Küre’ye aday gösterildi.

Hallström, bir sonraki filmi “ Something to Talk About ” ( 1995 ) ile romantik komedi türüne dönüş yaptı. Julia Roberts, Dennis Quaid, Gena Rowlands ve Robert Duvall’in rol aldığı film, güneyli bir ailenin iki kuşağı arasındaki hikayeyi anlatmaktaydı. Film, “ What’s Eating Gilbert Grape ” kadar başarı sağlayamadıysa da izleyicilerin beğenisini kazandı.

Bu filmin ardından dört yıl boyunca herhangi bir filme imza atmayan yönetmen, 1999 yılında John Irving’in romanından beyaz perdeye uyarlanan ve dünyayı dolaşmaya karar veren bir yetimi anlatan “ The Cider House Rules ” ile sinemaya etkili bir dönüş yaptı. Tobey Maguire, Charlize Theron ve Michael Caine’in rol aldığı film Caine’e “ En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ” Oscarını kazandırdı.

Ardından 2000 yılı yapımı “ Chocolat ” geldi. Altı yaşındaki kızıyla Fransa’nın kırsal bir kesimine yerleşip kasaba kilisesinin karşısına bir çikolata dükkanı açan Vianne’in hikayesini konu alan film, hayatın keyif veren yanlarından olan damak zevkinin, insanları, ilişkileri ve hayatı nasıl değiştirebileceğini anlatmaktaydı. Joanne Harris'in beğeni toplayan romanı " Chocolat ”dan sinemaya uyarlanan; başrollerinde Juliette Binoche, Lena Olin, Johnny Depp ve Judi Dench’in yer aldığı film, 2001 Oscarlarına tam 5 dalda aday oldu.

Hallström’ün son çalışması olan “ The Shipping News ”, E. Annie Proulx’un Pulitzer Ödüllü romanından beyaz perdeye uyarlandı. Üçüncü sınıf bir gazetecinin, doğduğu topraklarda geçmişine doğru yaptığı yolculukta kendi özüyle yüzleşmesini konu alan filmin başrollerinde Kevin Spacey, Julianne Moore, Judi Dench ve Cate Blanchett’ten oluşan başarılı bir kadro yer aldı.

Günümüzde insan ilişkilerini ve aile yapısını, zaman zaman sert, zaman zamansa komik bir üslupla anlatan film, parçalanmış yaşamların ardındaki gerçekler ve avuçlarının içerisinden akıp giden hayatı yakalamaya çalışan insanların mücadelesine odaklanmakta...

   
Vizyondakiler
   
Gelecek Program
   
Salonlar

 













 
o

| ANA SAYFA | Vizyondakiler | Pek Yakında | Sinema Salonları | Haberler |
| Film Arşivi | Ünlüler Arşivi |Forum |
Copyright 2002 - On-Net A.Ş. | Bigglook
cinema@bigglook.com