|
Bu
yıl, dünyada olduğu kadar Türkiye sinemalarında da en çok
ilgi gören filmlerden biri olan “ Oğul
Odası ”nın yönetmeni Nanni Moretti, politika ile mizahı
kendine has bir biçimde harmanladığı, saygın festivallerde
ödüller almış altı önemli filmi ile 21. Uluslararası İstanbul
Film Festivali’nin konuğu oluyor.
1995
yılında yine Festival kapsamında gösterilen “ Palombella
rossa / Kızıl Güvercin ” (1989) ve “ Caro
diario / Sevgili Günlüğüm ” (1993) başta olmak üzere,
Moretti’nin “ Sogni d’oro / Altın
Düşler ” (1981), “ Bianca
” (1984), “ La messa e finita
/ Ayin Bitti” (1985) ve “Aprile
/ Nisan ” (1998) adlı yapıtları “ Ustalara Saygı “ bölümünde
seyirci karşısına çıkacak.
İtalyan
sinemasının yaramaz çocuğu olarak anılan Nanni Moretti,
geçen yıl Cannes Film Festivali’nde kendisine Altın Palmiye
ödülünü kazandıran “ Oğul Odası
”nda, eski filmlerinden farklı olarak dramatik yanı ağır
basan bir öykü anlatıyordu. İstanbul Film Festivali, yönetmenin
dünya çapında tanınmasını sağlayan, hiciv ve politika yüklü
eski filmlerini sinemaseverlere sunarak zincirin eksik halkalarını
tamamlıyor.
1953
yılında doğan Moretti, yaşadığı ve çok sevdiği kenti Roma’da
geçen, birbirine eklenmiş küçük öykücüklerden oluşan filmlere
imza attı. Gündelik yaşamın detaylarını eleştirel bir mercekten
geçirerek, politik yanı ağır basan, bu arada absürd mizahın
etkileyici gücünden de yararlanan öyküler anlattı.
Başrollerini
kendisinin üstlendiği filmlerinde, tıpkı “ Sevgili
Günlüğüm ”de olduğu gibi, genellikle günlük tutarcasına,
serbest bir anlatım dilini tercih etti. 1978’de Altın Palmiye
adayı olan ilk önemli filmi “ Ecce Bombo ”dan başlayarak,
hemen bütün filmleri dünyanın dört bir yanında büyük ilgiyle
karşılandı.
Çocukluğundan
beri sinemanın yanısıra su sporlarıyla da içli dışlı olan
Moretti, bu iki takıntısına öykülerinde de sık sık yer verdi.
Yönetmenin festivalde gösterilecek olan, bir çok yarışmada
çeşitli ödüller almış altı filmi, onun politika, mizah ve
sporla olan ilişkisi hakkında kapsamlı bir fikir verecek
nitelikte.
1981’de Venedik’te Jüri Büyük Ödülü’nü alan filmi “ Altın
Düşler ”, annesiyle birlikte yaşayan bir yönetmenin
düş ve kabuslarını konu alıyor. Gerçek dünyanın hayal kırıklıkları
ile düşsel sahnelerin özgün bir karışımından oluşan film,
Fellini’nin başyapıtı “ Sekiz Buçuk ”a bir saygı duruşu
gibidir.
1984’te
çektiği “ Bianca ”da genç
bir matematik öğretmeninin yalnızlığını anlatır. Marilyn
Monroe Lisesi’nde görev yapan kahramanımız, okula yeni atanan
Fransızca hocasına aşık olunca, matematiğin dili ile aşkın
dili arasındaki uçurumun farkına varır. Moretti’nin 1986’da
Berlin’de Gümüş Ayı ödülünü alan bundan sonraki filmi “
Ayin Bitti ”, uzak bir köyde
geçirdiği on yıllık bir inzivanın ardından Roma’ya dönen
genç bir rahibin çevresinde gördükleri karşısında peşpeşe
yaşadığı hayal kırıklıklarını anlatırken, eleştiri oklarını
din kurumuna yöneltir.
1989
tarihli “ Kızıl Güvercin
” ise, İtalyan Komünist Partisi’nin gayrı resmi tarihi içinde
bir gezintiye çıkarır seyirciyi. Moretti, bir sutopu müsabakasına
metaforik anlamlar yükleyerek, gerçeküstücü bir mizah anlayışıyla
İtalyan soluna çevirir kamerasını ve bir anlamda kendini
de dahil ettiği solun başarısızlığına isyan eder.
1994’te
ona Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran “ Sevgili
Günlüğüm ”, hem içerik hem de üslup açısından Moretti’nin
özgün sinemasını özetleyen bir yapıya sahiptir. Yönetmen,
küçük Vespa’sıyla Roma’nın sokaklarını arşınlarken, günlük
tutar gibi hayata, ilişkilere, sinemaya ve tıp dünyasına
ilişkin gözlemlerini aktarır.
Moretti
1998’de bir kez daha Altın Palmiye adayı olan, “ Oğul
Odası ”ndan önceki filmi “ Aprile
/ Nisan ”da, yine kamerayı kendi mesleğine çeviriyor
ve yaratım kısırlığı çeken bir yönetmenin öyküsünü anlatıyor.
Filmin
merkezinde, özel yaşamındaki sorunlarla sinemasal etkinliği
arasında yalpalayan, yaptığı işi çoğu zaman anlamsız bulan,
filmini nasıl bitireceğine bir türlü karar veremeyen tembel
bir yönetmen yer alıyor. Sinema yapmanın doğasına yöneltilmiş
keskin bir eleştiri niteliği taşıyan bu filmi boyunca Moretti,
mızrağın keskin ucunu Hollywood yapımlarına ve film eleştirmenlerine
de dokunduruyor.
|