|
ŞAMPİYONLUĞUN
ÖYKÜSÜ
2002-2003
sezonunu büyük düş kırıklığı ile kapatan Fenerbahçe yeni sezona
Alman teknik adam Daum yönetiminde girdi. Her dönem yıldız
oyuncular için yüksek fiyatları gözden çıkartan başkan Aziz
Yıldırım bu sefer de kadrosuna ünlü isimleri kattı. Bunların
başında Feyenoord’dan alınan Van Hooijdonk geliyordu. Dünyaca
ünlü futbolcunun yanı sıra Ümit Milli Takım’ın temelini oluşturan
futbolcular da Fenerbahçe’ye alındı. Bunların arasında Selçuk,
Mahmut Hanefi gibi isimler dikkat çekiyordu. Yeni sezon öncesi
Rüştü’nün Barcelona’ya gitmesi büyük kayıp olarak görülüyordu.
Bu transfer uzun süre eleştirildi. Onun yerine gelen Alman
Enke’ye dudak bükenler çoğunluktaydı. Trabzon’un Brezilyalı
futbolcusu Aurelio, Tomas ve Luciano gibi yeni futbolcular
kadroya alındı. Bir önceki sezonun ardından Fenerbahçeli taraftarların
beklentisi büyüktü. Avrupa Kupaları’na ara veren Kanarya için
bu durum da bir avantaj olarak görülüyordu.
Sezonun ilk maçı Kadıköy’de İstanbulspor ile oynandı. Herkes
maçtan önce Kanarya’nın zayıf rakibi önünde farklı bir galibiyet
alacağından emindi. Taraftarlar yeni Fenerbahçe için tribünlere
koştular. Ancak 90 dakika sonunda İstanbulspor’un 3-0’lık
galibiyeti yazılıyordu tabelada. Enke için endişelenenler
haklı çıkmış Alman kaleci yediği hatalı gollerle yenilginin
baş sorumlusu olmuştu. Bu maçın ardından radikal bir kararla
Enke’nin bileti kesildi. Lig yarışına yerli eldivenler Volkan
ve Recep ile devam edilecekti. Bir sonraki hafta Trabzon’da
alınan üç puan ve ertesi hafta farklı Elazığ galibiyeti moralleri
biraz olsun düzeltti.
Ligin
iki zorlu takımı Diyarbakır ve Gaziantep karşısında alınan
galibiyetlerin ardından Galatasaray derbisi gelip çattı. Olimpiyat
Stadı’nda oynanan maçta Fenerbahçe iki defa önce geçmesine
rağmen rakibinin gollerine engel olamıyor ve maç 2-2 bitiyordu.
Maça damgasını vuran olay ise Luciano’nun ceza sahasında elle
oynadığı topa Muhittin Boşat’ın penaltı düdüğü çalmamasıydı.
Fenerbahçe’nin cezası nedeniyle İzmir’de yapılan Gençlerbirliği
maçı zor da olsa tek golle kazanıldı. Bir sonraki hafta Konya
maçı farklı kazanıldı. Ancak bu arada tek beraberlik dışında
tüm maçlarını kazanan Beşiktaş arayı açmaya başlamıştı. Kamuoyunda
ise şimdiden Kartal’ı şampiyon görenler vardı. 9. haftada
Bursa deplasmanından beraberlikle çıkan Kanarya, sahasında
Adana’yı gole boğdu. Sebat ile rakip sahada yapılan maçta
kötü futbol ile bir puana şükreden Fenerbahçe ertesi hafta
sahasında Çaykur Rize ile karşılaştı.
DÖNÜM NOKTASI
Ligin
dönüm noktası olarak değerlendirilen maçta yine kötü futbol
1-1'lik sonuç vardı. Ancak maçtan hakem Ali Aydın'ın yaptığı
kural hatası tartışılıyordu. Deneyimli hakem, Rizeli Victoria'ya
iki kez sarı kart göstermiş ancak oyundan atmamıştı. Bu futbolu
sarsacak bir skandaldı. Sonuçta Futbol Federasyonu maçın tekrarına
karar verdi. Bu maç devre arasında yapılacaktı. Ertesi hafta
Samsunspor deplasmanında 3-0 gibi ağır bir yenilgi alındı.
Kazan yine fokurdamaya başlamıştı. Ancak kriz haftaları yönetimin
dirayeti ile çabuk atlatıldı. Bu arada seri puan kayıpları
yaşayan Galatasaray ligden koptu. Kadıköy'de Beşiktaş maçından
iyi futbola rağmen 2-2'lik beraberlik çıktı. Ankaragücü ve
Denizli galibiyetlerinden sonra Malatya beraberliği ile ilk
devre sona erdi. Fenerbahçe bir maç eksiği ile liderin 11
puan gerisindeydi. Futbol kamuoyuna göre lig çoktan bitmiş
Beşiktaş şampiyonluğu daha ilk devreden ulaşmıştı.
Ligin
devre arasında alınan Brezilyalı Nobre'yi kimse tanımıyordu.
Takıma katkıları konusunda kafalarda soru işaretleri dolaşıyordu.
O arada Çaykur Rize maçı tekrarlandı. Ligin seyrini tamamen
değiştiren bu maç 4-1 Fenerbahçe'nin galibiyeti ile bitti.
Nobre golleri ile dikkat çekmişti. İkinci yarının ilk maçında
İstanbulspor zor da olsa tek golle geçildi. Bu arada lider
Beşiktaş 5 futbolcusunun atıldığı maçta sahasında Samsunspor'a
farklı yenilmişti. Bu büyük bir olaydı. Ligin seyri bir kez
daha değişmişti. Trabzon ve Elazığ maçlarından alınan 6 puandan
sonra Kadıköy'de Diyarbakır maçı 2-2 sonuçlandı. Zorlu Gaziantep
ve Galatasaray maçları hasarsız geçildi. Bu arada kimsenin
beklemediği olay gerçekleşmiş ve Fenerbahçe lider olmuştu.
Ankara'daki Gençlerbirliği maçı Van Hooijdonk'un müthiş gayretleri
ile 1-0 kazanıldı. Bu arada lider Beşiktaş puan yitirmeyi
sürdürüyordu. Zirve artık daha yakındı.
Ancak
kimsenin hesaba katmadığı bir takım vardı o da Trabzonspor'du.
Ziya Doğan ile iyi bir hava bulan Karadeniz ekibi seri galibiyetlerle
zirveye göz kırpmaya başlamıştı. Konya, Bursa, Adana ve Sebat
maçlarından gelen 12 puanla Fenerbahçe'nin şampiyonluk şansı
iyice arttı. Çünkü Beşiktaş'ta deprem devam ediyordu. 29.
haftada Çaykur Rize maçı gelip çatmıştı. İlk yarıda tartışmalı
maçın ardından bu rövanş müsabakası merakla bekleniyordu.
Maç boyu kötü bir futbol sergileyen Fenerbahçe sahadan 1-0
yenik ayrıldı. Kadıköy'de Samsun maçında kötü futbol devam
etti ve maçtan 1-1'lik beraberlik çıktı. Gözler İnönü'deki
Beşiktaş maçına çevrilmişti. İkinci yarıda tarihi düşüş yaşayan
Beşiktaş önünde alınan 3-1'lik galibiyet şampiyonluğun habercisi
oldu. Ardından zorlu bir doksan dakika sonucu Ankaragücü maçı
da kazanıldı. Sonunda zorlu bir lig maratondu üstelik herkesin
'Beşiktaş şampiyon' dediği bir maratonda Fenerbahçe mucizeyi
gerçekleştirmiş ve mutlu sona ulaşmıştı.
|