Bigglook Biggtravel Biggcinema Biggauto Biggİstanbul Biggmenu Biggclub Biggshop

 Şenol Güneş ile Röportaj

Türkiye uzun bir aradan sonra yeniden Dünya Kupası'na katılma şansı yakaladı. Eleme maçları süresince bir çok güçlükler yaşadınız. 1.5 yıllık zorlu maraton süresince yaşadıklarınızı anlatabilir misiniz?
"Dünya Kupası'na 48 yıllık bir özlem vardı ama bu süre içinde Türkiye'nin genel durumuna baktığınız zaman her alanda sıkıntıları vardı. 1980 sonrası bir çok değişim yaşanmıştır. Yani dünya globalleşmiştir, teknolojik alanda gelişmeler olmuştur. İnternet vasıtası ile bir çok bilgiye ulaşılmıştır. Bu tür sahalarda eksik kalan insanlar bu yeniliklerle eğitilmiştir ve en azından dünyayı görerek kendi zekasını ve yeteneğini ortaya koymuştur. Türkiye de bunlardan bir tanesidir. Ben Türkiye'de her alanda değişimin yaşandığına inanıyorum ama futbolda ve sporda özellikle daha da büyük adımlar attığımızı düşünüyorum. Çünkü bizim insanımız çok yeteneklidir ve başarılı olmaktadır ama henüz istenilen seviyede değildir. Tesis ve organizasyon açısından noksanları tamamlayacak insanımız vardır."

"Bu bir bayrak yarışı"
"Bana göre Dünya Kupası Elemeleri'ne 48 yıl sonra katılmamız bugünün başarısı değildir. 1996'da katıldığımız ilk Avrupa Şampiyonası, ardından 2000 Avrupa Şampiyonası ve bugün gelinen nokta. Bu bir hizmet yarışıdır. Bizden önce başkaları hizmet etti. Bugün de biz ediyoruz, bizden sonra başkaları olacaktır. Bizim göreve geldiğimiz ilk günler Avrupa Şampiyonası sonrasıydı ve oyunculara biraz olumsuz bakılıyordu. Yani "Bu futbolcular artık misyonunu tamamladı" diye düşünülüyordu ama bu doğru değil tabii ki. Bir insan eğer yüreği ile sahada işini yapıyorsa o insanın misyonu bitmemiştir ve ona destek olmak gerekir. Oyuncularımız sahada görevlerini iyi yaptılar. Biz onlara düşüncelerimizi aktardık, onlar da birbirlerini tanıdılar ve sonunda ilk maçlarda bazı zorluklar olsa da gün geçtikçe yükselen futbol ile çok daha iyi duruma geldik. Hem iyi sonuçlar aldık, hem hedefe vardık. "

"İsveç maçı talihsizlikti"
"Bizim için özellikle İsveç maçında kaybedilen üç puan bir talihsizlikti. Oynadığımız oyunun karşılığı değildi. Bizim verdiğimiz bir söz vardı: "24 puanla birinci olmak." Onu yapamadık ama onun dışında verdiğimiz tüm sözleri yerine getirdik. Kendimizi sonuç bağlamında başarılı kabul ediyoruz. Bence düşünce anlamında da iyi işler yaptık. Daha önce dediğimiz gibi oyuncularımız yeteneklerinin yanı sıra kişilik olarak da iyiler. Bunun sonucunda başarıya ulaştılar. Bu işte aslan payı futbolcuların. Ama onlara destek olan Futbol Federasyonu Başkanı ve Yönetim Kurulu var. Ama ayrıca Türkiye'nin her tarafında yanımızda olan ve bizi sonuna kadar destekleyen taraftarları da unutmamak gerek."

"Gülün dikeni de vardır"
"Medyanın büyük bir çoğunluğu bizi destekledi. Çok küçük bir bölümü ise zaman zaman sivri görüşlerini dile getirdi. Ama gülün dikeni de vardır. Onlara da hoşgörü ile bakmak gerek. Yani bu başarıda açıkçası bütün bu birimlerin katkısı vardır. Biz geldiğimiz ilk gün verdiğimiz sözü yerine getirdik. Ayrıca kadromuzu genişlettik. Son maçta 26 oyuncudan 11 oluşturduk. Hatta "Diğer oyuncuları niye almadınız?" dendi. Bu var olan güveni daha geliştirdi. Oyuncularımız kendi takımlarında daha iyi oynamaya başladılar. Geçen 1.5 yıllık süre hem sonuç bakımından yükselen trend çıtanın yükselmesidir. Aynı zamanda futbol olarak ve düşünce olarak bazı safhaları çok hızlı geçtiğimizi gösterdi. Ama yeterli miyiz? Hala eksiklerimiz var bunu da söylemeliyim."

Sokakta futbolseverlerin size yaklaşımı nasıl? Sizi desteklediklerini gözlemliyor musunuz?
"Tabii ki. Genelde ben çok sıcak ilişkilerde bulundum. Halkın yakınlığını her zaman hissettik. Göreve geldiğimiz zaman bize karşı oluşan, "istememezlik" anlayışını taraftar desteği ile aştık. Onlar diyorlar ki, 'Halk Güneş'i istemiyor.' Hayır tam tersine geldiğimiz ilk günden beri dikkat edin tüm maçlarımızı dolu tribünlere oynadık."

"Hep yanımızda oldular"
"Bizi hiç yalnız bırakmadılar. Çok büyük katkıları vardı. Sadece statta değil televizyon başında olanlar da bizi desteklediler. Biz onların desteğini hep hissettik. Sokağa çıktığım zaman halkın desteğini ve yakınlığını gördüm. Onların iddia ettiği gibi olsaydı bu halk maçlarımıza gelmez, tribünleri doldurmazdı. Sonunda da hep birlikte mutlu olduk."

Dünya Kupası hazırlık programımızla ilgili bilgi verebilir misiniz? Şubat ve mart aylarında yapılacak maçlar esnasında lig yarışı da kızışacak. Bu sorunu nasıl aşmayı düşünüyorsunuz?
"Lig planlaması zaten yapıldı ayrıca ligin bitimini 5 Mayıs'a çektik. Dolayısıyla bir sorunumuz yok. Lig zaten bir rekabettir, yarışmadır ama Türkiye içinde kalan bir olaydır. Bunu kendi çapında bırakmalı. Zaten biz takımlarımızın uluslar arası alanda başarılı olmasını istiyoruz. Zaten bu yapılan yarışmalar da buna yönelik olmalıdır. Lig içinde tabii ki bir takım şampiyon olacak, üç takım küme düşecek, diğerleri de sıralamadaki yerini alacak. "

"Dünya Kupası çok önemli"
"Ama bu sene özellikle Dünya Kupası çok önemlidir. Herkesin bunu düşünmesini istiyoruz. Ligin bitiminden sonra bir dinlenme dönemi zaten olacak. Bu arada rakiplerimizi inceleyeceğiz. Bizim 13 Şubat, 7 Mart ve 17 Nisan tarihlerinde üç hazırlık maçımız olacak. Bunlar UEFA ve FIFA tarafından ortak belirlenen hazırlık maç tarihleridir. Rakiplerimiz Ekvator, Güney Kore olacak. Arjantin maçı henüz kesinlik kazanmadı. Bu maç belki olmayacak. Önceden anlaşılmıştı ama sonradan değiştiğini öğrendik ama sonuç yok henüz bekliyoruz. Bir de yine Hong Kong'da turnuva var ama bu da daha kesin değil. Demek ki beş ya da altı hazırlık maçı oynayarak Dünya Kupası'na gideceğiz."

Dünya Kupası'nda aynı grupta yer aldığımız Brezilya, Kosta Rika ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında size göre şansımız nedir? İlk maçımızın Brezilya ile olması bizim için bir avantaj mı? Bazı çevreler, "Bu kupada final oynarız" diyorlar. Sizin görüşleriniz nelerdir?
"Final oynamasından mutluluk duyarız. Türkiye'nin başarısını isteyen herkes de final oynamasını değil finalde birinci olmasını ister. Biz hedefimizi söylemiştik zaten. Hedefimiz zirvedir ama zirveye gitmenin yolu da merdivenin ilk basamağına basmaktır sonra ikinci basamağına... Bizim hedefimiz Dünya Kupası'na katılmaktı, bu birinci basamaktı. İkinci basamak turu geçmek. Üçüncüsü bir sonraki turu geçmek. Nedir hedefimiz? Dünya Kupası'nı kazanmak. Bu yıl olur ama sonraki yıl olur onu bilemem. Birileri diyor ki "2002'yi                        kazanırız" Böyle bir şey yok. Futbolda oynamadan maçı kazanamazsınız."

"Futbol sahada oynanır"
"Brezilya maçına gelince gücü belli bir takım. Dört defa kupayı kazanmış, teknik kapasitesi yüksek ve turnuvalara renk katmış bir ülke. Ama bu demek değil ki biz kaybedeceğiz. Hayır çıkacağız, kazanmak için oynayacağız, kaybetsek de fark etmez bizim için. Şunun için fark etmez diyorum. Üç tane maçımız var bizim. Öncelikli hedefimiz gruptan çıkmak. Gereken puanları Brezilya maçında mı alırız, öteki maçlarda mı alırız bunu bilemiyorum onu o gün göreceğiz. Daha önce demiştim. Biz bu takımlarla yakın zamanda oynamadık ve tanımıyoruz. Bunun için de onlara yakın tarza sahip ekiplerle hazırlık maçı oynayacağız ve haziranda da sonucu göreceğiz. Bu iş 'Kosta Rika zayıf, Çin daha zayıf' demekle olmuyor, sahaya çıkıp oynamakla oluyor. Dünya Kupası'na katılan tüm takımlar güçlüdür. Bunun kesinlikle unutulmaması gerek. Biz de iyi takımız ve bunu göstermek istiyoruz."


 Yukarı      Geri Dön
| Ana sayfa | Haberler Copyright 2002 - On - Net A.Ş. Bigglook