Bigglook Biggtravel Biggcinema Biggauto Biggİstanbul Biggmenu Biggclub Biggshop

 Şenol Güneş ile Röportaj

"Yeniliklere açığız"
"Bu da gösteriyor ki ihtiyacımız olan, iyi futbol oynayan herkesi ihtiyacımız da varsa kadroya alırız. Şunu da ifade etmeliyim biz yeni oyunculara açığız. Dünya Kupası'ndan sonra ister istemez bir yenilik olacaktır. Çünkü bu kadro yaşlanıyor artık. Zaten birkaç genç oyuncu aldık bunların sayısı artacak. Ama şu an 'hazır oyuncuyu bırakıp ötekini bir deneyelim' diyemem. Dünya Kupası için böyle bir şansımız yok."

Mustafa İzzet'i kadroda düşünüyor musunuz?
"Olabilir, geçen yıl sakatlığı vardı bu sene daha iyi gidiyor. Gelişmelere bakacağız, eğer o iyi olursa bizim de onun bölgesinde eksikliğimiz olursa alırız. Kadronun zenginliğine bağlı çünkü kadro sayısı düşecek. Son maçta kadroda 26 oyuncu vardı ama biz Kore'ye 23 kişi ile gideceğiz. 20 oyuncu artı üç kaleci ile gideceğiz."

"Bu bir rekabettir"
"Yani bu bir rekabettir ve milli olan olmayan bütün oyunculara söyledim. Bizi orada başarıya götürecek oyuncuları kadroya alacağım. En iyi olanları kadroya alacağım ama bu takıma giremeyenleri beğenmiyorum anlamını taşımaz."

Dünya Kupası'na gidecek kadroyu ne zaman açıklayacaksınız?
"Mayıs ayında açıklanacak ama o tarihten bir ay önce 35 kişilik bir kadro belirleyeceğiz. Önce bunu istiyorlar çünkü. Ardından da son olarak bir hafta evvel son kadroyu açıklayacağız."

Hakan Şükür gibi önemli bir oyuncumuz Inter'de kadro dışı. Size göre Hakan'ın maç eksiği var mı? Bu konuda alacağınız önlemler olacak mı?
"Hakan'ın maç eksikliği bizim için daha önce sıkıntı olmadı bunu aşmıştık. Hakan da bu konuda gayret gösterdi. Kamuoyunda eleştirilerin arttığı dönemde ona hep sahip çıktık. Ama tabii bir oyuncunun hep bu durumda olması doğru değil. Kendisi ile hep görüşüyorum. Yılbaşından sonra başka bir takıma transfer olma durumu var. Bir oyuncunun maç eksiğinin olması tabii ki iyi bir şey değil."

Inter'in Hakan Şükür'ü kadro dışı bırakmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Olay bence tamamen ticari. Inter, Hakan'ı satıp para kazanması düşünüyor. Hocanın kafasında da bu var. Yoksa Hakan'ın oyunculuğundan kaynaklanan bir şey değil. Zaten Hakan bu sene de çok iyi oynadı."

Rüştü dışında yerli kalecilerin kimi zaman formsuz oldukları gözleniyor. Size göre geçmiş dönemlerde olduğu gibi yerli kaleci sıkıntısı yaşanıyor mu?

"Şu an için kalede sıkıntımız yok. Uzun vadede düşündüğümüz bazı isimler var. Onların bazıları oynamıyor şu an ama hep aklımızdalar. Mesela Ömer çok iyi bir kaleci. Gelecekte daha çok şans bulacaktır. Arkasından Metin Aktaş var. Galatasaraylı Kerem var iyi performans gösteren. Şu bir gerçek kalede sayısal olarak fazlalığımız yok ama sıkıntımız da yok. Mesela 10 kaleci olsa daha iyi olacak. İtalya gibi değiliz yani"

Fevzi için ne düşünüyorsunuz?
"Fevzi şu an moral olarak eksik durumda. Gelecekte olabilir ama şu an için düşünmüyoruz. Peşin fikirli olmak da doğru değil gelecekte ne olur bilemiyoruz."

Yani Türkiye'de bir kaleci sıkıntı yok diyorsunuz.
"Kale çok özel bir yerdir. Yabancı kalecinin çok olması bazı sıkıntılar doğuruyor. Ama gençler hep futbol oynamak istiyorlar. Kaleye pek geçmek istemezler. Kulüpler de işin kolayını seçiyorlar, kendilerini sağlama almak istiyorlar ve yabancıları tercih ediyorlar. Belki çok başarılı değiller ama gençlerin önünü kapatıyorlar."

"Yabancılar tercih ediliyor"
"Mesela kulüplere baktığınız zaman aşağı yukarı 10 yabancı kaleci var. Yimpaş Yozgat'ta bir ara Gökhan oynuyordu şimdi Diallo oynuyor. Bence Gökhan ondan kötü değil. Aynı biçimde Ankaragücü'nde de Da Silva oynuyor. Denizlispor da da öyle. Maalesef bu sıkıntı var."

Rüştü için neler diyeceksiniz?
"Rüştü bana göre Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi kalecilerinden bir tanesi. Oynadığı oyun ortada. Hem tecrübesi de çok. Avrupa Şampiyonaları görmüş. Şimdi de Dünya Kupası görecek."

Basında yapılan eleştiriler hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce medya Milli Takım'ı Dünya Kupası macerasında nasıl etkiledi?
"Şunu samimiyetle söylüyorum. Başarımızda herkesin katkısı oldu ama medyanın çok katkısı oldu. Bunu asla inkar etmem. Çoğunluk çok güzel fikirlerle bize destek verdiler. Ağır eleştiriler de yaptılar. Ama bazı arkadaşların bizi istememezliği oldu. Onlar çok ses getirdiler. Onların sayısı çok az. Ha istememezlik hala devam ediyor. Olabilir, beni istemeyebilirler saygıyla karşılarım. Ama başarımıza katkıları olmadı. Ben ona üzülüyorum."


"Bu tip insanlar prim yapıyor"

"Ben Milli Takım'ın başındayım, ülkeyi temsil ediyorum ve kim olursa olsun buna saygısızlığı kabul etmiyorum. Bu tip insanlar ses getiriyorlar bu da ülkenin talihsizliğidir. Aklı selim eleştiri yapanlar öne çıkmıyor, bunlar öne çıkıyor. Belki de bunun için yapıyorlar. Ülkenin bu düşüncesinin değişmesi lazım. Yani doğru iş yapanların ön plana çıkması lazım. Ama hep onlar işler iyi de gitse, kötü de gitse ön planda oluyorlar. Bu da onların şansı."

Avusturya maçından sonra yaptığınız açıklama sırasında istifayı düşüyor muydunuz?
"Hayır benim öyle bir ifadem yok ki. Benim sözlerime dikkat edilmesi gerekiyor. Yine söylüyorum, benim mukavelem 2004 yılında bitiyor. O zamana kadar ayrılırsam tazminat ödemem gerekiyor. O kadar param yok zaten benim. Ayrılmam mümkün değil. Zaten ayrılmayı da doğru bulmam. 1.5 sene hiç konuşmamıştım. Ama onlar kendi içinden konuşmuşlardı. Ben o gün şunu dedim: 'Ben görevimi yaptım. Bunun mutluluğunu yaşıyorum. Bana yapılanlar başkasına yapılmasın.' Başından beri beni istemeyenler bunu istifa olarak yorumladılar. Aksini savunanlar da 'İstifa etmeye hakkı yok' dediler. Bunun takıma zarar vereceğini söylediler."

"Geçmişle uğraşmak istemiyorum"
"Ben o gün istifa kelimesini kullanmadım ama gerekirse kullanırım. Ben tüm basının yetkilileri ile görüştüm. Artık geçmişle uğraşmak istemiyorum. Bundan sonra müşterek çalışmayı istiyorum. Her zaman ben size gelirim, siz bana gelebilirsiniz. Ama kimse hiyerarşik olarak birbirine saygısızlık yapmasın. Çünkü ülkenin buna tahammülü yok. Bunlardan eleştiriye karşı olduğum fikri çıkmasın. Eleştiri tabii olacak ama 'ben seni istemiyorum' deyip senaryo hazırlamak eleştiri değildir. 'Ben seni istemiyorum' dersin olay biter. Ondan sonra bir bahane bulmazsın, yalan uydurmazsın. Doğru söyleyen insan hikaye uydurmaz. Benim işim kişilerle değil. Eleştiri oyuncumu etkilemişse ben ona bakarım onun için cevap veririm. Ama şu da unutulmasın. Basın tarafsız olmalı, basın sorumlu olur, olumlu olur, yön verir, mesaj verir."


 Yukarı      Geri Dön
| Ana sayfa | Haberler Copyright 2002 - On - Net A.Ş. Bigglook