|
'F1'e
damga vuracağız'
Dünyanın
büyük bir çoğunluğu meşin yuvarlağın
cazibesine kapılmış ille de 'futbol'
deyip, 24 saat tuttukları takım ile
yatıp kalkarken, bazıları için otomobil
sporlarının üstüne 'spor' yoktur.
Onlar için pistlerde uçarcasına giden
otomobillerin, finişlerde dalgalanan
dev damalı bayrakların, birbirinden
ünlü ve yetenekli pilotların, alabildiğine
uzanıp giden görkemli pistlerin dünyada
eşi benzeri yoktur. Onlara göre otomobil
sporlarında bir yarış boyunca yaşamanın
heyecanı başka hiçbir spor branşında
tatmak mümkün değildir.
Türkiye'de de
bu spora ilgi duyan, F1 pistlerinde
dönen tekerlerlerin finişe yolculuğuna
gönül verenler var. Ve onlar uzun
uğraşların sonucunda gelecek sene
ülkemizde yapılacak 'Türkiye Formula
1 Yarışları'nı iple çekiyorlar. Onlar,
artık hep ekranlardan görmeye alışkın
oldukları Michael Schumacher'i, Baricchello'yu,
Rakkinen'i, Hakkinen'i ve daha nice
pilotları üstelik canlı olarak görmek
için sabırsızlanıyorlar.
İşte ülkemizde düzenlenecek
F1 Yarışları'nın ülkemize getirmek
için olağanüstü çaba harcayan ve sonunda
amacına ulaşan Türkiye Otomobil ve
Motor Sporları Federasyonu Başkanı
Mümtaz Tahincioğlu ile F1 Yarışları
için yapılan hazırlıkları, geleceğe
dair projeleri, Formula 1 dünyasının
ünlü pilotlarını ve daha bir çok konuyu
konuştuk...
- Türkiye'de gelecek
yıl düzenlenecek Formula 1 Yarışları,
ülkemiz için çok büyük bir deneyim
olacak. Şu anda hazırlık çalışmalarında
gelinen aşamayı anlatır mısınız?
-
Pist çalışmalarına başlamadan önce
bazı safhalardan geçtik. Mesela, Türkiye'de
yapmayı planladığımız F1 Yarışları'nı
hükümetlere anlatmak, plan ve projelerimizi
bildirmek, sonra kontrat aşaması,
yarışları düzenleyebilmek için gerekli
devlet taahhütleri, kontratın imzalanması
ve temel atma töreni. Bu aşamalardan
sonra şu anda gelinen noktada planladığımızdan
iki ay önde gittiğimizi söyleyebilirim.
İnşaat aşamasında bazı aralar vermemize
rağmen çalışmalarımız hiç aksamadı.
Mart ayında üç vardiyalı çalışma sistemine
geçilmesi planlanıyor. Böylece daha
da hız kazanmış olacağız. Yolun yapımı
ve otopark çalışmaları var. Bizim
hedefimiz 2004 yılının sonuna geldiğimizde
kaba inşaatı tamamlamak. Pistin görünüşünün
tamamlanması ve ince ayarların yapılması
gerekiyor. Henüz takvim belirlenmedi
ancak biz 2005 yılı ağustos ayında
burada yarışlar düzenlenecekmiş gibi
işlerimizi tamamlamayı hedefliyoruz.
- F1 sportif özelliklerinin
yanı sıra ekonomik açından da çok
cazip bir spor. Bu organizasyon size
göre ülkemize neler kazandıracak?
- Ben bunu üç yönden
değerlendiriyorum. Öncelikle olayın
sportif yönüne bakalım; bu sayede
ülkemizde sporcu yetiştireceğiz, bu
çok önemli. Bu tür uluslararası organizasyonlar
eğitim ve test tesislerinin artması
demek ki bu sporumuz için çok önemli.
İkinci olarak ekonomik boyutu var
bu olayın. Biz yarışlara en az 50-60
bin seyirci bekliyoruz.
Bu kişiler en az 1000 dolar harcasalar,
50 milyon dolar toplam rakama ulaşılır.
Bu rakamı arttırmak tamamen bize bağlıdır.
Yarışlar esnasında oteller dolacak.
Oradan da ekonomimiz canlanacak. Burada
şu hususu belirtmek gerekiyor. Yarışların
düzenlenebilmesi için 13.5 milyon
dolarlık devlet taahhüdü şart.
Bizim
amacımız devletin yerine bu parayı
buraya gelecek seyircilerden sağlanacak
kazançla ödemek. Bu yarışların üçüncü
yanı ise ülkemizin tanıtımı. 203 ülkeye
canlı yayınlanan Formula 1 Yarışları,
yaklaşık 1.5 milyar insan tarafından
izleniyor.
Düşünün bu kadar sayıda insan Türkiye
Yarışları'nı izleyecek. 1.5 milyar
insana hitap eden bir reklam filmi
hazırladığınızı düşünün. Bunun maliyeti
bütçemizi kat kat aşar. Bu 1.5 milyar
insanın yalnızca binde ikisi Türkiye'ye
gelse bu 3 milyon kişi eder. Demek
ki ülkemize gelen turist sayısına
3 milyon kişi eklenecek.
- F1 Yarışları için
İstanbul'u tercih etmenizin nedeni
neydi?
- Bizim Formula Derneği
olarak herhangi bir şartlanmamız yoktu.
Ancak FOA Başkanı Ecclestone, İstanbul'da
organizasyonun yapılmasını arzuluyordu.
Biz de aday olacak kentler için kriterler
istedik. Sonuçta Antalya, İzmir ve
İstanbul en uygun kentler olarak ortaya
çıktı. Mesela Kırşehir de çok istedi
organizasyonu ancak onların hiçbir
niteliği uygun değildi. Sonuçta tercih
aşamasına geldiğimizde önümüze iki
belirleyici faktör çıktı. Birincisi
marka; bugün İstanbul'un dünyada sahip
olduğu ünü tartışmaya gerek yok. İkincisi
maliyet; İstanbul, dünya üzerinde
konum itibarıyla Avrupa'ya en yakın
durumunda olan en büyük kent. Avrupa'dan
gelenler için de ilk büyükşehir. Ayrıca
diğer şehirlerimizdeki organizasyonlarda
tüm ekipmanın uçaklarla taşınması
gerekiyordu ki bu 5 milyon dolar ekstra
maliyet demekti. Bir de turistlerin
İstanbul'da para harcaması çok farklıdır.
-
İstanbul'un yatak kapasitesi yetecek
mi?
- Şu an için İstanbul'un
yatak kapasitesi sayısı 74 bin. Yarışları
düzenleyeceğimiz tarihte bu sayı 80
bine kadar çıkacaktır. Bu açıdan herhangi
bir sorun yaşamayacağız.
- Formula 1 Yarışları'nda
Türkiye nasıl temsil edilecek?
- Biz iki büyük organizasyonu
başarı ile gerçekleştirdik. Dolayısı
ile geçmişten gelen bir deneyimimiz
var. Avrupa Ralli Şampiyonası bizim
açımızdan çok başarılı geçmişti. Orada
ilk altıya girdik. Unutmayın ki rallide
100 kilometre karelik bir alan söz
konusudur.
- F1 Yarışları'nda
son senelerde Alman pilot Michael
Schumacher'in büyük bir üstünlüğü
var. Siz bir sporsever, bir spor adamı
olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bu yarışlarda kimin
birinci olacağına önceden karar veremezsiniz.
Michael, olağanüstü yetenekleri olan
bir sporcudur. Ben eminim ki başka
bir otomobil ile de başarılı olur.
Aslında bu işin iki yönü var; birincisi
pilotların önünde bir Schumacher örneği
var. Herkes en az onun kadar başarılı
olabilmek için çok çabalıyor. Herkes
kendine hedef olarak onu geçmeyi koyuyor.
Bu olumlu yanı. Ancak önemli bir handikap
da seyirci kaybı yaşanması. Çünkü
birinciliğin hep aynı kişide kalması
insanları pistlerden uzaklaştırabiliyor.
FIA, bunun önüne geçebilmek için çok
uğraştı. Ancak başarılı olamadı.
-
Sizin favori pilotunuz kim?
- Tabii en çok takdir
ettiğim kişi Schumacher. O artık bu
sporun duayeni. Ancak ben gençlerin
de kazanmasını istiyorum. Özellikle
Rakkinen beğendiğim sporculardan birisi.
- Oto sporlarında mesela
Finlandiya'dan çok önemli pilotlar
var. Bir gün pistlerde Türk pilotları
da görebilecek miyiz?
- Şunu söylemeliyim
ki top sahası yoksa futbolcu yetiştiremezsiniz.
Finlandiya'nın bu spor için çok iyi
bir altyapısı var. İklim yapısı ve
doğa faktörleri de önemlidir. Bizim
yaptığımız tesislerin bir amacı da
sporcu yetiştirmek. Bizim onlardan
hiçbir farkımız yok. zaman içinde
Formula 1'de yarışan Türk pilotları
göreceğiz. Benim şahsi fikrime göre
5 sene içinde pilotlarımızı F1'de
izleyeceğiz.
- İnsanlarımızın
otomobil sporlarına olan ilgisi için
neler diyeceksiniz?
- Son 10 yılda büyük
bir artış var bana göre. Tabii bunda
TV yayınlarını büyük etkisi oldu.
NTV yayınlar sırasında iyi bir rating
yakalıyor. Demek ki izleyenler çok.
- TOMSFED olarak devletten
motor sporları için yeterli desteği
alıyor musunuz?
- Herşeyi devletten
beklemek doğru değil. Türkiye'de 20
olan federasyon sayısı kısa sürede
47'ye çıktı. Bu ortamda devlet hepsine
yetişemez. İmkanlar başka yerlerden
bulunabilir. Mesela sponsorluklar
gibi. Ancak hemen belirtmek gerekiyor
ki büyük organizasyonlarda mesela
Formula 1 Yarışları gibi devlet desteği
çok önemlidir.
- Medyanın otomotiv
sporlarına bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz
?
- Bundan 10 sene öncesine
göre büyük gelişmeler var. Mesela
gazeteler eskiden bu işe fazla yer
vermezdi. Ama şimdi bakıyorsunuz özel
ekler çıkartıyorlar. Bunda televizyonculuğun
gelişmesinin katkısı büyüktür. Bir
de sizin gibi internet medyası var
ki bu bana göre ihtisas medyasıdır.
İşinizi bilerek yapıyorsunuz. Bu da
sporumuza katkılar sağlıyor.
- Türkiye'de çoğu zaman
basında başarılar aşırı abartılıyor,
başarısızlıkta ise tepkiler sınırı
aşabiliyor. Siz bir bakıma fazla göz
önünde bulunmayan bir federasyon olarak
kendinizi baskılardan uzak ve rahat
hissediyor musunuz?
- Baskılar aslında
bizim için de geçerli. Hatta bizim
için gizli baskı var diyebiliriz.
Bizde de güzel çalışmalar, başarılar
her zaman kıskanılmıştır. Ama biz
biraz farklıyız. Amatör zihniyetle
profesyonel iş yapıyoruz. İşimiz o
kadar çok ki geriye dönüp bakmaya
ve birilerine cevap yetiştirmeye zamanımız
yok. Bizi yanlış anlayanlar, yaptıklarımızı
çekemeyenler bizim içimizde de var.
Ama biz bunlarla uğraşmıyoruz.
- Kaç yıl daha görevde
kalmayı hedefliyorsunuz?
- Benim görev sürem
bu yılın kasım ayında doluyor. Bir
dönem daha başkanlıkta kalmayı istiyorum.
Şunu söylemeliyim Göreve geldiğimde
altyapımız yoktu, eksiğimiz çoktu.
Bizim üç büyük hedefimiz vardı, bunların
ikisini gerçekleştirdik. Bu hedeflere
kimse inanmazdı. Bunların ikisini
gerçekleştirdik. Şimdi üçüncüsü kaldı.
Bunu da gerçekleştirmemize kimse engel
olamaz.
- Son terör saldırıları
F1 Türkiye için tehlike oluşturabilir
mi?
- Bakın size daha
beterini söyleyeyim. Geçen yılın şubatında
Irak Savaşı kapıdaydı. Avrupa Ralli
Şampiyonası için gelen yabancı gazeteciler,
'Burada ne işimiz var. Savaş çıkacak'
diyorlardı. Baktım iş tatsızlaşıyor.
Benim dış bağlantılarım çok kuvvetlidir.
Hemen Ecclestone ile konuştum, durumu
anlattım. Ortak bir açıklama hazırladık.
Güven mesajı ile bütün sular duruldu.
Şu aşamadan sonra savaş, terör bize
engel olamaz. Formula 1'i Türkiye'nin
en iyi biçimde düzenleyeceğinden kimsenin
şüphesi olmasın...
Sayın Tahincioğlu, o kadar inançlı
ki F1 macerasının 2005'ten sonra gelecek
yıllarda da ülkemizde düzenleneceğinden
emin. Üstelik yakın gelecekte Türk
pilotlarının da katılacağı yarışlarla...
Sayın Başkana ve ekibine bu zorlu
yolda sonsuz başarılar diliyoruz...
Röportaj:
AHMET GÜLEN
( Bu Röportaj
16.01.2004 Tarihinde Yayınlanmıştır.
)
|