Istanbul - Eski İstanbul - Tarihi
   
þehir rehberi
 
kültür-sanat
Konserler
Etkinlikler
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Kurslar
yeme-içme
Gözde Mekanlar
Kahvaltý-Brunch
Balýk Mekanlarý
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
Yemek Tarifleri
gezi
Boðaz Tekne Turlarý
Yakýn Ýstanbul
Semtler
Eski Ýstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor
Yüzme Havuzlarý
Yaz Okullarý
Boðaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayþenur Yazýcý
Hüseyin Köroðlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yýlmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Baþaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akýn
Tüm liste...
alýþveriþ
Alýþveriþ Merkezleri
 Grek Medeniyeti ve Bizanslılar
9. yüzyıldan sonra, Yunan yarımadasındaki medeniyetin ışıkları, bu Roma insanını değiştirmeye başladı. Latin dilinin ve kültürünün yerini, Grek lisanı ve kültürü almaya başladı. Ege Denizi’nin her iki yakasını hem etkisi altında tutan, hem de Küçük Asya’nın antik medeniyetlerinden, Roma’ya göre çok daha fazla etkilenmiş olan Grek medeniyeti, başkentteki insan tipini biraz yumuşattı ve renklendirdi.

Şiir, edebiyatın öbür türleri, felsefe, politika, entrika ve güzel sanatların birçok dalları günlük yaşamının içine girdi. Roma’nın fresklerine, Bizans’ın mozaik sanatı eklendi. Batı Rönesansı’nın ilk öncüleri olan mimarlık eserleri, bu yeni ve “bileşik” insanların elinden çıktı. Katı Romalı’ya oranla bu kişi, Bizanslı, kitap okuyor, edebiyat yapıyor, birbirlerinin kuyusunu kazıyor, ama bir yandan da, Karadeniz kıyılarında binlerce yılın oluşturduğu küçük çakıl taşlarını toplayıp getirerek onları renklerine göre ayırıyor, aralarına, üstüne altın sürülmüş cam küpler katarak, kilise ve manastırlarının kubbe içlerinde, saraylarının ve büyük evlerinin zemininde, zengin insan giysilerini, kuşları ve çeşit-çeşit vahşi hayvanlarıyla doğal manzaraları yansıtan güzellik tabloları üretmekten de büyük zevk alıyordu.

Buydu, Bizanslı insan. Onu Karadeniz’den, İran’dan ve Başta Suriye olmak üzere Arap ülkelerinden ve Afrika’dan, yüzyıllar boyu gelmiş olan öbür insanlar, çok etkiledi ve biraz değiştirdi. Bilimin, sanatların yerini, bağnazlığın aldığı, insan tasvirlerinin kırılıp parçalandığı dönemler de yaşandı bu şehirde. Eğlencenin ve sefahatin, bilimi ve güzel sanatları aştığı, geçtiği ve unutturduğu devirler de oldu. Bu zaman dilimleri, İstanbul’da artık antik çağlardaki gibi tek tip ve tek düze hemşehri yerine, Bizans mozaiklerindeki gibi, çeşitli dünyalardan gelmiş, çok değişik, dünyası, kökeni ve kimliği çok farklı insan tiplerinin, şehir hayatına eklediği çağlar oldu.

Tarihi yarımadadaki Bizans vatandaşıyla, onun Afrikalı kölesi, Karadeniz kolonilerinden gelen tüccarları, Romalı, Venedikli, Cenovalı, Pizalı ve Amalfili şirketler erbabı, Galata’daki Rus gemicileri, birbirleriyle pek az benzeşen, değişik malzemelerdi. Bu çeşitlilik ve yan yana yaşayan iç-içe ilişkiler, kanlı olaylara yol açmakta gecikmedi. Bir gece Sirkeci-Eminönü koloni semtlerinde yaşayan İtalyan kökenlilerin üzerine saldıran Bizans insanının 6 bin insanı kesmesi, sadece servet farklarının yol açtığı kıskançlık duygularından kaynaklanmıyordu. Avrupa’nın sona erdiği küçücük üçgen yarımadanın içinde, Avrupa’nın birkaç ayrı tip insanının, yan-yana iç-içe yaşamasının doğurduğu problemlerin bir patlayışıydı kanlı olaylar.

Batıyı Temsil Eden Roma İnsanı
Latin istilasının yeni İNSAN TİPİ