Tarihte, bir tane ve doğru bir çizgi üstünde giden tekdüze bir İstanbul olmamıştı ki, onun durmuş-oturmuş, belirgin hemşehrileri olsun. Üç bin yıla uzanan geçmişi boyunca bu dünya köşesine kurulmuş, yerleşmiş sahipleri büyük değişiklikler gösterdiği için burada yaşayan insanlar da durmadan yeni görünümler alıyor, yeni doğrultular kazanıyordu.
Tarihte birçok İstanbullu kimliği oluştu. Bunların en belirgin olanlarını, bir sahneye tek başına çıkarıp, üzerine bir spot ışığı tutar gibi tanımaya ve takdime çalışalım:
Beyazıt’ta ilk üniversiteyi kurdular, lodoslu havalarda parlamento görüşmelerini iptal ettiler, herkese büyük ve görkemli hamamlarda yıkanmayı öğrettiler.
Grek
medeniyeti ve BİZANSLILAR Eğlence ve sefahat, bilim ve güzel sanatları aştı, unutturdu. Bir gece Sirkeci-Eminönü koloni semlerinde yaşayan İtalyan kökenli insanlara saldırı düzenlendi, 6 bin kişi kesildi.
Vandallar, yağmacılar ve soyguncular... İngiltere, Fransa ve Almanya’dan geldiler. Yakıp yıktılar, yağmaladılar. Onlar bu şehirli değildi, ama uzunca bir süre egemen oldular.
Fetih’ten sonra gelen bu yeni insan tipi temizliği her yönüyle günlük yaşama entegre etti. “Şair ve bahçıvan kurulları” oluşturdu. Bu ve benzeri yaşam biçiminin tarihte bir benzeri yoktu.