|

 |
Pastırma |
 |
Ramazan'la özdeşleşen tatlardan biri de pastırma...Her Ramazan,
iftariyelikler arasındaki değişmez yerini alır ve sıcak pideyle
buluşması doyumsuz bir lezzettir. Çoğu kez et yerine de kullanılan
pastırmanın, Türk ve Osmanlı Mutfak kültüründeki yeri tartışılmaz.Kuru
fasülyeyle uyumunu, paçanga böreğindeki doyumsuz lezzetini
bilmeyenimiz yoktur.Genelde kahvaltıda çiğ ya da pişirilerek
tüketilen bu özel lezzet, Ramazan sofralarında iftariyelik
tabağının da vazgeçilmez öğelerindendir.
Pastırmanın serüveni, Orta Asya'dan batıya doğru yola çıkan
Türk atlılarının eyer ceplerine koydukları etleri baldırlarıyla
sıkıştırarak pastırmaya benzer bir yiyecek elde etmeleriyle
başlar. Bu tarihsel yolculukta Oğuzlar'la birlikte göç eden
pastırma, Anadolu'nun ortasındaki Kayseri'yi kadar gelip Türk
Mutfağı'nın değişmez lezzetlerinden biri olarak yerini almış.Kayseri
pastırması bugün de Anadolu'da yapılan pastırmalar içinde
en iyisi olarak ününü koruyor.
Pastırmanın genelde sığır etinden yapılanı makbuldur. Kuşgömü
ve sırttan yapılan ekstra kaliteli, bohça, kenar, şekerpare,
but dilmesi, omuz, mehle, kürekten yapılanı birinci sınıf,
bacak, döş, etek, kavram, meme, kelle, dil gibi bölümlerden
yapılanlarsa ikinci sınıf pastırma olarak kabul edilir. Pastırmanın
yapılışı hayli emek ve zaman isteyen bir iştir.Üzerine kaplanan
çemenin de pastırmanın lezzetindeki payı yadsınamaz.Çemen
maydanozgillerden buy otunun tohumunun ezilmesi ve içine sarımsak,
kırmızı biber ve az miktarda su eklenerek elde edilen bir
karışım.Lezzet vermenin dışında eti dış etkilere karşı korumak,
etin gereğinden fazla kurumasını önlemek, havayla ilişkisini
keserek kokmasını ve bozulmasını engellemek, pastırmanın acılaşmasını
önlemek gibi çok yönlü işlevleri de var.
|