Çam
ormanları, kır kahveleri ve faytonlarıyla İstanbul'un yanıbaşında bambaşka bir
dünya...
Adaların İstanbul'a hem en uzak, hem de en büyüğü olan Büyükada,
vapurdan iner inmez tarihi iskelesi ve büyük çarşı meydanıyla kucaklar sizi. Sol
tarafa doğru adanın ünlü balık lokantaları uzanır. Anadolu Kulübü tesislerine
uzanan sağ taraftaki yolda çay bahçeleri ve balıkçı barınağı yer alır. Birahanelerin,
midye tavacıların ve cafelerin dizildiği karşınızdaki yol sizi çarşıya sokar.
Tezgahlardaki ve dükkanlardaki ürünler taze ve kaliteli olmakla birlikte, Bostancı'dan
getirildiği için pahalıdır.
Saat kulesinin sağ tarafında fayton durakları vardır. Adanın
tek ulaşım aracı olan faytonlarla belirli bir adrese gidebileceğiniz gibi, büyük
ve küçük tur olarak iki farklı güzergahta yapılan gezintilerde bütün adayı turlayabilir
ve tüm güzellikleri izleyebilirsiniz.
Faytoncuların bulunduğu meydanda bisiklet kiralama yerleri
de vardır.
Yürümek isteyenlere:
Ağer adayı yudum yudum koklamak istiyorsanız, 23 Nisan caddesinden
başladığınız
motorlu araç trafiğinden uzak yürüyüşünüzde belki zaman zaman faytonların nazik
zil sesleri uyaracaktır.
Sağ yanınızda görkemli yapısıyla Anadolu Kulübü'nü göreceksiniz.
Buradan Mehmetçik Caddesi'ne kıvrılacak, Ermeni Katolik Surp Astvadzazin Kilisesi'nin
yanından geçerek Çankaya Caddesi'ne çıkacaksınız. Karşınıza "Agopyan Köşkü" olarak
bilinen 4 katlı ve 22 odalı yapı bir zamanlar otel olarak kullanılmıştı.
Sağ tarafınızda Turing tarafından işletilen Büyükada Kültürevi'ni
göreceksiniz. Burada yaz aylarında çay, kahve, aperatif yiyecekler bulabilirsiniz.
Eğer Ada'nın "erkencileri"ndenseniz, 3.5 milyon TL karşılığı sabah kahvaltınızı
burada yapabilirsiniz. Kültürevi'nde Cuma, cumartesi ve Pazar akşamları klasik
müzik konserleri de verilmektedir.
Yürüyüşümüze devam edersek, sağ tarafımızda bir taş kule dikkatimizi
çeker. Kulenin yer aldığı büyük bahçe Büyükada Tenis ve Su Sporları Kulübü'ne
aittir. "Salkım Hanımın Taneleri" filminde adı geçen Seferoğlu Köşkü, bir zamanlar
bu bahçede yer alırdı. Ancak 1999 yılında yaşanan yangın, köşkü kül etti.
Yolun sonunda gri beyaz rengi ile Ahmet Emin Yalman Yalısı'nı
görürüz. 1999 yılında Turing'e verilen ve restorasyonuna başlanan yalı, kurumun
içine düştüğü ekonomik kriz nedeniyle tamamlanamadı.
Çiçek kokuları, kuş cıvıltıları içindeki yürüyüş parkurunda Nizam Yokuşu'na varırız.
Hemen karşımızda Dil Burnu dinlenme tesisleri vardır.