Istanbul - Gezi - Yakın İstanbul - Akkaya
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Konserler
Etkinlikler
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Kurslar
yeme-içme
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
Yemek Tarifleri
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
röportaj
Pinhani
Enis Karslıoğlu
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Alışveriş Merkezleri
Doğanın çağrısı

Hafta sonu geliyor, içiniz kıpır kıpır. Kentin karmaşasından, trafiğinden uzak bir haftasonu geçirmek istiyorsunuz. İşte size keyifli bir öneri...

TEM otoyolundan ayrılıp Şile-Ağva yoluna saptıktan sonra yaklaşık 60’ıncı kilometre’de Şile’ye varıyorsunuz. Yeni yapılan asfalt yol, eskisine oranla hem konforlu, hem de daha kısa. Ormanların ve köylerin içinden geçen bol virajlı ve kötü zeminli yol artık neredeyse hiç kullanılmıyor. Şile, mevsim dolayısıyla oldukça tenha. Şile’den Ağva ve Kandıra’ya doğru devam ederken karşınıza küçük ve sevimli bir köy olan Kabakoz çıkıyor. Bu noktadan yaklaşık 14 kilometre sonra Akçakese’ye varıyorsunuz. Yol üzerindeki “Woodyville”, yani “ağaç evler” yazılı tabelalar menzile ulaştığınızı gösteriyor. Akkaya Kamping sınırları içinde yer alan bölge yerli ve yabancı karavan ve kamp tutkunları tarafından iyi biliniyor. Kampın sahibi Erol Karaoğlan, tüm işleri eşi Jale hanımla birlikte yürütüyor.

Ne telefon, ne televizyon...
Küçük bir koyun yamacında yer alan 16 ufak kulübe tamamen ağaç kabuklarından yapılmış. Oldukça sade döşenen odalar modern dünyadan elini eteğini çekmek isteyenler için ideal bir ortam sunuyor. Ne telefon var, ne de televizyon. Toplam 32 kişinin konaklayabileceği ağaç evler, doğanın kucağında ve doğa ile bütünlük içinde. Isıtma kışın elektrikli battaniyelerle sağlanıyor. Sabah kuş cıvıltıları ile uyanmak, taze köy ürünleriyle yapılan sıkı bir kahvaltı ve ardından sahilde kısa bir yürüyüş kendinizi yeniden doğmuş gibi hissetmenizi sağlayacak.

Akşam günbatımının kızıllığı çökerken Karadeniz’in hüzünlü kayalıkları daha da romantikleşecek ve alacakaranlıkta kamp ateşinin başında, belki de gitar eşliğinde yapılan sıcak sohbetler içinizi ısıtacak. Ahşap merdivenlerden tırmanıp ağaç kulübenize girdiğiniz zaman denizden gelen dalgaların sesi, doğaya bu kadar yakın olmak tüm yorgunluğunuzu alıp götürecek.

Hayal gücünüzü zorlayın
Kahvaltı, öğle, akşam yemekleri ihtiyacınızı büyük bir köy evi havasındaki ana kulübeden karşılamanız mümkün. Burada akşamları soba başında kestane, mısır pişirmeniz de mümkün.

Mangal yapmak, kendi yemeğini kendi pişirmek isteyenler için de olanaklar mevcut. Yalnız ateş yakmak konusunda kontrollü davranmak ön koşul, çünkü her yan ahşap ve ağaç dolu.

Gerisi size ve hayal gücünüze kalmış.
Çocukluk maceralarınızı hatırlayabilir, eski heyecanları yeniden yaşayabilirsiniz. Balık veya pavurya avına çıkmanız da mümkün. Sualtı tutkunlarına dalış, Karadeniz’de sörf, eşsiz manzarayı görüntüleme, yürüyüş, koşu.... Aklınıza ne gelirse...


Bağlantı numaraları:
Göçerler Turizm: 0 216 414 44 74
Erol Karaoğlan: 0 216 727 70 10
  0 216 366 18 98
  0 532 507 75 50