Gülgün Feyman

Gülgün Feyman anlatıyor
EN ZOR ŞEY İNSANIN KENDİNİ ANLATMASI

Türk Kavimleri gibi konar- göçer bir aileydik.
Bu mesleğin ölçüsü 90-60-90 değil.
Her gün mutlaka kuaföre giderim.
Adı anchorman, anchorwoman ne olursa olsun...

Gülgün Feyman'dan diksiyon dersleri
Katil kelimesi telaffuz edilirken "a" harfi uzatılarak söylenir.
Kısa söylenen "katil zanlısı"dır.

Ankara doğumluyum. Babam albay olduğu için biz Türk kavimleri gibi konar-göçer bir aileydik. Babam sürekli tayin oldu. Her 2 senede bir eşyamızı topladık oradan oraya gittik. Bütün Anadolu'yu gezdik diyebilirim. Hakkari'nin kazası Uludere, Edirne'nin kazası Uzunköprü, Sivas, Erzurum, Kandıra.... Dolayısıyla tam bir yere alışayım derken oradan ayrılmanın ne demek olduğunu öğrendim.

Mesleğimde hep ilklere imza attım. Bunlardan biri de bugün hala izleyicinin hafızasından silinmemiş olan açıklayıcı Türk müziği programı "Hoş Sada" idi. İlk sabah programını televizyonlarda biz başlattık. Ümit Aktan'la beraber "İyi Haftalar Türkiye". O program 4 yıl kadar sürdü.

________________________________________________________________

Televizyonda "Akşama Doğru" programları, radyoda "Hafta Sonu" programları, "Gecenin İçinden"... Derken haber merkezinde göreve başladım. Tamamen habere adamıştım kendimi, düşünce olarak da. Ve geleceğin haberde olduğunu düşündüm. O tarihten bu yana sürdürüyorum haber spikerliği görevini.

22. yılım bitmiş mesleğimde. Bir ömür. Bugün haber spikerliğinde yapılabilecek her şeyin yapıldığına inanıyorum tarafımdan. Haber açık oturumu, ana haber sunmak, röportajlar yapmak.... Benim asıl yöneldiğim branş zaten röportajdı. TRT yıllarında da en çok röportaj yaptım. Eğlence programını zaten TRT'nin ilk yıllarında yapmıştım. TRT'nin özelliği odur: Her kademeden geçersiniz sonra branşınıza ayrılırsınız. Ben de haberi seçtim. Bugün bana eğlence programı sundurursanız, eğlenceyi haber gibi sunarım.

HABERCİLİK MESLEĞİ VE BİZ HABERCİLER

TRT döneminden itibaren bizler haberin mutfağında olduk. Haberi yazma, haberi toparlama, hatta haberin montajına müdahale etme sürecinin içindeydik. Ben son 1-2 yıldır biraz daha mutfaktan uzakta çalışıyorum. O da özel nedenlerden, ama bu haberin içinde değilim anlamını taşımıyor. Mutfağın biraz dışındayım. Dışındayım derken bu haberi şöyle kullanalım. Bu birinci haber olsun, bu ikinci haber olsun sürecine çok müdahale etmiyorum.

Adı anchorman, anchorwoman ne olursa olsun bugün ekrana çıktığımızda hepimiz aynı işi yapıyoruz. Ama farklı tonlarda yapıyoruz ve farklı kişilikler altında yapıyoruz. Bugün Türkiye'deki habercileri kategorize etmek istemem. Kategorize edersem ister istemez bir polemik doğacak, spekülasyona neden olacak.

Seyirci işin mutfağını görmüyor. Ali Kırca'nın haberi, Reha Muhtar'ın haberi, Gülgün Feyman'ın haberi, Defne Samyeli'nin haberi diye izliyor ve izlediği sunucuları bir yere oturtuyor. Zaten baktığınız zaman haberler arasında çok büyük farklılıklar söz konusu değil. İzleyici kendine göre onun söylediği habere daha çok inanıyorum, şunun söylediği habere daha az inanıyorum. Bu daha ciddi bir haber sunucusu diye kendi kafasında bir yere oturtuyor.

Ali Kırca hem haberini sunuyor, hem haber merkezini yönetiyor. Hem yönetmek, ondan sonra yöneticilik işini o noktada bitirip ekrana oturup haberini sunmak, tekrar yöneticiliğe dönmek mi doğru, yoksa yönetilmekte olan bir haber merkezinin elemanı olup haberin içinde olup mutfağında çalışıp o yönetim içinde koltuğa oturup sunmak mı doğru, aslında tartışmak lazım.

Bu iş için özel olarak yetiştirilmiş insanların haber formasyonu ister istemez olacaktır. Öyle ya, haber bültenine her oturuşta bir saatlik süre içinde 50-60 tane haber okuyorsunuz. 50-60 tane haberin cümlesiyle burun burunasınız, Türkçesiyle, kelimesiyle bilgisiyle, olaylarla içiçesiniz. Onun için hepsini tartışmak lazım diye düşünüyorum. Ben 22 yıllık süre içinde kendi tarzımı bugüne taşıdım. Kendi tarzımdan ödün vermedim, vermem de.

Röportaj: Pelin Ayan

Bu röportaj :7/12/2002 tarihinde yapılmıştır

 

Pencereyi Kapat