Ceyhun Yılmaz

Ceyhun Yılmaz

" Ben şehrine aşık bir İstanbul çocuğuyum. Bu şehirden her gidişimde şehre el sallarım, sanki şehri ben uğurlarım. Budur İstanbul benim için : Anne gibidir."

" Her an yüzmeseniz de sizi serinleten bir deniz ve elinizi uzattığınızda değebileceğiniz bir karşı taraf var. Bence İstanbul'un tüm güzelliği bu!.."

"60lar'daki , 70ler'deki İstanbul...Ölmeden bir gün o yıllardaki İstanbul'u yaşamak istiyorum."

(NASIL GEÇTi HABERSiZ O GÜZELiM YILLARIM). 1995 yılı Gülhane Senlikleri yaz konserlerinde sunuculuk yaptıktan sonra, ayni yıl Ağustos ayında TGRT spor servisinde Galatasaray muhabiri olarak ise başlayıp,(NE ALAAKA Di Mi) Ocak 1997'de Star TV'ye geçmiştir. Bu tarihten tam bir yıl sonra 1998 Ocak ayında TGRT Spor Servisine Müdür Yardımcısı olarak geri dönmüştür.

(BENDE ŞAŞIRMAYA BAŞLIYORUM GiDiŞATIMA). Bu görevi devam ederken 16 Ocak 1999 da Best FM e hafta sonu programlar yapmaya başlayan Ceyhun Yılmaz(KADEEEERR iŞTEE) 4 Ekim 1999, yılından beri ise, diğer görevlerini bırakarak, Best FM' in prime time programcısı olarak radyo hayatını sürdürmektedir.

________________________________________________________________

Galatasaray muhabirliğinden radyo -tv programcılığına, showman Ceyhun Yılmaz'a gelişin öyküsünü senden dinleyelim…

Galatasaray muhabirliğine tesadüfen başladım. 1995 yılında TGRT'ye bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Orada TGRT Spor Müdürü Ekrem Özdamar " senin ağzın ne güzel laf yapıyor?" gel, bizde çalış" dedi. Bu iş çok keyifliydi.

Futbolcularla arkadaş oldum. Fatih Terim, Adnan Polat, Ergün Gürsoy gibi büyük isimlerle dostluğum, habbaplığım, hukukum oldu. Çok iyi bir çevre edindim. Beni sevdiler, ben onları sevdim. 1999 yılının Ocak ayında radyoya geçtim. Fatih Terim'in radyoyu araması yani torpille oldu bu. Ondan sonra radyoda direk programa başladım zaten.6-7 ay sonra beni prime-time aldılar. Son iki yıldır prime-timeda program yapıyorum.

Son iki yıldır da iletişimcilerden de " yılın en iyi radyo programı" ödülüalıyor. İnsanlar sevdi. İnsanlar canlı yayında yoldan arıyorlar beni. Kendimi övdürmeme gibi, kendimden bahsetmeme, doğal olaylardan, ülke gündeminden kesinlikle kaçmak gibi birkaç prensibi korudum. Bu prensipler de beni buraya getirdi diye düşünüyorum. Sonra 2000 yılında gösterilere, 2001 yılında da TV programına başladım. Senin yaptığın iş gerçekten zor. Her akşam yeni bir konuyla insanları radyoya bağlamak. İnsanlardan nasıl tepkiler alıyorsun ?

Valla bunu ben de anlayamıyorum. Samimi söylüyorum ki bir fikrim yok: Doğallığımla ilgili sanıyorum. Çünkü şu an seninle nasıl konuşuyorsam yayında da öyle konuşuyorum. İşte söyledim ya ben birkaç prensibimden hiç ödün vermedim: Kendimden bahsettirmedim. Kendimi övmedim, övdürmedim. Faks okumadım. 15-17 yaşındaki kızlarla konuşmadım. Zannediyorum bunlardan oluyor.

Artık neredeyse seninle özdeşleşen " Ceyhun Yılmaz: Buyrun Benim" sloganı nasıl doğdu ?

"Buyrun benim" zaten benim kullandığım bir laftı. Annem evde bağırdığı zaman bile buyrun benim derdim hep ve gülüyorduk hep birlikte. Oradan çıktı.

Sponsorunuzun çok işine yaradı ama…

Sponsor sonradan geldi. Herkes zannediyor ki " Ceyhun Yılmaz Hobby Show Buyrun Benim"olarak doğdu. Aslında son bir yıldır var. İki yıl sponsorsuz yapmıştım programı ben bu sloganla.

TV programı nasıl gidiyor ?

Çok güzel gidiyor. Hayatımda en mutlu olduğum günler...Her cuma 23:30'da ATV'de... Herkes izlesin. Mesela bu röportaj ( 15.11.2001 Perşembe ) yapıldıktan sonraki konuklarım yani bu Cuma Beyazıt Öztürk ve Göksel...

Röportaj: Pelin Ayan

Bu röportaj :10.06.2003 tarihinde yapılmıştır

 

Pencereyi Kapat