Mehmet Ali

Mehmet Ali

Pazartesi sendromu yaşamıyorum!..
Beni benim gibiler dinliyor!..
Radyo kurmak için çıktım yola!..
Hot Station ile adımızı gökyüzüne yazdırmak istiyoruz!..
İstanbul benim için özgürlük şehri!..

Mehmet Ali herşeyden önce bir insan...
Her şeyden önce bir insandır.
Mehmet Ali rahatına düşkün, keyfine düşkün, boğazına düşkün iş yapmayı seven tipik bir adam.<

Uyumak benim için keyif değil...
Sabah 5'te kalkıyorum. Bir sıralamam var, o sıralamayı yapmazsam, o günüm kötü geçer. Zaten bu sıralamayı hep yaparım. Duş, kahve, bir kahve daha. Böylece zaman geçer biraz düşünürüm o sırada. Haftasonu da böyle kalkarım. Tek başına keyif yapmayı severim. Saat 8'i geçirirseniz, tek başına keyif yapma şansınız kalmıyor zaten. Keyfime düşkünüm ama erken kalkarım. Çok uyumak benim için keyif değil

Pazartesi sendromu yaşamıyorum!..
Tipik Pazartesi sendromu vardır insanlarda. Radyolarda ise böyle bir şey yoktur ki varsa Cuma da olması lazım hafta yorgunluğu olduğu için. Çoğu dinleyicide bunu farketmiştim ama sonradan o da yok oldu, ben başladım başlayalı. Yani bu yayındayken vermiş olduğunuz enerjiyle alakalı. Adam o enerjiyi sizden alıyorsa zaten bu zor olmuyor ve ben bu tip sendromu yaşamayan bir insanım, kötü bir şey olsa da mizahi yönden bakabilen bir insanım. O da benim açımdan bakmaya çalışıyor, zaten o yüzden dinliyor.

Beni benim gibiler dinliyor...
Benim normalde yayındayken gözümün önüne gelen tiplemeler vardır. Konuşurken hep o tiplemeleri düşünürüm. Dinleyici profilim yayında konuştuğum kadar anladığım aynen benim gibi tipler. Karşıma hiç çıkmamıştır "şöyle bir şey var yeniyormuş haberin var mı" diyenlerle ya da "ben şunu severim" "ben sevmem" gibi durumlar hiç olmadı.

________________________________________________________________

Böyle bir programın Türkiye'de tutması mucize!..

Mehmet Ali in the morning"in tek bir farkı var : - Bu ülkede dinlenmesinin sebebi de bu - kimseyle dalga geçmez. Kimsenin aptallığıyla, salaklığıyla dalga geçmez. Kimseye bir şey geçirmez. Ama geçirmez mi? Geçirir ama kendi tarzında. Ama illa olay yaratayım diye uğraşacak bir program değil. Bu açıdan böyle programın Türkiye'de tutması bu programa kadar mucizeydi.

Bu programın amacı bir günü paylaşmak...

Motive etmek için ne gerekli ? Birşeyler paylaşman gerekli yani hayatı, gerçek dışı hiçbir şey yok. Ne bir fıkra, ne bir masal hiçbir şey yok. Ben bazen sağ koltukta oturmasını istedikleri adam olurum. Bazen de bir çocuğun yine servis aracında yanında oturmasını istediği bir çocuk olabilirim. Zaten radyonun da amacı bu. Hayal ettikleri gibi nereye koyuyorlarsa o oluyoruz. Hayal sadece radyoda gözükmeyen adam değil. Radyocuyu insan kafasında canlandır, ben bir gün adama hiç beklemediği bir espri yaparsam işte o zaman hayalkırıklığı yaşar ama beni gördüğü zaman yaşamaz. Sarışınmış, esmermiş beni yine dinlemeye devam eder. Adamın, bir gün sonra hiç beklemediği hareketi yaparsanız o zaman hayal kırıklığına uğrar. "Hiç senin tarzın değil nasıl böyle bir şey yaptın" der.

Radyo kurmak için çıktım yola...

Radyoculuğa ilk, radyo kurmak için başladım.Bu ilk frekanslı yayınlar başladığı o zaman Türkiye`de yoktu, yasaktı. İngiltere'den birkaç radyo yayını vardı. O zamanlar biz dedik ki radyo kurmalıyız. Çünkü biz Amerika'daki radyo kayıtlarını dinleyip "inanamıyorum ne güzel şeyler yapıyorlar"diyorduk. Çok uzak geliyordu.FM radyoculuğun ne kadar enteresan olduğunu düşünürdük. Birde Amerika'da radyolar yereldir, hiç ulusal radyo yoktur. Herifleri konuşması, esprileri konuştukları konular yani ellerinin altına almış. Amerika'da sabah programı çok önemlidir, hatta dünyanın her yerinde önemlidir.Sonra bir radyo kuralım dedik fnansör aradık, aletlerimizi aldık , yer tuttuk. Bir frekansa yine kanunsuz şekilde girecektik. Finansör bizi yarı yolda bıraktı paraları ödemedi, ortada kaldık aletleri geri verdik.

Radyoculuk serüvenim Ankara'da başladı...

Ablam TRT'de spikerdir onun bir arkadaşı radyo kuruyordu, Radyo Vizyon FM 93 hala yayında ablam "çalışmak ister misin?" dedi. TRT'nin spikerleri vardı, hepsi jüriydi ama ben torpilliydim ablam dolayı. Seçildim ondan sonra da başladım hatta akşamları başladım. Akşam programıydı çok komik ismi vardı "Mali şov"...Mali de çok eskiden kalma. Belki de Türkiye'de ilk "Mali" denen adam bendim. Çocukken kız arkadaşım takmıştı bu ismi bana, öyle kaldı gitti.

Röportaj: Pelin Ayan

Bu röportaj :04.12.2003 tarihinde yapılmıştır

 

Pencereyi Kapat