Derviş Zaim

Derviş Zaim

"Kıbrısta'ki travma, hastalık ve iyileşme teması üstüne bir film yapmak istedim"

Şununla başlamak istiyorum, genel olarak filmleriniz için özel olarak da "Çamur" için, ilk fikir nasıl oluşuyor, filmin çıkış noktası?
Tesadüfen gördüğüm bir şey de etkili oluyor, ama galiba daha önce bir imaj sürekli olarak benimle geliyor, sora o imaj başka şeylere dönüşüyor ve senaryonun nihai halini zaman içerisinde almasını sağlıyor...

Yani ilk fotoğraf Gökçeada'daki çamur motifiydi..?
Aslında neyin daha önce geldiğini şu anda size söyleyemem, niçin söyleyemem çünkü bunlarında üzerine çok fazla gitmemek gerektiğini düşünüyorum ben yaratıcı süreç sırasında...

Peki "Çamur"un senaryosunu ne kadar zamanda yazdınız?
Senaryoları kafamda evirip çevirip iyice olgunlaştırırım daha sonra onları yazmam çok da fazla süre almaz. İlk yazım sürecinden sonra bir süre bekletip tekrar ele alırım bu da 3 ila 5 ay arasına tekabül eder...

Bir de filmler devletler yok sadece insanlar var...
Bu da istenen bir şeydir benim için çünkü şu ana kadar devletler taradından çevirilen işlerin haberleri geldi buralara, ordaki insanların gözünden, gözlüklerinden bir film yapmak istedim...

________________________________________________________________

"Kıbrısta'ki travma, hastalık ve iyileşme teması üstüne bir film yapmak istedim"

Şununla başlamak istiyorum, genel olarak filmleriniz için özel olarak da "Çamur" için, ilk fikir nasıl oluşuyor, filmin çıkış noktası?

Tesadüfen gördüğüm bir şey de etkili oluyor, ama galiba daha önce bir imaj sürekli olarak benimle geliyor, sora o imaj başka şeylere dönüşüyor ve senaryonun nihai halini zaman içerisinde almasını sağlıyor. Sadece tesadüfen gördüğüm şeyler değil, başka şeylerden de bahsedeyim mesela benim dram sanatına ilişkin tercihlerim var.

Belli tarzları belli hikaye anlatma biçimlerini daha fazla tercih ediyorum. Bunlar da etkili oluyor senaryonun nihai haline gelmesinde. Onun yanı sıra, dediğim gibi kafamda uzun süre dönen imajlar da, fotoğraf kareleri de etkili oluyor. Mesela bu filmdeki çamur motifini Gökçeada'daki bir festivalde, sahilde otururken üstü başı çamurlu insanları gördüğüm zaman keşfettim. Ama onun öncesinde uçsuz bucaksız bozkırın ortasında tek başına dikilen bir asker fotoğrafı kafamda vardı. Tabi ki daha da önce temanın kendisi kafamda vardı. Neydi bu tema: Kıbrıs, hastalık ve iyileşme teması.

Çünkü ben Kıbrıs'ta yaşayan insanların bu sorun nedeniyle, az ya da çok bilinçli ya da bilinçsiz bir travma yaşadıklarını düşünüyorum. Atmosferin bu travmayla başladığı bir film yapma amacım önceden veri vardı, ama zaman içerisinde bütün bu sözünü ettiğim ipuçları bir araya geldi ve bulmacanın bugünkü halini oluşturdu.

Yani ilk fotoğraf Gökçeada'daki çamur motifiydi..?

Aslında neyin daha önce geldiğini şu anda size söyleyemem, niçin söyleyemem çünkü bunlarında üzerine çok fazla gitmemek gerektiğini düşünüyorum ben yaratıcı süreç sırasında. İlk fotoğraf bana şu tarihte gelmiş diye not düşmeye başlarsanız yaratıcı sürece çok analitik yaklaşmış olursunuz ki bu da tehlikeli bir şey.. Kuluçka yatırdığınız zaman bir şeyi ona bulaşmamak lazım, o kuluçkadadır. Analitik olarak yaklaşacağınız zamanlar daha sonra gelecektir.

Peki "Çamur"un senaryosunu ne kadar zamanda yazdınız?

Senaryoları kafamda evirip çevirip iyice olgunlaştırırım daha sonra onları yazmam çok da fazla süre almaz. İlk yazım sürecinden sonra bir süre bekletip tekrar ele alırım bu da 3 ila 5 ay arasına tekabül eder.

Senaryoyu yazıp bitirdikten sonra filmin pratik çekim sürecine geçtiğinizde, filmi olabildiğince kafanızda uygun biçimde çekmek için özel bir çaba gösterir misiniz yoksa sürprizlere şartların getirdiği şeylere açık mısınızdır?

Açığım. Bunun doğal bir çalışma biçimi olduğuna inanıyorum. Ben her an yeniden tanımlıyorum üstünde çalıştığım şeyi. Yazım esnasında da çekim esnasında da hatta çekim sonrası işlemlerde de filmin kendisine müdahale etmeye çalışıyorum. Ama tüm bu değişim süreçleri esnasında ortak bir şeylerin sabit kalmasına da çalıştığım oluyor. Nedir o: Beni bu filmi yapmaya iten o ilk çocuksu biçimini senaryonun, korumaya çalışıyorum.

"Ben filmlerimi zenginleşmek, değişmek için yapıyorum"v Filmde Temel'in başını çektiği barış girişimlerine hafif bir ironiyle yaklaşıyorsunuz anladığım kadarıyla? Bu çabaları biraz da boşuna mı buluyorsunuz..

Orada, barış enstalasyonlarına hafif bir ironiyle yaklaştığım doğru, ama filmin bütününe baktığımda barış girişimlerini yürüten adamlara karşı filmin kendisi ciddi bir saygı ilişkisi içindedir. Filim barış yanlısı bir filmdir. Bunu söylemeye çalışıyorum. Barışı isteyen, barışı savunan bir filmdir, ama bu filmin içinde barış girişimlerinde bulunan karakterlerden birine ironik yaklaşılmıştır.

Röportaj: Ahmet Gülen

Bu röportaj :3/10/2003 tarihinde yapılmıştır

 

Pencereyi Kapat