Murat Makar

Murat Makar; Oyuncu, Sunucu, Radyo Program Yapımcısı ve 15. Altın Koza Film Festivali En İyi Erkek Oyuncusu…

Her şey üniversitede bir ilanla başladı…

İnan Temelkuran’ın Made in Europe filmiyle 15. Altın Koza Film Festivali’nde seçilen En İyi Erkek Oyunculardan biri olan Murat Makar, filme giriş hikayesini “Sevgili İnan’ın samimiyeti ve filmi bana anlatırken kafasında her şeyi kurgulamış olması beni çok etkiledi ve ben de kendimi bu güzel hikayenin içinde buldum” sözleriyle anlatıyor.

Her şeyin üniversitede asılan bir ilanla başladığını söylüyor Murat Makar. O ilanla aslında hep içinde var olan tiyatro sevgisi tabi elemeleri de vermesiyle birlikte filizlenme fırsatı bulmuş.

1990’lı yıllarda Konya Anadolu Sahnesi’nde başlayan yolculuğu onu bugünlere kadar getirmiş. Hatta ona çok da güzel bir ödül kazandırmış. 15. Altın Koza Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü. Belki de bunca yıl ayakta kalmaya çalışan bir oyuncu olarak emeklerinin küçük bir karşılığı.

90’lardan bugüne Murat Makar neler yaptı? Onu bu ödüle getiren yolda neler yaşadı? Kısacası Murat Makar kimdir? Kendisiyle yaptığımız bu hoş sohbette biz bu soruları sorduk kendisi de en içten tavrıyla sorularımızı cevapladı.

________________________________________________________________

15. Altın Koza Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü alan oyunculardan birisiniz. Öncelikle sizi aldığınız bu önemli ödülden dolayı kutluyoruz. Ödül ve filmden bahsetmeden önce sizi biraz tanıyalım.

Tebrikleriniz ve ilginiz için öncelikle çok teşekkür ederim. Kısa özgeçmişime gelince, 1969 yılında Almanya’nın Hollanda sınırına yakın bir kasabasında, maden işçisi bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldim. Tabi hikâyeye o kadar da eskilerden başlamayalım. :)

Salonda duyduğum alkışlar oyuncu olmak istediğimin kesin kararını verdiğim andır…

Peki oyuncu olmaya da bu dönemde mi karar verdiniz?

Türkiye - Almanya arasındaki kültürel farklılıklar benim hayatım boyunca etrafımdaki garip ve komik durumları iyi bir şekilde gözlememe neden oldu. Fakat geçmişe baktığımızda her şey üniversitede bir ilanla başladı. Okulun tiyatro bölümü için sınavla oyuncu adayları arandığını görüp, olmayan bir masa tenisi masasında yine olmayan raket ve topla bir set maç yapıp sınavı kazandım. Turgay Tanülkü, Semih Sergen, Sinan Pekinton gibi birbirinden değerli hocalardan ders aldıktan sonra oynadığımız ilk oyunun selamlamasında salonda duyduğum alkışlar oyuncu olmak istediğimin kesin kararını verdiğim andır diyebiliriz. Bence sahne tozu dedikleri şey o alkışlarla beraber yutulduğu zaman insanda bende bıraktığı gibi kalıcı etkiler bırakıyor.

Yutulan bu sahne tozları ve verilen kararın arkasından neler geldi?

Tabi iş bu kararı vermekle bitmiyor. Hayatta kalma mücadelesi verdiğimiz ve oyunculuğun çoğu zaman karın doyurmadığı bu dünyada oyunculukla birlikte birçok işi de yıllarca beraberinde yaptım. Üniversite yıllarında Anadolu Sahnesi Oyuncuları olarak başlayan bu yolculuğun bazı duraklarında mefruşatçılık, tur rehberliği, Bursa Devlet Tiyatrosu’nda ve 1999 yılından bu yana birçok Radyo, TV projesinde yer alarak bu güne kadar geldik.

Röportaj: Emel Aslantaş

Bu röportaj :29.07.2008 tarihinde yapılmıştır

 

Pencereyi Kapat