Istanbul - Röportaj - Sultana
   
þehir rehberi
 
kültür-sanat
Konserler
Etkinlikler
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Kurslar
yeme-içme
Gözde Mekanlar
Kahvaltý-Brunch
Balýk Mekanlarý
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
Yemek Tarifleri
gezi
Boðaz Tekne Turlarý
Yakýn Ýstanbul
Semtler
Eski Ýstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor
Yüzme Havuzlarý
Yaz Okullarý
Boðaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayþenur Yazýcý
Hüseyin Köroðlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yýlmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Baþaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akýn
Tüm liste...
alýþveriþ
Alýþveriþ Merkezleri
:1
1 2 3 4 5

Kayseri’den New York’a kadar olan yolculuğundan
biraz bahseder misin ?

Açıkçası ben bu tür şeyleri konuşmak istemiyorum. Bunları gereksiz buluyorum. Çünkü ben müzikle ortaya çıktım ve müzik hakkında yoğunlaşmak istiyorum. Öyle bir şey var ki, albümü çıkardım ve daha müzik dinlenmeden saldırıya uğradım. Bir de oturup da hayatımı adım adım anlatmak istemiyorum. Açıkçası bu konuda oldukça dertliyim. O yüzden bunları boş verelim.

Peki o zaman New York’tan bahsedelim.
Orada müziğe dair neler yaptın ?

Zaten New York’a gitmemin amacı müzikti. Daha önceden müzik dersleri almıştım ama akademik ya da konservatuar eğitimi görmedim. Şarkı sözleri yazıyordum. Hip-hop New York’tan çıkan doğal bir müzik. Ve bu işin orijinalini yapıp, kendi kültürümüzün süzgecinden geçirerek ortaya özgün bir çalışma çıkarmak istedim. Bu amaçla da New York’a gittim. Zaten müzik çevresinden birkaç arkadaşım vardı. Tabii onların aracılığıyla prodüktörlerle tanışmam kolay oldu. Zamanla belli bir müzik çevresi içerisine girdim. Bu arada demo çalışmalarına başladım. İşte bu arada New York’un keyfini çıkardım. Orası gerçekten çok güzel bir yer. Türkiye’yi özlediğiniz zaman hemen bir Türk restoranına gitme şansına sahipsiniz. Ya da bindiğiniz takside bir Türk şoförle karşılaşabiliyorsunuz. Kendimi evimde gibi hissettiğimi söyleyebilirim. Demo çalışmalarıma bir süre daha devam ettim.

Demo çalışmalarında Türkçe mi söylüyordun ?
Türkçe. Zaten bu albümdeki şarkıların bir kısmı onların içerisinden çıktı. Sonra bu çevre sayesinde Ahmet Ertegün ile tanışma fırsatı buldum. Ona bir demo sundum. Çok beğendi ve çalışmalarımı sürdürmemi istedi. Bu arada ben de 98 yılında Türkiye’ye gelecektim. O da albüm çıkarmak için Pozitif ile görüşmemi tavsiye etti. Ben de görüştüm. Bunun yanı sıra bir iki plak şirketiyle de görüştüm. Bu sayede Türkiye’deki müzik endüstrisinin nasıl işlediğini ve şartların nasıl olduğunu inceledim.

Bunları yaparken yalnız mıydın ?
Yoksa sana destek olan birileri var mıydı ?

Genel olarak her şeyi kendim yaptım. Sonra Pozitif ile görüşmeye devam ettim. Onlar da benimle epey ilgilendiler. Daha sonra 98’de İzmir’de Parliement Jazz Festivali’ne konuk sanatçı olarak katılmam için Burhan Öçal tarafından teklif aldım. Ben de memnuniyetle kabul ettim. İki şarkıyla katıldım. O şarkılar albümde de yer aldı. Pozitifle olan görüşmemi sözlü olarak noktaladım. Bana ilgilendiklerini ama prodüksiyona 99’da başlayabileceklerini belirttiler. Ben de bunun üzerine New York’a gidip çalışmalarıma devam ettim. Nitekim işler yoluna girince anlaşma yaptık. Bu arada bütün müzikal alt yapı hazır hale gelmişti. Anlaşmayı imzaladıktan bir iki ay sonra da stüdyoya girip kayıt işlerine başladık. Aslında ben taksimleri daha New York’tayken hemen yapmayı planlıyordum. Ama orada bunun için müzisyen yoktu. Albümün Ocak-Şubat gibi çıkması kararlaştırıldı. Ben de Türkiye’ye geldim. Fakat bazı sorunlar yüzünden ertelendi. Bu fırsattan istifade taksimleri burada kaydedelim dedik ve Laço Tayfa ile stüdyoya girdik. Çok güzel oldu. Onları da ekledikten sonra ortaya çıkan ürünü New York’a gönderdik ve master’ını orada tamamladık. Albümün grafik çalışmalarını bitirdik ve “ Kuşu Kalkmaz ”ın video klibini gerçekleştirdik.

İlk albümünü Türkiye’de yapmanın nedeni ne ?
Türkçe konuşuyorum. Ayrıca Türkiye’de hip-hop pek tanınmıyor. Bunu doğru bir şekilde yapıp, doğru bir şekilde tanıtmak istedim. İngilizce her zaman yapabilirim. Zaten yazdıklarımın çoğu Türkçe. Bilmiyorum, neden olmasın.

İngilizce’yi nerede öğrendin ?
Ben kolej mezunuyum. Oraya alt yapıyla gittim.


Düzgün bir aksanla Türkçe konuşabiliyorsun ?

Ama şarkılar için bunu söyleyemeyiz ? Şarkı söylerken aksanını bilerek mi bozuyorsun ?
Ama bu rap ile, ritimle alakalı bir şey. Gazetede yazılan birkaç eleştiri okudum. ‘ Türkçe’si bozuk. ’ gibi laflar ediliyordu. Buna katılmıyorum. Aksine Türkçem bozuk değil. Gayet güzel cümlelerimi kuruyorum. New York’ta çok Türk vardı ve Türkçe ile İngilizce bir arada kullanılıyordu. Bu sayede pratik yapma fırsatım oldu. Hatta bazen şarkılarımda İngilizce kelime kullanmak istemiyorum. Türkçe’sini bulana kadar saatlerce düşündüğüm bile oldu. Ama bu bahsettiğiniz durum kesinlikle albümdeki ritimle ilgili bir şey. Bu yüzden aksan bozukluğuyla ilgili eleştirileri kabul etmiyorum. Ona bakarsanız pek çok Türkçe şarkıda da ritme uygun olması için aksan bozuluyor. Rap nedir anlamadıkları için direkt “ aksan bozuk ” etiketini yapıştırıyorlar.

Argo, yaptığın müzikte olmazsa olmaz bir element mi ?
Bence bu sanatçıyla alakalı bir şey. Ben günlük yaşamda çok fazla argo kullanmıyorum. Albümde de birkaç kelime dışında fazla argo yok aslında. Ama öyle bir şeyi seviyorsam ve onu yansıtmak istiyorsam, argo şarkı yapabilirim.

“ Kuşu Kalkmaz ” yüzünden yanlış lanse
edildiğini düşünüyor musun ?

Bu duruma çok sinir oldum. Çünkü albümü çıkarmak için o kadar uğraş verdik, bir sürü fedakarlıklarda bulunduk. Bir insanın tek başına hayallerini gerçekleştirmesi, bir şeyler yapması hiç de kolay değil. Ama albümü çıkardıktan sonra tam işin mutluluğuna varacaktık ki, daha albümü dinlememiş insanların saldırılarına maruz kaldık. Sadece sözlerini duyan, daha müziği bile dinlememiş insanlar röportaja geldiler ve şarkıyı soruşturmaya başladılar.

:2...>
1 2 3 4 5