|
Ne gibi bir fark var ? Biraz daha açar mısın ?
Pop’a baktığınız zaman, işte bir dörtlük vardır, nakaratı vardır ve o yan öğelerle beslenir. Sadece aşk ve sevgiden bahseder ve yüzeyseldir. Daha eğlenceye yönelik, işte stres atmak için dinlenen bir müzik türü. Belki de o yüzden ülkemizde bu kadar çok dinleniyor. İnsanlarımız o kadar mutsuz ki, biraz eğlenmeye ihtiyaç duyuyor (!) Ama hip-hop’ta böyle bir şey yok. Mesela “ Kuşu Kalkmaz ”. Bunu pop müzikle anlatamazsınız. Toplumsal bir konuyu ele alan bir şarkı. Mesela hip-hop’ta da kafiye vardır ama nakarat yoktur. Ama ritme uydurmak için bir daha söyleyebilirim. Yani kısacası, hip-hop insanı daha özgür hissettiren bir müzik.
Türkiye’de geniş bir hip-hop dinleyici kitlesi yok...
Çünkü Türk insanı bunu bilmiyor. Mesela televizyonu açıyorsunuz, hep pop var. Ben açıkçası Türkiye’deki müzik kanallarını pek seyretmiyorum çünkü bayıyorum. Halbuki günde 24 saat pop müzik vereceklerine, 5 saat pop 1 saatte hip-hop verebilirler. Yani bu şekilde kategorize etmemiz lazım. İnsanları da o şekilde yetiştirmemiz gerekiyor. Ama herkese pop müzik verirsen, tabii ki herkes pop müzik dinleyecektir. Ben potansiyel olduğuna inanıyorum. Hip-hop müzik bugüne kadar pek tanıtılmamış.
Kendini bu konuda ilk olarak görüyor musun ?
Daha önce Cartel vardı. Onlar Almancı Türkleri, Almanya’daki ikinci sınıf vatandaş durumunda kalan insanları anlatıyordu. Aslına bakarsanız bizim de onlardan bir farkımız yok. Biz kendi ülkemizde kendimize ikinci, üçüncü sınıf vatandaş muamelesi yapıyoruz. Ama onlar çok aşırı sağcı ve milliyetçi olarak algılandılar. Politik ve ideolojik olarak değerlendirildiler.
Hip-hop daha çok metropol insanına hitap eden bir müzik türü. Fakat senin yorumun metropol insanı için biraz naif ve modası geçmiş kalıyor.
Bence bir şeyin simple olması, algılanması açısından daha faydalı. Kullanılan bir dil zaten. Ben yeni bir lisan yaratmayı amaçlamadım. Belki yapılabilirdi de. Ama ben bunu böyle kullanmak istedim. Kulağa da hoş geldi.
“ Kuşu Kalkmaz ” üç TV kanalını kapattıracak kadar tepki çekti. Böyle bir şeyi bekliyor muydun ?
Aslında bir takım tepkiler geleceğini bekliyordum. Ama mesela “ Gümbür gümbür memeler, kapanmıyor düğmeler ” gibi şarkılar her tarafta çalabiliyor. Bu erkekler için hoş ama ben böyle bir şeyi duymaktan rahatsız oluyorum. Hatta bazen bütün o çıplak kadınlı magazin dergilerini toplayıp Taksim Meydanı’nda yakmayı bile düşünüyorum. Sonuçta ben düşüncemi söylemekte özgür bir insanım. “ Kuşu Kalkmaz ” lafını kullandım çünkü şarkı zaten seksüel bir olayı anlatıyor. Evlilik dışı olan bir ilişkiyi anlatıyor. Seksüel bir olay olduğu için seksüel bir nakarat da kullanabiliyorsunuz. Diğer insanlar da seksüel konulara el atıyor ama ima ederek ve seviyesiz bir şekilde yapıyorlar. İşte bence bu mide bulandırıcı bir şey. Normal sözcükler kullanarak alttan alta seksüel şeyleri ifade etmek bence çok daha çirkin. Direkt ol, dobra ol, bence çok daha güzel.
Kanalların kapanması konusunda ne düşünüyorsun ?
Bunu bana yapılmış bir haksızlık olarak görüyorum. Çünkü Star ve Show TV’deki yapılan bir yorum. Benimle ne alakası var. Mesela Kral TV, klibi gece yarısı yayınladı ve sakıncalı gördüğü yerleri - kerhane kelimesinin biplenmesi gibi - sansürlemiş. Kendi otosansürünü koymuş. RTÜK’ün de tutup da bu şarkıyı kapatmasına gerek yok. Bence yorumla alakalı. Yorumla alakalı olduğu için de, bana karşı olmaması gerekiyor. Yani burada bir sorun var. Bunun açıklığa kavuşması gerekiyor. Şirketimiz RTÜK ile sürekli konuşmaya çalışıyor. RTÜK'ün bize kesin bir cevap vermesi gerekiyor.
Bu durum seni nasıl etkiledi ?
Ben kesinlikle anlayamadım...Ne bileyim epey sinirlerimi bozdu. Ama açıkçası artık ilgilenmiyorum. Hayat devam ediyor. Mesela Mehmet Ali Erbil’in yaptığı yorumlar çok çirkin,ama ona bir şey olmuyor. Ama benim yaptığım şarkı çok çok daha güzel, şarkımın çok güzel bir müzikal alt yapısı var ve içinde bir mesajı var. Ama bunlardan hiç söz edilmedi. Zaten ilk olarak Gözcü gazetesinde çıktı. Sözlerini vermiş ama sözlerin mesaj kısmını ele almamış. Yalnızca kerhane gibi sözcükler ön plana çıkarılmış. Kendine göre şarkıyı çekip çevirmiş. Bu çok yanlış. Sonra bakıyorsunuz ki, başka bir sanatçı, kendi reklamı için ortaya çıkıyor. Kendini yüceltmek için bunu kullanıyor. Anlıyorum ama bu bana yapılmış bir haksızlık.
Bu şarkıyı İngilizce söyleseydin sanırım
böyle bir sorunla karşılaşmayacaktın.
Evet haklısın. İngilizce yazdığım şarkılarım var zaten. Bunları belki ikinci albümde kullanacağım. Aslında ilk albümde İngilizce şarkı koysam, “ Amerika’dan geldi ya İngilizce yapıyor ” diye düşünürler diye aklımdan geçmedi değil. Zaten çok az İngilizce olmasına rağmen, yine de eleştiri aldım.
Hemen hemen her kesimden bir tepki aldın aslında. Mesela genel olarak hip-hop ya da underground müzik dinleyicileri seni fazlasıyla “ piyasa ” ya da “ naif ” buluyorlar.
Kim piyasa diyor bilmiyorum ama albüm kesinlikle underground bir yerde duruyor. O yüzden “ piyasa ” olduğunu kabul etmiyorum. Kimileri de Türkiye’ye ulaşması için daha fazla pop yapması gerekiyor diyor. Zaten ben pop müzik yapmak istesem, bunu yaparım...Benim anladığım kadarıyla ülkemizde herkes eleştiriye hazır. Yeniliğe açık değiliz, destek olacağımıza aksine köstek oluyoruz. Yeni bir şey çıktığı zaman hemen baltalıyoruz. Hazerfen Ahmet Çelebi’nin dönemindeki kafa yapısını hala taşıyoruz. Mesela Perihan Maden...Hatun anlamamış, duyguyu anlamamış, ne yaptığımı anlamamış, hip-hop’u anlamamış ve yazmış. Açıkçası bir insan, eğer bir konu hakkında bir şey bilmiyorsa, iyice öğrendikten sonra yazmaya kalkar. Doublemoon’dan çıkması, işte beyazdan da beyaz seyirciye ulaşmaya çalışması, vs. gibi şeyler söylemiş. İşte böyle şeyler okuyorsunuz. Herkes kendi işini saygıyla yapsa her şey daha iyi olur.
|