Istanbul - Röportaj - Sultana
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Bulutsuzluk Özlemi
Mario Levi
Sunay Akın
Sultana
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri
<..3
1 2 3 4 5

Bir yandan hip-hop’un bir sokak müziği olduğundan bahsederken diğer yandan da on yıl kadar bir süre Türkiye’den uzak yaşıyorsun. Bu süre zarfında bihaber olduğun sokakları dile getirebildiğine inanıyor musun ?
Başta şunu söylemek istiyorum. “ Hip-hop sokak müziğidir. ” derken ister istemez kendinizi kısıtlıyorsunuz. Mesela “ Sokak müziğini kim dinler ? ” gibi sorularla karşılaşıyorsunuz. Bence hip-hop müziğinin çıkışına bakmak gerekiyor. Hip-hop 70’lerde çıkan bir akım. Bugün baktığımız zaman, bütün dünyayı etkisi altına almış olduğunu görüyoruz. İlk çıkışı Jamaikalı bir dj’in plakları alarak onlarla oynaması ve daha sonra üzerine nakarat ekleyerek gerçekleşiyor. İlk çıktığı zaman tabii ki siyah kökenli insanların sokaklardaki problemlerini dile getiriyor. Tabii erkek bakışını taşıdığı için daha çok sokaklardaki çeteleri, mafyayı, uyuşturucuyu ele alıyor. Ama bugüne baktığımız zaman çok değişik konuların işlendiğini görebiliyorsunuz. Mesela kimisi politik hip-hop yapıyor, kimisi de daha entel ya da seks üzerine hip-hop yapabiliyor. Yani demek istediğim hip-hop yalnızca sokak değil. Hayatı ya da bir kültürü temsil ettiği için, nasıl normal yaşamda birçok konular varsa, hip-hop müziğinde de pek çok konu var.

Nasıl bir Türkiye görüyorsun karşında ?
Açıkçası Türkiye bir illüzyonu yaşıyor. Avrupalı değiliz Avrupalı olmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin o kadar çok problemi var ki, ekonomik olsun, toplumsal konular olsun, ama biz bunları hep göz arda ediyoruz. Yurtdışındaki ülkeler kendimiz hakkındaki gerçeği bizden daha iyi biliyor. Ve bu sorunlar bize aktarılmıyor. Mesela benim insan olarak ülkemdeki gerçekleri bilmeye hakkım var. Sosyal sorunlar nasıl çözümleniyor, hangi kanunlar çıkarılıyor, mecliste neler oluyor, bunları benim bir vatandaş olarak bilmeye hakkım var. Ödediğim vergiler bana nasıl geri dönüyor, belediye bu konuda ne yapıyor ? Yani ben sabahtan akşama kadar çalışıp maaşımın yarısını vergiye veriyorsam, bu bana nasıl dönüyor, bunu bilmek en yasal hakkım... Bence İstanbul’u bir ön cephe olarak alıyoruz ve kendimizi dünyaya öyle tanıtıyoruz. Ama maalesef olduğumuzu sandığımız kişi değiliz.


Röportajlarında sürekli Türkiye’yi Amerika ile karşılaştırıyorsun. Amerika’yı bize daha yakın buluyorum çünkü Avrupa’nın tarihi daha oturmuş. Ve bunu korumayı başarmışlar. Birçok açıdan daha medeniler. Daha tutucular ve hatta daha da ırkçı olabiliyorlar. Amerika ile kendimizi arasında birçok açıdan paralellikler var. Mesela orada da çok farklı ülkelerden, kültürlerden insanlar yer alıyor. Zaten biz kendimize Amerika’yı örnek olarak almışız bugüne kadar. Mesela bence siyahlar, Türkler ve İtalyanlar birbirlerine çok paraleller. Çünkü hepsi altını, gösterişi ve övünmeyi çok seviyorlar. Espri anlayışları birbirlerine çok yakın. Yani bir beyaz Amerikalı ile bir Türk çok yakın espri anlayışına sahip olabiliyor.

Sanatın çok etkileyici bir anlatım gücü var. Mesela Amerika aşağı yukarı Türkiye’yi hala “ Geceyarısı Treni ” ( Midnight Express ) filmindeki Türkiye olarak tanıyor. Sanatını yaparken Türkiye’yi iyi bir şekilde tanıtmak gibi bir misyon taşıyor musun ?
Müziğimle Türkiye’yi anlattığım gibi aynı zamanda Türkiye’yi temsil de ediyorum. Bu çok önemli bir şey bence. Mesela Türkçe hip-hop yapmak, hip-hop’u başka bir seviyeye getirmek güzel bir olay. Belki de bizim bunu çok daha önce yapmamız gerekiyordu. “ Midnight Express ”i zamanında yapmışlar. Tamam, belki belli bir gerçeklik payı vardır ama esas sorun bizden kaynaklanıyor. Biz ülkemizi yeterince tanıtmıyoruz. Ülke olarak daha kendimize güvenimiz yok. Mesela bizim çok güzel bir kolonya kültürümüz vardır. Kolonya kullanmak bizde yüzyıllardır devam eden bir gelenektir. Ama bugün bakıyorsunuz dünyada Johnson & Johnson kolonyada söz sahibi oluyor. O insanlar yıllar önce yapmamız gereken şeyi bulup çıkarıyor ve çok güzel kullanıyor. Biz ise hala eldeki kolonyayla dolaşmakla yetiniyoruz. Bunun gibi o kadar çok şey var ki...Biz Türkiye’yi tanıtamıyoruz. Ben şu mesajı vermek istiyorum: Herkes istediğini yapar bu dünyada. Gerçekten istediğin şey için uğraştığın zaman ulaşamayacağın amaç yoktur. Buna gerçekten inanıyorum ve hatta yaşayan bir örneğiyim. Mesela bana hitap eden müziği yapıyorum. Konuşmak istediğim konuları müzikle dile getiriyorum. Müzik yaparken de bir sanatçı sorumluluğu taşıyorum. Eğer topluma bir şeyler verebiliyorsam ne mutlu bana...

Peki Tarkan hakkında ne düşünüyorsun.
Yurt dışında Türkiye’yi başarıyla temsil ediyor. Tarkan'ın bir Türk olarak dünyaya açılması çok güzel. Yani mesela Brezilya’da bile Tarkan dinleniyor. Bir Türk sanatçısının bu kadar çok tanınması çok güzel.

Sultana böyle bir şeyi düşünüyor mu ?
Benim sınırlarım yok. Dünya benim. Her yere ulaşmak istiyorum. Ama bunun için daha zaman gerekiyor, çünkü müzik gerçekten zaman alan bir iş. Bu yüzden sabırlı olmak gerekiyor.

Albümünde yerel motifleri hip-hop ile bütünleştirdin.
Ülkemiz, yerel müziklerin çeşitliliği anlamında müzisyenler için geniş bir yelpaze sunuyor. Evet, gerçekten çok zengin bir müzik potansiyeli mevcut. Hatta, ileride bizim folklorik danslarımızı da hip-hop ile bütünleştirmek istiyorum. Çünkü çok ritmik ve çok güzel motifler var. Yeni bir dans türü geliştirmek isterim, mesela Türk Halk-hip-hop dansı gibi. Bunu kıyafetlere de yansıtmak isterim. Bence kendi kişiliğimizi korumamız gerekiyor. Bizler daha kendi kişiliğimizi bulamadan bir başkası olmaya çalışıyoruz.

:5...>

1 2 3 4 5