|
En
anlamlı yıl: 1962
Geride bıraktığımız yüzyılın en anlamlı yılında, 1962'de dünyaya
gözlerimi açtım. Bu yıl çok anlamlıdır. Çünkü yalnızca 62'den
tavşan yapılır. Doğduğum yılı çok seviyorum ama doğumgünümü
1980 yılından beri kutlamıyorum. Nedeni mi? Çünkü 12 Eylül
doğumluyum.
Geçmişteki İstanbul'u arıyorum...
Yedi yaşındayken İstanbul'a ailece gezmeye gelmiştik. O yaz
tatilinde babam bol bol fotoğrafımızı çekmişti. Sonra Trabzon'a
geri döndük. Annem fotoğrafları bir albümde toplayarak, yalnızca
misafir geldiğinde açılan salondaki sehpanın üstüne koymuştu.
Ne zaman bir misafir gelse albümü eline tutuştururdu. Hemen
hemen her fotoda ben vardım. Benim şiirlerimde, yazılarımda
yaptığım da o fotoğraf albümündeki kareleri harekete geçirmek...
İstanbul'la bütün hesaplaşmam bitti aslında. Ama İstanbul
bilfiil satranç oyunu; taşlar durmadan hareket etmiş, yerleri
değişmiş, daha önce bu satranç oyununda yapılan hamlelerin
ne olduğunu öğrenmek adına, geçmişe dönük çalışmalarım var.
Bugünkü İstanbul'la hesaplaşmam yok ama geçmişteki İstanbul'da
ortaya çıkaracağım daha pek çok hamleler var. Bunları yazıyorum,
bunların peşindeyim. Örneğin, şu anda çıkacak olan yeni kitabımın
adı "İstanbul'da Bir Zürafa." Bu kitap İstanbul'daki
hayvan tarihini ele alıyor ve İstanbul'lu hayvan üzerine kurulan
ilk kitap olma özelliğini taşıyor.
Yazılı
ilk aşk şiiri İstanbul'da...
1951 yılında Amerikalı sümorolog Samuel Noa Kramer İstanbul'a
gelir ve arkeoloji müzesinde Sümer tabletleri üzerinde çalışmaya
başlar. Tabii yazının ilk örnekleri Sümer tabletleridir. Bu
Sümer tabletlerini Avrupa'daki diğer müzelerde ben görüyorum,
Anadolu'dan, Mezopotamya'dan kaçırılmış, orada sergileniyor,
çok önem veriliyor. Çünkü uygarlığın kökeni yazı! Ve ilk örnekleri
tabii ki Sümer'den, 5000 yıl öncesinden yazı örnekleri; ama
bizde gelişi güzel sergileniyor bunlar. İşte Kramer bir tableti
eline alıyor, bu tablet krala yazılmış bir aşk şiiri. Ozan
da bir kadın. Ve o tablet şu anda arkeolojinin tespit edip,
sümerolojinin ortaya çıkardığı yazılı ilk aşk şiiri... Bu
yazılı ilk aşk şiiri yaklaşık 50 yıldır İstanbul'da. Eğer
o tablet çalınsaydı, Paris'e Louvre Müzesine götürülseydi,
Fransızlar dünyayı ayağa kaldırırdı. Dünya Sevgililer Günü
falan, 14 Şubat mı neydi, kıyameti koparırlardı. Ama kültür
politikasının eksik olduğu toplumlarda, ekonomi yok olmaya
açık ve net mahkumdur. Çünkü turizm politikası ekonomi politikasını
belirler. Yazılı ilk aşk şiiri İstanbul'da, Kız Kulesi'ni
bugün bir kafeterya satış merkezi yapmak yerine, bir müze,
sanat merkezi yapsaydık, ilk aşk şiirini oraya getirip belirli
zamanlarda, Dünya Sevgililer Günü mü olur ya da başka bir
gün mü olur, açsaydık, görücüye çıkarsaydık. Salacak kıyısı
turistten geçilmezdi. İşte o zaman turizm politikası gerçekleşir,
o zaman büyük bir ekonomik gelir gerçek anlamıyla elde edilebilirdi.
|