Istanbul - Röportaj - Sunay Akın
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri

İstanbul'un en sevdiğim hali ve yerleri...

İstanbul'un en sevdiğim hali; güneş batmış, hava kararmamış, ilk vapur ışığını yakmış, kentin ilk ışıkları yanmış! Bu müthiş bir görüntü. İster Sarayburnu'ndan bakın, ister Karaköy'den, ister Salacak'tan, ister Kadıköy'den, Moda'dan ya da Fenerbahçe'den hep çok güzel.

İstanbul'da en sevdiğim yerler: Salacak kıyısı; tabii Kız Kulesi ama Kız Kulesi'ne lokanta yapıldıktan sonra hiç gitmiyorum, Harem'de çiçekçi bölgesi... Harem'deki set üstündeki sokaklar, binalar, iki apartman arasından İstanbul bir gözükür bir gözükmez, bir gözükür bir gözükmez; köşe kapmaca oynar sanki İstanbul senle. Örneğin Kasımpaşa'daki Cezayirli Hasan Paşa Kışlası'nın kapısının yanında bir betonun üstünde yuvarlak bir demir halka vardır; o Cezayirli Hasan Paşanın aslanını bağladığı halkadır. Hala durur. Ben hep gider onu görürüm.

Size İstanbul'u gezdirseydim...

İstanbul'u çok böyle belli bir rotaya hiçbir zaman koyamıyorum. Ama örneğin, neden Eyüp'teki Defterdar Camii'ne gitmeyelim. Defterdar Camii'ne baktığımızda küçük, çok minareli bir camidir. 1544 yılında Nazım Mehmet Efendi Ne görüyoruz orada hiçbir şey; minaresinin tepesinde hani hilal olur ya tepesinde hilal bile yok. Nazım Mehmet Efendi yaptırıyor ve minarenin tepesine 1544 yılında bir hokka yani mürekkep kabı, bir de kalem koydurmuş. Yeryüzünde başka böyle hiçbir tapınak yoktur, ilk yazı araç gereçlerinin konulduğu... Bugünkü yazı araç gereçlerinden bilgisayar, klavye ve mouse'u; yeni yapılan bir caminin minaresine koyalım bakalım, onları koydurmazlar değil mi? Ama 1544 yılında koymuşlar işte.

Oraya gitmişken size, Haliç sularına bakıp III.Ahmet'in dört şehzadesini sünnet ettirdiği şölende, şölenin 13.günü sudan çıkan timsahı anlatırım. Döneminde dört şehzadesini sünnet ettiriyor padişah III.Ahmet ve sudan bir timsah çıkıyor. Timsah kayboluyor, tekrar çıkıyor. Padişah şehzadeleriyle Ayvan Saray tahtında oturuyor. Timsah ağzını açıyor beş tane çengi çıkıyor içinden ve timsahın sırtında dans etmeye başlıyor. Tabii yiyecekleri de sunuyorlar kıyıya, timsahın ağzının içine girip kayboluyorlar. Bu saray görevlisi İbrahim Efendi'nin eğlence olsun diye yaptığı bir gösteri, yani ilk denizaltı III. Ahmet döneminde Haliç'te timsah şeklinde yüzdürülmüştür. Ne zaman, Haliç'e ne zaman baksam ben o timsahı görüyorum.

:4...>
1 2 3 4