Istanbul - Röportaj - Sunay Akın
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri

İstanbul'u en iyi anlatan şiir henüz yazılmadı...

İstanbul'u kimse anlatamamış. İstanbul şiirleriyle ilgili kitaplar çıkıyor, antolojiler yapılıyor, bunlarda benim de şiirlerim var, ama İstanbul'u en iyi anlatan şiir henüz yazılmadı. Yazılabileceğini de hiç sanmıyorum.

Daha çok para anlayışı İstanbul'u bozdu...

İstanbul'un en sevmediğim yanı kaçak yapılaşma... Çirkin binalar! Trafik keşmekeşini yaratan da o zaten. Trafik sorununu çözmek için İstanbul'a uygun imar planlarını uygulamak, pek çok çirkin binayı yok etmek demektir! Kaldırılmalıdır, yıkılmalıdır, yokedilmelidir. Başka türlü çözüm yok. Kaçak yapılaşma, çirkin binalar, rahat anlayışı, para anlayışı, daha çok para. Ama ne oldu bundan sonra, şehir korkunç bir görünüme kavuştu! Kendimizi, geleceğimizi garanti altına alacak diye düşündüğümüz o binalar, yıkılacak mı korkusuna sahibiz şimdi...

Hayatta mutluluk dört duvar satın almak değilmiş. İstanbul hala ders veriyor, İstanbul bizi eğitiyor bak. Daha çok para anlayışı İstanbul'u bozdu, yıktı. İstanbul 2000'i aşkın yıla dayanamayacaktı! Sen İstanbul'a gel, İstanbul seni eğitir. Bir salladı seni, kendine gel dedi; anladı, dersi aldık mı; umarım almışızdır. Ama bizi sözlüye çağıracak İstanbul.

Pek yakında : "İstanbul'da Bir Zürafa"

İstanbul'a tarihin çeşitli dönemlerinde padişahlara hayvanlar armağan edilmiş. Örneğin II. Mahmut'a bir zürafa armağan edilmiş, ama o zaman insanlar hiç zürafa görmemiş ki... İstanbul'a hayvanların gözüyle bakıyoruz. Zaten kitapta sadece zürafa yok, köpekbalıkları da var. İstanbul'da 1964 yılında 7m. boyunda köpekbalığı yakalanmış. Hani İstanbul Boğazı dediklerinde akla ilk gelen hayvan fok balığıdır... Marmara Denizi'nde kılıç balıkları, gergedan, söz ettiğim Cezayirli Hasan Paşa'nın aslanı, sokak köpekleri pek çok hayvan var. Ama zürafayı seçmemin sebebi kitabımda İstanbul'a farklı bir bakışla, hayvanların gözüyle bakıyor olmam...

Şair isimli vapurların, tramvayların yaşadığı İstanbul...

Düşlediğim İstanbul iki yakası arasında mekik dokuyan vapurlara şair adlarının verildiği İstanbul... Orhan Veli vapurunun yanından geçen Nazım Hikmet vapuru, Atilla İlhan vapuru... Vapurlara şair adları verilse, her vapurun içine adı verilen şairin şiirleri asılsa, can simitlerine şiirleri yazılsa; bir de bütün tarihi eserlerinin sanat merkezlerine dönüştüğü İstanbul. Ve mutlaka Haydarpaşa'daki gümrüğün kalkıp, limanın kaldırılıp, oranın bir sanat merkezine dönüştürülmesi. Orası bir sanat merkezi olsa boğazın en güzel görüleceği yer; karşıda bir yarımada, orada etkinliklerin düzenlendiği açık hava tiyatroları ve mutlaka bir kent müzesinin bulunduğu İstanbul. Sanat eserleri, heykelleri, yeşil alanların yeşil alan olarak kaldığı, yeşil alanlardaki otellerin mutlaka kaldırıldığı, ve mutlaka ulaşımın raylı sisteme tamamıyla geçildiği ve tramvayın Taksim ve Tünel arasında tutsak olmadığı diğer tüm semtlere ulaştığı, Boğaz'dan da geçtiği, tramvayların yaşadığı bir İstanbul.

Sunay Akın'a teşekkürler...
Röportaj ve fotoğraflar: Pelin Ayan
1 2 3 4