Size hep dahi çocuk dendi; dahi çocuk
olarak anılmanın rahatsızlığını yaşadınız mı?
Çocukluğumda dahi çocuk olmanın hep avantajlarını yaşadım. Çabuk
öğreniyordum, her yerde öne çıkıyordum. Annem beni çok nazlamadı.
Ne yediğim, ne giydiğim diğer çocuklardan farklıydı. Özellikle
rahat yetiştirmeye çalıştı. Rumeli Hisarı'nda otururken belime
ip bağlar denize atar, yüzmeme yardımcı olurdu. Okulda çocuklarla
kozalak savaşları yapardım.
Biraz ukalaydım sanıyorum, şimdi arkadaşlarım derslerde hocalarla
tartışmalara giriştiğimi anımsatıyorlar. Sadece piyano eğitiminin
zorluğu çocuk yaşlarımda fazlaca belimi büktü. Sürekli çalışmak
zorundaydım. Şikayet etmek aklıma bile gelmiyordu. Çünkü bana
öğretilen yaşam dört yaşımda böyle başlamıştı ve başka bir yaşamı
bilmiyordum.
Lise ve konservatuvar eğitimi bir aradaydı ve çok çalışmam gerekiyordu.
Annem beni devlet lisesinde okuttu. Bunun iki nedeni vardı.
Birincisi halkın içinde yetişmem ve kendi ülkeme yabancılaşmamam
için... İkincisi çok zor eğitimi olan bir okulda müzik eğitimime
yeterince zaman ayıramamamdan korkmuştu.
Liseyi bitirince Viyana Müzik Akademisi sınavlarına girdim,
her ihtimale karşı üniversite sınavlarına da girdim. İstanbul
Hukuk Fakültesi'ni kazanmıştım ama akademiyi kazanınca kuşkusuz
Viyana'ya gitmeyi tercih ettim.
Şu an müzik hayatınızda bulunduğunuz noktaya gelene kadar nelerden
vazgeçtiniz?
Çocukluğumda pek oyun oynayamadım. Hala içimde bir çocuk yan
vardır. Kedileri, köpekleri, oyuncakları severim. Çocukluğumda
hep zaman sorunum vardı ve dinlenmeye fırsat olmadan yaz tatillerinde
bile çalışırdım. Şimdi günlerce hiçbir şey yapmadan oturuyorum,
tembelliğin zevkini çıkarıyorum.
16 yaşıma kadar Türkiye'deydim ve küçük flörtler, küçük aşklar
yaşamadım. 16 yaşımdan sonra Viyana'da tek başıma kalınca kadınların
müzisyenlere olan tutkularından da yararlanarak çeşit çeşit
kadınla birlikte oldum. Sayısını artık benim de unuttuğum kadar
kız arkadaşım oldu. Kimine aşık oldum, bir süre birlikte yaşadım,
kimine aşık numarası yapıp kendimce zor geçen çocukluk ve ilk
gençlik yıllarımın intikamını aldım.
Viyana'da yaşadığım yıllar içinde yaz tatillerinde çok kısa
süre için İstanbul'a gelirdim. Çocukluğum deniz kenarında geçip,
çok iyi yüzme öğrendiğim halde on yıldan fazla zaman denize
giremedim. 31 yaşımda Altınoluk'da birkaç günlük bir tatil yapıp,
fazlaca denize girip, güneşe çıkınca bir hafta güneş çarpmasından
hasta yattım. Zor çocukluk günlerimden pişmanlık duymuyorum
eğer o yıllar içinde o sıkıntıları çekmesem bugün bulunduğum
yerde olmazdım.