Istanbul - Röportaj - Tuluyhan Uğurlu
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri
<..4
1 2 3 4 5

İstanbul tutkunuza rağmen şehrin sevmediğiniz, rahatsızlık duyduğunuz özellikleri var mı?
Ben rahatsızlık duyduğum şeylerden uzak dururum. Dolayısıyla İstanbul'un beni fazla rahatsız eden bir yanı yok. Trafikteki bencillik belki de beni en rahatsız eden tek şey...

Beklenen İstanbul depremi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bilime inanıyorum ve kuşkusuz İstanbul depreminden ben de korkuyorum ama yine de İstanbul'un evliyalarına, bu şehrin inançlı insanların dualarıyla beslendiğine ve bu şehrin Türkiye'yi beslediği, Türkiye'nin yardımına koştuğu için mutlaka korunacağına inanmaya çalışıyorum.

İstanbul bir beste olsaydı, nasıl bir beste olurdu?

Benim bütün bestelerim bir yanıyla İstanbul'u anlatır. Hangisini dinleseniz İstanbul'u yaşayabilirsiniz. Bin yılların kültürü ile olgun, biraz mağrur şöyle zaman zaman herkese ve her şeye tepeden bakıyor... İçinde hoş kokular gizli... Biraz Bizans, biraz Ceneviz, biraz Osmanlı... İnançlara saygılı, kiliseyi de camiyi de kucaklıyor. Hırpalansa, çirkinleştirilmeye çalışılsa bile öylesine güzel ki, ondan anlam çıkarmak isteyen herkes kendince bir şeyler bulabilir. Her sanatkar kendi ülkesine tutkuludur. Ben de dünyanın merkezini İstanbul olarak görüyorum.

İstanbul'u tutkuyla sevmenizdeki en önemli etken; müzikteki çoksesliliği şehirdeki çokseslilikle özdeşleştirmeniz olabilir mi?

Bence güzel bir yaklaşım. Buna bir de beni ilham olarak beslediği için diyebiliriz.

İstanbul'da yaşayanlar tarafından yaptığınız müziğin anlaşıldığını düşünüyor musunuz?

İstanbul beni çok iyi anlıyor. Ancak bu hangi İstanbul'u hedeflediğinize bağlı. Nereye gitsem beni kucaklayan birileri çıkıyor. En lüks yerde de, en ücra yerde de birileri mutlaka yanınıza gelip kulağınıza bir şeyler fısıldıyor ve bu beni çok mutlu ediyor. Anlatmak istediklerimin anlaşıldığını görüyorum. Ve bu sevginin ilerde daha büyük boyutlara ulaşacağına inanıyorum.

Müzik yaşantınızı başka bir ülkede rahatlıkla sürdürebilecekken neden Türkiye'yi seçtiniz?

Çünkü insanlığa en iyi hizmet vereceğim topraklar burası. Beni devlet okuttu. Bu milletin parasıyla okudum ve 65 milyona borcumu ödemek zorundayım. Genç yaşlarımda dünyaya açıldım, hala da yurt dışında konserler veriyorum, yılın birkaç ayını Viyana'daki evimde geçiriyorum, çeşitli ülkelerde konserler veriyorum ama benim asıl amacım buradaki 65 milyonla birlikte dünyaya açılmak... Belki bu bir düş ama ben buna inanıyorum. Bach ya da Beethoven çalarak dünyanın her yerinde alkışlansanız kime ne. Orada milliyetiniz değil, Klasik Batı Müziği'ni ne kadar iyi çaldığınız önemli. Ben benim ülkemin tınıları ve özgün eserlerle oralara gidip, gerçekten bir Türk sanatçısı olarak varolma savaşındayım. Benim kavgam çok büyük.

Sanatçı olarak Türkiye'de sanatçıların karşılaştığı en büyük zorlukları hangileri olarak görüyorsunuz?

Ben anlaşılmama sıkıntısı yaşamıyorum ancak hepimiz maddi sıkıntı yaşıyoruz zaman zaman.

Yaşamınızda müzik dışında size keyif veren, küçük mutluluklarınız nelerdir?

Her şey... Güzel bir hanımla sohbet etmek, aşık olmak, sokak kedileri, sokak köpekleri, sahilde içilen bir bardak çay..: Maç sohbetleri, televizyon karşısında Fenerbahçe maçını seyretmek...

Tuluyhan Uğurlu'ya içten teşekkürlerimizle...
Röportaj:
Meltem Özgün

1 2 3 4 5