İstanbul tutkunuza
rağmen şehrin sevmediğiniz, rahatsızlık duyduğunuz özellikleri
var mı?
Ben rahatsızlık duyduğum şeylerden uzak dururum. Dolayısıyla
İstanbul'un beni fazla rahatsız eden bir yanı yok. Trafikteki
bencillik belki de beni en rahatsız eden tek şey...
Beklenen İstanbul depremi hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bilime inanıyorum ve kuşkusuz İstanbul depreminden ben de korkuyorum
ama yine de İstanbul'un evliyalarına, bu şehrin inançlı insanların
dualarıyla beslendiğine ve bu şehrin Türkiye'yi beslediği, Türkiye'nin
yardımına koştuğu için mutlaka korunacağına inanmaya çalışıyorum.
İstanbul bir beste olsaydı, nasıl bir beste olurdu?
Benim bütün bestelerim bir yanıyla İstanbul'u anlatır. Hangisini
dinleseniz İstanbul'u yaşayabilirsiniz. Bin yılların kültürü
ile olgun, biraz mağrur şöyle zaman zaman herkese ve her şeye
tepeden bakıyor... İçinde hoş kokular gizli... Biraz Bizans,
biraz Ceneviz, biraz Osmanlı... İnançlara saygılı, kiliseyi
de camiyi de kucaklıyor. Hırpalansa, çirkinleştirilmeye çalışılsa
bile öylesine güzel ki, ondan anlam çıkarmak isteyen herkes
kendince bir şeyler bulabilir. Her sanatkar kendi ülkesine tutkuludur.
Ben de dünyanın merkezini İstanbul olarak görüyorum.
İstanbul'u tutkuyla sevmenizdeki en önemli etken; müzikteki
çoksesliliği şehirdeki çokseslilikle özdeşleştirmeniz olabilir
mi?
Bence güzel bir yaklaşım. Buna bir de beni ilham olarak beslediği
için diyebiliriz.
İstanbul'da yaşayanlar tarafından yaptığınız müziğin anlaşıldığını
düşünüyor musunuz?
İstanbul beni çok iyi anlıyor. Ancak bu hangi İstanbul'u hedeflediğinize
bağlı. Nereye gitsem beni kucaklayan birileri çıkıyor. En lüks
yerde de, en ücra yerde de birileri mutlaka yanınıza gelip kulağınıza
bir şeyler fısıldıyor ve bu beni çok mutlu ediyor. Anlatmak
istediklerimin anlaşıldığını görüyorum. Ve bu sevginin ilerde
daha büyük boyutlara ulaşacağına inanıyorum.
Müzik yaşantınızı başka bir ülkede rahatlıkla sürdürebilecekken
neden Türkiye'yi seçtiniz?
Çünkü insanlığa en iyi hizmet vereceğim topraklar burası. Beni
devlet okuttu. Bu milletin parasıyla okudum ve 65 milyona borcumu
ödemek zorundayım. Genç yaşlarımda dünyaya açıldım, hala da
yurt dışında konserler veriyorum, yılın birkaç ayını Viyana'daki
evimde geçiriyorum, çeşitli ülkelerde konserler veriyorum ama
benim asıl amacım buradaki 65 milyonla birlikte dünyaya açılmak...
Belki bu bir düş ama ben buna inanıyorum. Bach ya da Beethoven
çalarak dünyanın her yerinde alkışlansanız kime ne. Orada milliyetiniz
değil, Klasik Batı Müziği'ni ne kadar iyi çaldığınız önemli.
Ben benim ülkemin tınıları ve özgün eserlerle oralara gidip,
gerçekten bir Türk sanatçısı olarak varolma savaşındayım. Benim
kavgam çok büyük.
Sanatçı olarak Türkiye'de sanatçıların karşılaştığı en büyük
zorlukları hangileri olarak görüyorsunuz?
Ben anlaşılmama sıkıntısı yaşamıyorum ancak hepimiz maddi sıkıntı
yaşıyoruz zaman zaman.
Yaşamınızda müzik dışında size keyif veren, küçük mutluluklarınız
nelerdir?
Her şey... Güzel bir hanımla sohbet etmek, aşık olmak, sokak
kedileri, sokak köpekleri, sahilde içilen bir bardak çay..:
Maç sohbetleri, televizyon karşısında Fenerbahçe maçını seyretmek...