Ömer:
Mutfakla aranız nasıl? Yemek yapmayı sever misiniz?
Melike: Ben küçükken bayılırdım. Hiç çıkmıyordum
desem yeri. Ama annem kesinlikle karşıydı. Çünkü mutfak tamamiyle dağılıyordu.
Kızım kendini bu yaşta yormana gerek yok derdi. O yüzden şimdilerde hiç mutfağa
girmiyorum. Duygularım köreldi sanırım. Zaten girmeye de hiç vaktim yok. Ama ben
inanılmaz yiyorum bir erkeğin yediği kadar belki de.
Vatan: Evet evet bu bir gerçek. Porsiyonları
en az benim kadar.
Melike: Vatan görüyor işte tüm gün birlikteyiz.
Vatan inanamıyor bana. Öğle yemeği yemişiz. Bir kokoreççinin önünden geçiyoruz
yemesem olmaz yani deli gibi yiyorum. Ben hep sayıklarım programda mantılar vs.
diye.Artık izleyiciler de biliyor. Doyma gibi bir hissiyat sözkonusu değil.
Vatan: Ben diyorum ona yanlış diye. Yanlış
çok yanlış hem de. Çin'de yemeği yemeden önce 1-1.5 dakika falan yemeğe bakarlarmış.
Çünkü göz mideden önce doyarmış. Yani yemeğe bakacaksın uzun uzun, gözün doyacak.Ondan
sonra karnın çok daha iyi doyuyor.
Ömer: O zaman bu kadar yemeye gerçekten çok iyi bir metabolizman
var .Spor yapıyor musun peki?
Melike: Spor çok uzun süreler yaptım. Voleybol,
ritmik jimnastik. Bıraktığım için de kilo aldım.
Vatan:
Ben çok çeşitli sporlar yaptım. Buz hokeyi, scuba, su topu, body building, atletizm,
binicilik, paraşütle atlama... O kadar çok ki. Biraz zevk için biraz sporun gereğine
inandığım için. Ama 3 senedir hiçbir şey yapamıyorum diyebilirim. Sadece yazın
scuba yapabiliyorum.Şimdilerde ise sadece sabahları hızlı yürüyüş o da işe yetişmek
için.