ÖMER: Pınar müzik senin hayatının
vazgeçilmez bir parçası. Peki yemek ve müzik senin için ne ifade
ediyor?
PINAR:
Yemek ve müzik bağdaşan iki şey tabi ki. Ben müspet ilim
tahsil etmiş bir bilim insanıyım. Aynı zamanda sanatçıyım. Bilimin
kendi içinde sanatsal bir estetiği olduğu gibi sanatın da bilimsel
bir matematiği var. Yemek de aynı şekilde. Yemek artık bazı
şeyleri karıştırıp da ortaya çıkarmak değil. Bütün dünya bunu
kabul etti ki insanların medeniyet seviyesi,yaşam kalitesi aslında
mutfak tipleriyle çok orantılı. Beslenme, yaşam kalitemizi arttıracak
birşey ve sağlığımızla bire bir ilintiliyse bu yaşadığımız koşullar
altında sizin kaliteli mutlu bir yaşam sürmemiz için temiz,
sağlıklı gıdalar ve "akıllı gıdalar"la beslenmeniz
lazım. Amerikalıların bir lafı var diyorlar ki "beyninizi
besleyin". Maksat karın doyurmak değil vitamin,protein,mineral
yanısıra hakikaten aklı çalıştıran besinler. İşte "akıllı
gıda" bu. Mesela bizim evde çok acayip bir şey vardır.Aç
kızım ağzını K vitamini, Bvitamini.Ben böyle büyüdüm.Sabahları
okula giderken - koca kızdım, üniversiteye gidiyordum- o gün
önemli bir vizem yada finalim varsa annem sabah kahvaltıda bana
domates yedirirdi kan şekerim yükselsin diye yani bazı şeyleri
çocukluktan reflekse bindiriyorsunuz.İşte beyni direkt olarak
beslemek ve bilinçli anne çok önemli.
Demek istediğim o ki ; beslenmenin de kendi içinde bir matematiği
var,sanatın da öyle dolayısıyla mutfak ve sanat benziyor. Hele
bir sporcunun ,bir sanatçının...Tam böyle benzetmek yerindeyse
böyle koşu atı gibi. Üzerinde ihtimamla durulan özel atlar vardır,
seceresi vardır, beslenme kürleri uygulanır, bakımları vardır.Sanatçı
ve sporcunun da hayatında beslenmesi mutlaka bu at bakımı gibi
önemlidir.Buna inanın, sizin cildinizden,gözünüzden,sesinizden
sahne performansınıza kadar,günlük aktif yaşamınıza kadar herşeyi
etkileyen bir şey bu.
Ömer: Annemin Mutfağı deyince aklına ne geliyor
ve neden anne yemekleri hep özeldir?
Pınar:
Hep sebze yemekleri geliyor.Herkesin annesinin yemeği kendine
güzel gelir. Alışıyorsunuz heralde. Ben ayurvedayla ilgili
kitaplarda okumuştum.Biliyorsunuz enerji üzerine yaratılmış
varlıklarız ve enerji yayıyoruz. Anneler, büyükanneler de
yemek yapmaktan dolayı da yaydıkları enerji sevgiyle birleşince
bambaşka bir tat alıyor. Yani aman bugün de mi yapacağım yemek
demekten çok aileme, çocuklarıma, eşime sevgi paylaşıyorum
diyerek bu yemeği yaparlarsa gıda değerinin daha yüksek olduğunu
söylüyordu Ender Saraç. İte kaka yapılmış bir yemeğin besin
değeri çok yüksek ,vitamini bol da olsa sindirim sırasında
o enerjiyi vücuduna almadan tükettiğini dile getiriyordu.Bu
gerçekten çok ilginç.Bu demektir ki anne yemeği de çocuğa
çok sevgi enerjisiyle pişirildiği için çok güzel geliyor ve
yarar sağlıyor.
ÖMER: Annenizle mutfak anılarınız?
PINAR: Şimdi tabi benim çok fazla anım vardır annemle
ilgili. Çünkü ben tek çocuğum ve tabi kız çocuğu olduğum için
hiçbir ev işinden anlamam. Sadece mutfak işi severim onun
için annem yemek yaparken hep seyrederdim. Evlendikten sonra
da annemle karşılıklı apartmanlarda oturuyoruz. Ben hala yemek
yapmıyorum annemle imece usulü oluyor.
Hep orada yiyoruz, içiyoruz.
Bir de annemle şu var; kendi annesinden intikal eden yemekleri
yemek yapıldığı sırada "yalnız bu bizim aile sırrımızdır"
ben de bunu sana söylüyorum derdi. Yapılırken yani tatbiki
aşamalarda böyle çok güzel şeyler çıkıyor yani.
|