ÖMER:
Peki Pınar et mi sebze mi desem?
PINAR: Sebze derim kesinlikle.Annemin Egeli oluşu ve
zeytinyağlı mutfak ağırlığından.
ÖMER: Hangi yöre yemeği?
PINAR: Bütün yöreler diyebilirim. Ege'de balık kültürü,
zeytinyağlı kültürü, sebzeli yemek kültürü ,otlar çok çeşit
ama bende nedense Arap kültürüne de bir düşkünlük var.Bol
baharatlı, kısırlar, köfteler,
nar ekşili salatalar yani değişik lezzetleri de seviyorum.
ÖMER: Tatlı mı? Tuzlu mu?
PINAR:Yerine göre tuzlu da severim tatlıyı da. Ama
ağdalı tatlılar sevmem; bol şerbetli baklavalar falan. Hafif
tatlılar tercihim.Ama çikolatanın yeri bambaşka.
ÖMER: Asla yemem, ağzıma koymam dediğin bir
şey var mı?
PINAR: Yemek seçmem ama bir tek şey hariç.Onu da bebeklikte
annem çok yedirmiş yeteri kadar almışım herhalde. "Beyin
salatası".onu hiç mi hiç yemiyorum.Ama sakatat yerim,
kokoreç,işkembe çorbası fakat çok iyi yapılırsa.Ama beyin
meselesi gerçekten beni çok rahatsız ediyor.
ÖMER: En severek yaptığın yemek?
PINAR: Dolma.Etli biber dolması.
ÖMER: Dünya mutfağı deyince tercih ettiğin?
PINAR: Türk mutfağı çok önde benim. Ama bir de ben
ilkokulu İtalyan lisesinde okudum.İtalyanların o makarna çeşitlemeleri,o
spagetti sosları, krepler onlara çok düşkünlüğüm oldu ister
istemez. Bir de İtalyan salataları.Okulumuzda çok iyi bir
aşçımız vardı.Değişik salatalar yapardı, mesela çiğ lahanadan,
beyaz lahanadan sirkeye bir gece önceden yatırılmış salatalar
çocukluk mu ne çok hoşumuza giderdi. Salata deyince aklıma
geldi gerçi ilgisiz bir konu ama anlatayım.Annem küçükken
kereviz yemek istemeyenlere Japon turpu diye yuttururdu.Biz
"anne Japon turpu da ne yeni mi çıkmış?" diye sorardık
O da pazardan aldım çok şifalıymış deyince hiç de o kereviz
tadı gelmezdi.Bir de benim yeğenim vardı Hakan ağabey o asla
ıspanak yemezmiş; işte o da önyargı şimdi çok seviyor. Annem
de işte semiz otu oğlum deyip ıspanağı buna yuttururmuş 3
yaşlarında falan.Şimdi hala söyler 3 yaşında anlamıştım kadın
milletine güven olmayacağını bu teyzem de olsa.
ÖMER: Diyet yapıyor musun?
PINAR: Evet yapıyorum.Her zaman diyetteyim.Neden hep
güzel şeyler kilo aldırıyor buna da isyan ediyorum.Çünkü sevdiğim
bütün şeyler lezzetli ve kilo aldırıyor.
ÖMER: Yaptığın özel bir diyet var mı?
PINAR: Yaptığım özel diyet var. Nasıl bir şey biliyor
musunuz?Çok yakın bir doktor arkadaşım var.Dahiliye uzmanı
ama Çin'e gitti orada akupunktur üzerine birçok şey araştırdı
geldi. Bir ara akupunktur da yaptı bana.Ondan da çok teknik
şeyler kaptım.Akupunktur zayıflatmaz. Sadece rejim yapmaya
karar vermiş kişinin rejimine destek oluyor yani işin sırrı
yememek.Ama yememek derken de insanın metabolizmasını, bağışıklık
sistemini çökerten böyle temel yani hücre yapısıyla oynayan
çok katı diyetlerin çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum.Ne
kadar da rejim yapsam 40 kilo olamam.Bazı insanlar 45 kilo
iken "ay çok kilo aldım ama ben aslında 40 kiloyum"
diyorlar ya hayretle ediyorum.Ben herhalde ortaokul yıllarında
40 kiloydum.şimdi inanamam 40 kilo olacağıma yani ancak bizim
Türk tipi dediğimiz, balık eti dediğimiz kıvamlarda.
ÖMER: Peki Pınar, zeytinyağının hayatındaki
yeri nedir ?
PINAR: Olmazsa olmaz... İnanın olmazsa yaşayamam.Zeytinyağı
evimizin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bütün yemeklerde sadece
zeytinyağlılarda, salatalarda değil etli yemeklerde bile ben
zeytinyağlı yerim.Sen dolaştın bilirsin Ege'de o yörelerde
çok önemlidir; mutlaka zeytinyağı yani.Benim annem de Egeli
belki de oradan geliyor.
|