Restoranlar
Cafe ve Barlar
Haftanın Mekanları
Tıkla, Pişir!
Tarifler
Pratik Tarifler
Günün Tarifi
Dünya Mutfakları
Çocuk Menüsü
Meyveler
Kalori Rehberi
Pratik Bilgiler
Baharatlar
Ölçüler
Mutfak Sözlüğü
Mutfak Eşyaları
Yemek Kitapları
Catering Şirketleri



AYIN KONUĞU: PINAR ALTINOK



Ömer: Peki en son gittiğin restoran ?

Pınar: En son Eyüp'te artık bu eski Osmanlı yaşatılmaya çalışılıyor. Tarihi konaklar restore ediliyor, Haliç'in suyu temizlenmeye başladı.
Bir Sadabat Projesi falan var. Sahil bandı yenileniyor.Eyüp'te de tam Eyüp Sultan Türbesi'nin yanında Mihmandar diye bir yer açıldı. Gittiniz mi bilmiyorum sadece Osmanlı yemekleri var orada başka hiçbir şey yok. Dekoru falan Osmanlı yapılmış ve Osmanlı şerbetleri çok önemli. Şerbetler boya ya da konsantre değil.Aşçıbaşı padişahın reçetesinden baya böyle komposto kaynatır gibi kazanlarda kaynatıyor.Demirhindi, karanfil, tarçın,gül şurubu, loğusa şekeri birçok şey.. O kadar güzel aroması olan şerbetler var ki. En son oraya gittim işte. Çok güzel padişah yemekleri var Türk usulü. Yanında bir yer var isteyene oradan kebap da getiriyorlar. Ama biz o yemeklere yöneldik orada; çok lezzetliydi.

Ömer: Cafelere gider misin? En son hangisine gittin?

Pınar:
Bazen gidiyorum.Güvendiğim, bildiğim hımm en son Cafe Marmara'ya gittim Taksimdekine. Bir de oranın bir hazelnut kahvesi var aroması çok hoş.

Ömer: Peki çocukluğuna dönüp baktığında hatırladığın yemeklerle ilgili bir anın var mı?

Pınar: Sucuk... Aslında sucuk köftesi.Hani böyle vardır ya çok sarımsaklı, bol baharatlı, biberli...
Ona kuş kaçtı denirdi. Annem sofraya onu getirirken tabaklara tek tek koymazdı.Böyle geç soğutan bir bakır sahan içinde annem kapağı açar açmaz herkes çatalı hazır alır hemen kapatılmak zorundadır o.Hemen al diye diye ona da kuş kaçtı köftesi dendi. Küçükken anneannem ve dedem hayattaydı. Onlar vardı hayatımızda ve onlar olduğunda daha bir başkaydı herşey.Şimdi bir bayram telaşı yok, bayrama birkaç gün kala yine Ramazan içinde başlanan bir bayram şöleni o yemeklerin güzelliği, elde açılan 40 kat baklavalar yok. Gerçi bizim evde var ama anılarımızdaki gibi yok. Ramazanda sahura kalkmak isterdik.Yaz aylarına denk gelirdi, akşam 8 falan olurdu hala ezanı beklerdik, oruç tutucağız diye tutturduk.Onlar ayrı bir devirdi aslında çok zaman geçmedi ama insan çocukluğundaki güzel günleri, akide şekeri kokusunu hep hatırlıyor değil mi?

Ömer: Peki hiç bayram anın var mı?

Pınar: Evet hem de çok özel bir anı benim için.Bir bayramı Kütahya'da geçirdik biz.Anneannem dedem orada oturuyorlardı. Ziyarete gittik.Türkiye'ye mal olmuş bir değer var: Ressam Ahmet Yakupoğlu.Bu kişi Güzel Sanatlar Akademisi'nde çok kıymetli bir hoca.Onun Kütahya'da bir evi var. Müstakil büyük bir ev. Kendisi Mevlevi. Çok güzel ney çalar. Evi çok yüksek tavanlı ve ortasında bir şadırvan var.Şadırvanın etrafında kerevetler, ney üflemeden önce şadırvanda ıslatıyor, çaldığı neyin sesi o su sesleriyle birleştiğinde insanı çok başka yerlere götürüyor, çok mistik bir atmosferle karşılaşıyorsunuz. Ressam olduğu için evinin üst katında bir atölyesi var. Kendisi uluslararası bir ressam Kültür Bakanlığı'nın duvarlarında tabloları var. Gerek Türk tarihini canlandıran gerekse Anadolu'yu. Resimlerini göstermek üzere bizi üst kata davet etti.

Bir de kendisi minyatür sanatının en son temsilcisi. Ben o zaman öğrendim ki minyatür sanatı hiç yabana atılacak bir sanat değil.Minyatür sanatının bizim gözüme hoş gelmeyen bir yanı vardır ya hep yani ilkokul çocuğu çizmiş gibi. Ahmet Amca bize kocaman bir albüm getirdi. Şimdi o kağıt, çizim kağıdı yumurta,nişastadan ve ebru kağıtları gibi çok uzun senelerde oluşturuluyor ve üzeri altın varak kaplanıyor.O altın varak kenarlarda ortaya minyatür yapılıyor. Asıl önemli olan tarih bilgisi minyatürde. Mesela Fatih Sultan Mehmet, Kuşçu Hoca vs. bir heyet var. Siz onların yanındaki insanları zevkinize göre resmedemez, giydiremezsiniz. Fatih Sultan Mehmet'in lalası kaftanının yakasında samur bir kürk var; o kişinin Nakşibendi tarikatından geldiğini anlatıyor ya da ayakkabısının kenarında kırmızı ceylan derisi şerit var gibi inanılmaz ayrıntılarla dolu bir iş yani iyi bilen bir göz minyatürlerden tarihi okur. Ressam Ahmet amca benim çocukluğumu bilir. Çünkü benim dedem de Mevleviymiş.Ahmet amca da çok iyi bir notist ve neyzendir.

Biz de kendisiyle müzik sohbetine girdik. Çaldığı eserler birlikte müzik yaptık falan. O sırada da o bir minyatür yapıyordu. Padişahın otağı ve hanımlar var, meşk ediyorlar, müzik yapıyorlar.Hepsi bir enstrüman çalıyor. Sarayda Hacı Arif Bey, Dede Efendi gibi büyük bestekarlar ders veriyor.Ortada da bir hanım söylüyor.Minyatüre de daha yeni başlamıştı. Bana verilebilecek en güzel hediye, kaset kapağımdaki resmi alıp o ortada şarkı söyleyen hanıma minyatürde beni adapte edeceğini söylemesi oldu.
O tarihe geçecek bir belge olacak ve beni çizecek ortaya.Kim olduğum belli değil ama ortadaki benim.Son zamanlarda yaşadığım en güzel bayram oydu.

"Yeni yıl yeni yıl herkese kutlu olsun. Tabi adı gibi yenilikler, güzellikler getirsin yurdumuza, hep gülen çocuklar olsun."
Pınar Altınok


Teşekkürler Pınar Altınok...
 
Sevgilerimle,
Ömer Albayrak



 



<< geri :: 1 2 3






Ana Sayfa | Restoranlar | Cafe ve Barlar | Haftanın Mekanları | Tarifler | Günün Yemeği | Dünya Mutfakları
Çocuk Menüsü | Meyve | Kalori Rehberi | Pratik Bilgiler | BaharatlarÖlçüler | Yemek Kitapları
Mutfak Sözlüğü | MutfakEşyaları | Catering Şirketleri | Forum
Copyright 2002 - On - Net A.Ş.

menu@bigglook.com
| Bigglook | Biggmenu English