BIGGMENU : Ömer Bey, öncelikle kendinizi
tanıtır mısınız?
Ö.
ALBAYRAK : Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi İşletme Bölümünü
bitirdikten sonra Fransa'ya gittim. Fransa'da ve Italya'da uzun süre
yaşadım.Bu ülkelerin mutfakları ile ilgili araştımalar yaptım. Ülkeme
döndükten sonra 12 yıl boyunca restoran işlettim. Gurme olmanın yanında,
dengeli beslenme, light menüler oluşturmak ve form tutmak konusunda
da danışmanlık yapıp workshoplara katılmaktayım.1997-1998 yıllarında
formatını kendi oluşturduğum 'Makarnanın Yolculuğu' isimli belgesel
programını (26 Bölüm) ATV'de sundum. Çeşitli reklam filmlerinde rol
aldım. Yaklaşık iki senedir BRT'de çocuklar için hazırlanan Pişire
Taşıra diye bir yemek yarışma programı sunmaktayım.Bunun yanısıra
bu yıl Kanal D'de hafta içi her gün yayınlanan 'Banvit Lezzet Show'
adlı programı sundum. Şu sıralarda unutulmak üzere olan Türk mutfağı
ve ritüelleriyle ilgili bir kitap hazırlamaktayım.
BIGGMENU : Çocukluğunuzun Ramazanlarından
bugüne neler değişti? Anı olarak hatırladığınız bir anekdot var mı?
Ö. ALBAYRAK : Benim çocukluğumun
ramazanları deyince aklıma ilk pideler geliyor. Evin en küçüğü olduğum
için mahalle fırınına gidip pide yaptırmak hep benim görevimdi. Elimde
3 adet yumurta ve susam ile kuyrukta beklerdim. Ramazan pidesi muhakkak
ki yumurtalı ve susamlı olmalıydı. İftar zamanı gelince top atılırdı.
Ramazan davulcuları sahurda maniler okuyarak davul çalardı ve şimdiki
gibi insanları taciz etmezlerdi. İftar yemeğine muhakkak misafir davet
edilirdi. Soframızda her zaman ek bir servis tabağı bulunurdu. Neden
koydunuz diye sorduğumda ise kısmetlisi gelir derlerdi. İftariyelikler
arasında zeytin ve hurma kesinlikle bulunurdu. Oruç açıldıktan sonra
iftariyelikler yenir ve yemeğe ara verilirdi. Bütün gün aç kalındığından
bir anda mideye yüklenmemek için.
En güzel yemekler ramazan sofralarında olurdu. Çeşit çeşit börekler
örneğin annemin yaptığı su böreğini her zaman keşke olsa da yesem
diye hatırlarım. Ve tabii ki tavuklu şehriye çorbası. Bizim evde çok
çorba pişerdi ancak benim favorilerim şehriye çorbası ve domatesli
pirinç çorbası idi. Hala da öyledir.Ramazan ayının son günlerinde
ise ben güneyli olduğum için- o yöreye ait bir gelenektir - bayram
kömbesi telaşı başlardı bizim evde. Çeşitli baharatlar ile hazırlanan
bir çeşit kurabiyedir. Çayın yanında konuklara ikram edilir. Kömbeler
evde hazırlanır susam ile süslendikten sonra mahalle fırınından alınan
tepsilere yerleştirilerek doğru fırına götürülürdü. Pişene kadar başında
beklerdim. Anlatılacak çok anı var ancak sayfalar yetmeyecek.