| Özgürlük
Anıtı bile göçmen! |
Rusya'dan
sonra Rusların en yoğun olduğu kent New York imiş.
Aynı durum, Jamaica ve Puerto Ricolular için de geçerli. Atina dışındaki Yunan
kentlerinin hiçbirinin nüfusu ise New York'taki Yunanlıların sayısına ulaşamıyor!
Yahudiler için de benzeri bir durum söz konusu. 1880'den itibaren kırk yıl boyunca
ABD'ye göç eden Doğu Avrupalı Yahudilerin sayısı iki milyonu aşar. Bunların da
yarım milyondan fazlası New York'a yerleşir.
47th Street Photo'ya girince insan bu gerçeği daha iyi anlıyor.
Her türlü elektronik eşyanın satıldığı bu dükkânda çalışan onlarca görevlinin
tamamı Yahudi.
Aslına bakarsanız, sağ elinde meşale taşıyan 33 metrelik Özgürlük Anıtı'nın kendisi
bile bir Fransız göçmen!
90 tonluk bu bakır heykel Fransız-Amerikan dostluğu anısına Fransa'dan 214 sandığa
yerleştirilip 1885'te New York'a gönderilir...
| Dört
aylık park parasına bir araba! |
Bu koca kentte çok basit
bir trafik sistemi var. Sokaklar hem numaralı, hem de tek yönlü.
Trafik, çift numaralı sokaklarda doğuya, tek numaralı sokaklarda ise batıya doğru
akıyor.
Manhattan'ı boydan boya kesen caddelerde ise genellikle trafik ya kuzeye, ya da
güneye doğru tek yönlü.
Bu kentte öyle inanılmaz bir araç seli var ki, başka da bir sistem bu yoğun trafiğin
hakkından gelemezdi her halde... Bankamatikten para çekmeyi bile sevgili arabalarından
inmeksizin gerçekleştirme sevdasındaki insanların çokluğu karşısında şaşkına dönüyoruz.
47.Cadde, adım başı kuyumcuların bulunduğu, zenginliğin oluk oluk aktığı bir yer...
Arabanızı bu şaşalı caddede bir park yerine bırakmak isterseniz aylık park ücreti
tam 245 dolar!
İşin ilginci, kullanılmış bir arabayı bin dolara satın alabilirsiniz bu ülkede!
Dört aylık park parası karşılığı elden düşme de olsa bir araba!.. İlginç bir ülke
Amerika...
Kimisi de hiç trafik, park gibi dertlerle uğraşmayıp paşa paşa 40 doları verip
havalimanından kente helikopterle geliveriyor.
Arabayı, helikopteri fazla mekanik bulanlar içinse maskot niyetine olsa gerek
bir de fayton görüyoruz New York'ta...
New Yorklu vatandaş, sayısız radyo istasyonu ve televizyon kanalı ile yüzlerce
derginin bombardımanı altında.
|
Sadece Manhattan'daki yayıncıların sayısı beş yüz küsur. Time, News Week, The
New York Times ve The Wall Street Journal gibi medya imparatorluklarının merkezi
olan bu kentte entelektüel düzey hayli yüksek; her on New Yorkludan biri üniversite
mezunu...
"New York fanatizmi" o boyutlara ulaşmış ki kentin eski
belediye başkanlarından biri, "Şikago'ya belediye başkanı olacağıma New
York'ta bir sokak fenerine direk olmayı tercih ederim!" diyebilmiş.
Gerçekten de bu kentin insanı hayli ilginç bir kişiliğe sahip. New Yorklu için,
New York dışında bir yaşamı hayal bile etmek hayli zor doğrusu.
İnsanlar zamanla ve birbirleriyle sürekli bir yarış halinde! Onları biraz da sinirli
yapan işte bu yarış ve başarma arzusu belki de...
| Tüketim
canavarı ve açlık! |
Her
yıl on bini aşkın yeni ürünün piyasaya sürüldüğü tüketim canavarı bir toplumla
karşı karşıyayız.
Bin dolarlık ayakkabılardan altmış bin dolarlık kürklere ve çok sayıda kapısı
ile pek çok tekerleği bulunan limozinlere kadar insan aklına gelen-gelmeyen her
türlü lüks mevcut bu kentte.
Bir yanda Christie's adlı müzayedecide bir Van Gogh tablosu 82,5 milyon dolara
rahatlıkla alıcı bulabilir, 5. Cadde'deki bir dükkânda satılan oyuncak ayıların
çeşiti beş yüzü geçerken, öte yandan da New Yorklu evsiz barksızların sayısı yüz
bine ulaşıyor!
Bunların da en az otuz bininin AIDS'li olduğu tahmin ediliyor.
Dünyanın en büyük mağazası olan Macy's çıkışındaki şıkır şıkır insanların hemen
yanıbaşında "Açım, AIDS'liyim, param yok!" yazılı bir kartonun
gerisinde saçı sakalına karışmış, yarı baygın birinin varlığı, yaşamın ayrılmaz
parçasıymışcasına doğal karşılanabiliyor New York'ta…
Günde, 5 cinayet, 9 tecavüz, 256 soygun, 367 oto hırsızlığına sahne
olan New York, kimilerine bakılırsa suçluluk oranında Amerikan kentleri arasında
sadece ve sadece on üçüncü geliyormuş.
Diğer on iki kentin halini varın siz düşünün!.. Havalimanına bizi karşılamaya
gelen arkadaşın, arabasındaki kalın beyzbol sopasını gösterip "N'aparsınız,
burası New York!" demesi, telefon kataloglarının da, "siz beklerken
silahınızı tamir ediveren" silahçıların ilanlarıyla dolu olması hiç de
boşuna değilmiş demek ki!..
|