Ana Sayfa | Turlar | Oteller | Mavi Yolculuk | Uçak Biletleri | Oto Kiralama | Boğaz Tekneleri
V E N E D İ K


MURAT ÖZSOY
VENEDİK
ROMA
NEW YORK
HİNDİSTAN
Adriyatik Kraliçesi Venedik
Roma
New York
Hindistan

ADRİYATİK KRALİÇESİ VENEDİK

   
  Venedik'in "huzur kenti" diye ünlenmesi hiç de boşuna değil doğrusu!
Ne trafik keşmekeşi, ne motor gürültüsü, ne de egzos zehirlenmesi söz konusu bu kentte!..
Venedik'i oluşturan 120 minik adacık 400'ü aşkın köprüyle birbirine bağlanmış!.
.

Doğu ve Batı kültürlerinin biraraya geldiği kent

Kentte zaman zaman suyun öylesine yükseldiği oluyor ki, güvercinleriyle anımsadığımız San Marco Meydanı'nda gondollar yüzmeye başlıyor!..

Otobüsümüzü Roma Meydanı'nda bırakıp vaporetto ile Venedik'e yaklaşıyoruz. Grand Kanal'ı katedip karaya ayak bastığımızda, bizi, Ankara Abdi İpekçi Parkı'nda bulunan "Eller" heykeline benzer dev bir el karşılıyor. Dünyanın şüphesiz en alımlı kentlerinden birindeyiz. Montaigne'den Berlioz'a, Dostoyevski'den Stendhal'e kimler gelip kimler geçmemiş ki Adriyatik Kraliçesi de denilen bu güzelim kentten.

5.yüzyılda kurulmuş olan Venedik hem Roma'ya, hem de Floransa'ya kıyasla hayli genç bir kent. 1453'te İstanbul'u Osmanlı kuşatmasından kurtarmak için gemi ve asker gönderen ender ülkelerden biri Venedik. Ancak, Venedik askerleri Osmanlı kuşatmasını kıramamış ve "gittikleri gibi geri gelmişler!". Bir farkla ki, Venedik'e geri gelirken Bizans'ın sanat ve kültür adamlarını da yanlarında getirmişler. İşte bu yüzdendir ki, Doğu ve Batı kültürlerinin İstanbul'un fethi neticesinde biraraya geldiği iki kentten biri Floransa ise diğeri de Venedik'tir.


Sokak yerine kanal, araba yerine gondol !

1576'daki feci veba salgınının sona ermesi şerefine her yıl temmuzun üçüncü pazarında dini bir festival düzenleniyor kentte. Dükkânlarda çok sayıda mask satılmasının nedeni de işte bu Venedik Karnavalı. Karnaval geleneğinin temelinde, geçmişte sosyal sınıflar arasındaki ilişkileri düzenleyen kuralların karnaval sırasında unutulması, yüzüne taktığı maske sayesinde kişinin kimliğini gizleyip gündelik yaşamı dolduran boğucu kurallardan sıyrılması düşüncesi yatıyor.


Venedik'i oluşturan 120 minik adacık 400'ü aşkın köprüyle birbirine bağlanmış. Bu adacıkların arasındaki 177 kanal ise rahatlıkla kent caddelerine benzetilebilir. Zaten, kanallardaki gondol trafiğini düzenlemek üzere tıpkı caddelerde olduğu gibi türlü çeşitli trafik levhaları mevcut bu su kentinde.


Venedik'te en yaygın ulaşım aracı vaporettolar. Venedik'te vaporettoya biletsiz binmenin cezasının 30 bin liret olduğunu öğreniyoruz. Roma'da da otobüse biletsiz binmenin cezası 50 bin liret olduğuna göre, belediyeler biletsizlere savaş açmış denebilir.

Kentin ana caddesi olarak kabul edebieceğimiz Grand Kanal ters dönmüş bir "S" şeklinde kenti ikiye bölüyor. Her ne kadar adı Grand Kanal olsa da bu kanalın boyu sadece ve sadece dört kilometrecik! En derin yeri de topu topu beş metre! Grand Kanal'ın her iki yanı ise ortaçağ saray ve kiliseleriyle dolu. Venedik'in "huzur kenti" diye ünlenmesi hiç de boşuna değil doğrusu! Ne trafik keşmekeşi, ne motor gürültüsü, ne de egzos zehirlenmesi söz konusu bu kentte!

 

 

Hasret Köprüsü'nde iç çeken mahkumlar

Daracık kanallarda gondollor öyle hoş bir ritm içinde süzülüyorlar ki!.. Kanalların darlığından ara sıra ufak ufak da olsa tokuştukları bile oluyor! Bir ara, bize çok yaklaşan bir gondolu elimle itmeye yeltenecek oldum da gondolcu, "bir daha sakın deneme!" gibi işaret etti bana. Sonra da, elini keser atar gibisinden bir hareket yaptı. Gondolla dolaşırken gamalı haç imzalı "Via i Neri!" (Zenciler Defolun!) yazısını okuduk bir evin duvarında. Kendi renginden başka renge tahammül edemeyenler gamalı haçlarıyla bu güzelim kenti de kirletmişler ne yazık ki!..

İki tarafı evlerle çevrili daracık bir kanalda gondolla köprülerin altından geçiyoruz. Bu köprülerden en ilginci "Hasret Köprüsü". Öyküsü hayli acıklı bu köprünün. Çünkü, bu köprü, mahkûmların hüküm giydikleri Dükalık Sarayı Palazzo Ducale ile cezalarını çekecekleri Yeni Hapishane'yi birleştiren köprü. Ölüm cezasına çarptırılan, ya da ömrünün sonuna kadar bir daha hiç o güzelim Venedik'i göremeyecek olan mahkûmlar, işte bu köprüden geçerken son kez Venedik'e bakar, iç çekip ah, vah ederlermiş

Trafik işaretlerinden yararlanan kilise

828 yılında Aziz Marco'ya ait olduğu sanılan kutsal kalıntıları, Mısır'ın İskenderiye kentinden Venedik'e kaçıran iki Venedikli tacirin Arap görevlileri kandırmak için bunları bir domuz fıçısına yerleştirdikleri rivayet ediliyor!..

Hemen her yerde, ünlü Murano camından yapılmış nefis ürünler görüyoruz. Adını, bir dönem Venedikli aristokratların tatil beldesi olan Murano'dan alan camın ünü yedi asır gerilere uzanıyor.

Venedik, pek çok şeyde olduğu gibi reklâmcılıkta da hayli yol almış doğrusu! Kaldırım taşlarının üzerinde, American Express ve Alitalia'nın okla gösterilmiş ilânlarıyla karşılaşıyoruz. Vitrininde "minima libraria" yazılı dükkândaki minyatür kütüphaneler çok ilgimizi çekiyor. Dükkân sahibi nereli olduğumuzu soruyor. Türkiye'den geldiğimizi duyunca, Türkçe olarak "Venedik'e hoşgeldiniz! İsmim Stephan!" diyor. Türkçeyi çok öğrenmek istemesine karşın, yeterince kaynak bulamamaktan yakınıyor bize!

San Moise Kilisesi de içeriye şortla kimseyi almayacağını kesin bir dille ifade etmiş. Hemen her kilisede gördüğümüz bağış kutusu tabii ki burada da mevcut. Ancak, başka kiliselerde pek gözümüze çarpmayan bir yenilik var burada. İyi bir Hıristiyanın yapması ve yapmaması gereken şeyleri, sapması ve sapmaması gereken yolları ifade etmek için trafik işaretlerinden yararlanmış bu kilise!..

 



Devam

"Makaleler" bölümüne sizde katkıda bulunmak isterseniz, lütfen " travel@bigglook.com adresine e-mail gönderiniz.