|
52
gün karayolu ile 16/Şubat/2003 -08/Nisan/2003
Rota : İstanbul - Ağrı-İranı-Mako-Tahran-İsfahan-Zahedan-Taftan-Quetta-Lahor-Armistar-Delhi-Agra
Varanasi-Katmandu-Cihtwan-Pokhara-Delhi-Jaipur-Jaiselmer-Pushkar-Udaipur-Jodhpur
Bombay-Goa-Bombay-Armistar-Pakistan-İran-İstanbul
16/Şubat/2003 1. gün ( İst / Ağrı otobüsü )
Araştırdığım, okuduğum, duyduğum,
izlediğim ve çoğu zaman ne zaman giderim ,nasıl giderim
diye sinirlendiğim ve hatta ağlamaklı olduğum doğunun bu renkli,
şaşırtıcı, mistik, heyecanlı, maceralı
Hindistan yolculuğum yani yaklaşık 2 yıldır planladığım, düşlediğim
yolculuk nihayet başlamak üzere.
Saat 12:30 otobüs hareket
etti , Faruk'la vedalaştık.
Bazılarının gidemesin zor dediği, yarı yoldan dönersin dediği, keşke
bende gelebilsem dediği,
tek başına çok zor dediği zorlu ve bir o kadar da maceralı yolculuk
başladı.
İran'da 1 gece kalmak, Pakistan'da
1 gece kalmak ve sınırı geçip Armistar'a yani Hindistan'a ulaşmak.
Yol yaklaşık 1 hafta sürecek planladığım bu ve edindiğim bilgi en
zorlu etap Pakistan çöl geçişi
yani Taftan çölü.
Orta taraflarda cam kenarındayım
yanımdaki askermiş, zaten otobüsün yarısıda asker dolu,
acemiliği bitirip usta birliğini teslim olmaya gidiyormuş,banada
nereye diye sordu Hindistan dedim,
bir daha benle konuşmadı.
Yaklaşık 2 ay süreceğini
planladım tabi ki Nepal'de dahil , yanımda 1050 $ var, tahmini 800/850
$
arası harcama yapmayı hesapladım. Umarım başarabilirim, zaten yola
çıktım bu bile benim için yarı yarıya
başarmak.
Molada bol acılı çorba içtim , kafam acayip karışık yani nasıl olacak
nasıl geçecek bunları düşünerek uyumuşum.
17/Şubat/2003 2. gün ( Ağrı / İran- Mako otobüsü )
Sabah Ağrı dağını seyrederek saat 12:00 civarı Doğubeyazıt'a ulaştık.
İndiğim yerden sınıra giden dolmuşa bindim,
sınır kapısına 10 dakikalık yürüyüşten sonra ulaştım, sınırda inşaat
var yeni bir bina yapılıyormuş, küçük kulübede
işlemi halledip İran kapısına girdim burada da işlemi halledip İran'a
giriş yaptım. Ayaklı para bozuculardan para
bozdurup bir taksici ile anlaştım, beni Mako'ya terminale götürdü
ama yolda bana Tahran otobüs bileti aldı
meğerse sonradan öğrendiğim beni bir güzel kazıklamış hadi hayırlısı
ilk kazığı yedik.
Otobüs saatini beklemeye
koyuldum, bu arada sağı solu gezmeye başladım Mako küçük bir kasaba
görüntüsünde.
Tahran otobüsümüz geldi arkada bir yere oturdum yan arkada bir Japon
oturmakta, ilerliyen saatlerde yanıma geldi
az buçuk İngilizcemle sohbete başladık, Türkiye'yi gezip sınırı
geçmiş onun rotası İran'dan Türki Cumhuriyetleri'ne
geçip oradan Moğilistan'a oradan da Çin'e ulaşmak.
Saat sabah 08.30 civarı Tahran'a
ulaşacağız. Otobüs biraz eski ama yollar düzgün, akşam geç vakitte
Tebriz'den
geçtik ve ben biraz daha rahatladım.
18/Şubat/2003 3. gün (
Tahran/İsfahan)
Otobüsten inip Japon'la birlikte
Azad'i meydanına doğru yürümeye başladık. Onun elinde harita metroyu
arıyoruz
oteller bölgesine yani imam Humeyni meydanına gitmek için, sabah
erken saat ve trafik yoğun millet işe gitmekte ve
bende milleti, etrafı gözlemlemekteyim. Azadi metro girişini sorarak
bulduk, tabi ki biraz yanlış yollara girdikten
sonra. Acayip kalabalık ilk denememiz başarısız oldu ikimizde binemedik,
ikincide zar zor başardık, tabi ki erkekler
ve kadınlar ayrı vagonlardalar.
Tahran modern bir görüntü vermekte ve çokta çarşaflı kadın gözükmemekte.
İmam Humeyni meydanına vardık, Japon'un bildiği ucuz oteli aramaya
koyulduk, ara sokaklarda tamircilerin
parcacıların arsında dolaşarak oteli bulduk, aslında 2 Japon'a sorarak.
Otel bana pahalı geldi ve bir anda karar
verip Tahran'da kalmadan İsfahan'a gitmeye karar verdim, Japon'la
vedalaşıp birer fotoraf çekilip ayrıldık.
Meydana dönüp gezmeye başladım
elimde harita olmadığı için rastgele caddelere dolaşmaya başladım,
acayip
kalabalık ve trafik var, bir pastahaneye girip bir şeyler yiyip
metroya döndüm, şaşırtıcı olan vagonların
kadınlı erkekli karışık olması belki de kalabalık olmadığı için.
Otogardan İsfan'a bilet aldım,
biraz sakin bir yere gidip botlarımı çıkarttım , Tahran pek soğuk
değil çift giydiğim
çoraplardan birini attım ve ayaklarımı bir güzel yıkadım , biraz
yorgunum.
Öğlenden önce kalkacak otobüs
akşam üzeri İsfahan'da olacak ve burada bir gece kalacağım.
Otogardan taksi dolmuş ile
merkeze ulaştım, taksici bir otel önerdi ucuz ve temiz bir otel
bulup yerleştim
Zahedan'a yani İran'daki son şehre ulaşmak için otogara gitmeye
ve yarına bilet almaya karar verdim.
Bileti alıp merkeze döndüm bir 2 tane sosisli yiyip odaya döndüm,
3 gün sonra yatak yüzü görmekteyim
sıcak bir duş alıp, ayaklarımı kremle bol cana ovup erkenden yattım.
19/Şubat/2003 4. gün (
İsfahan /Zahedan )
Otobüs akşam üzeri, otelden
çıkıp bir marketten helva aldım, pasta hanenin birine girip büyük
çay
söyledim, pasta haneci benim Türk olduğumu öğrenince başladı ikrama
Azeri Türkçe'si ile bayağı muhabbet
ettik, zaten İran'a girdiğimden beri bir çok insan Azeri Türkçe'si
ile benle konuşmakta.
Pasta haneci para almadı oradan çıkıp İsfahan'ı dolaşmaya başladım
acayip düzgün caddeler ve tertemiz
çok güzel bir kent, güzel bir cami ve kapalı çarşısını gezmeye başladım
birde İran çam fıstığı aldım.
Uzun bir süre dolaştıktan
sonra otele dönüp eşyalarımı hazırlamaya başladım, bir kaç parça
giysiyi
yani yolda giydiğim kalın kazak ve deri hırkayı odaları temizleyen
çocuğa verdim acayip sevindi
Otogara gidip beklemeye başladım, gece deliksiz uyumuşum ve dinlenmiş
haldeyim.
Sabah erken vakitte Zahedan'da olacağım. Rüya ülkem Hindistan'a
1 ülke kaldı, Pakistan.
Yoldayım zaman durdu sanki git git yol bitmemekte bu 4 cü otobüsüm
ve 3 otobüs yolculuğum daha var,
zaman anlayış kayboldu bir acayip ruh halindeyim, hani hedef kayboldu
sanki kaldım gibi, neyse.
Yolda kum fırtınası var görüş
acayip düştü, mola verdik, limonlu tavuk şiş ve pilav yedim güzeldi
yine ikramlar ve sohbetler. Petrol ülkesi olan İran'da ulaşım cok
ucuz ama yemekler pahalı geldi bana.
|