Tren hareket etti ve ben lokomotifteyim, diğer istasyon Narlı' ya
kadar burada seyahat edeceğim,makinist Halit abi ve Rıfkı abi makinenin
nasıl çalıştığı nasıl hareket ettiğini, hız ayarlamasını ve fren olayını
gösterdiler, buranın heyecanı rayların altınızdan hızla geçişini görüyorsunuz.
Kaçak çaydan yapılmış demli çay ikram ile sohbete devam ettik, en
ilginci bir ihtahar olayı, neyseki
adam ölmemiş.
Narlı da makine'den indim bu benim için heyecanlı bir yolculuk oldu.
Gaziantep' e daha 3-4 saat var.
Bugünkü planım trenden inince hemen Kilis'e oradan da Yesemek' ğe
Hitit heykel atölyesine gitmek.
Saat 14:00 gibi Gaziantep'teyiz,
hemen şehir merkezine doğru yola koyuldum, gardan çıkınca dik
istikamete gidip bir ana cadde geçtik den sonra stadın yanından
şehir merkezine geldim, düzgün
caddeler, geniş bir park ve kalabalık hareketli merkez, vakit kaybetmeden
Kilis dolmuşlarını öğrenip
biniyorum.
Yolda zeytin, üzüm ve bodur fıstık ağaçları, 45 dakika sonra Kilis'e
varıyoruz, küçük bir meydan,bir
kaç ara sokağa giriyorum tek, tük iki katlı taş evlere rastlıyorsunuz,
Kilis ufak bir sınır kasabası, sesiz
sakin .Yesemek'ğe gitmek için İslahiye dolmuşuna bindim, önde şöför
yanına oturdum, yanıma genç
bir arkadaş oturdu, şoför yoldakilerle ve yolcularla Türkçe harici
bir dille konuşuyordu yanımdaki
arkadaşa Arapça'mı yoksa Kürtçe' mi diye sordum Kürtçe miş.
Yoldaki üzüm ve zeytinleri konuştuk
halk geçimini çoğunlukla üzüm ve zeytinden karşılıyormuş, fakat
zeytin ve üzüm kalitesi düşükmüş.
Bir ara şoföre Yesemek' e nasıl gideceğimi sordum, seni köy sapağında
indiririz barajın kenarından
yolu takip ederek köye ulaşırsın dedi, dolmuş falan yokmuş yoldan
geçenlere el edecekmişiz .
Sapakta indim içeri yola koyuldum, yol ıssız sağ ve sol ormanlık
saat sanırım 16:00 civarı gezi
için yanıma saat almadım yani saatsizim.
Hava sıcak karşı istikametten bir araba geldi hala benim
tarafından yok yol 8 km. baraj sol tarafta gözüktü biraz mola verdim,
baraj suyu seviyesinin altında
hala gelen giden yok yola devam, biraz sonra bir minibüs gözüktü
durdurdum pazarcılık yapıyor-
larmış 3 kişi baraja balık tutmaya gelmişler '' az öteye kadar seni
götürürüz istersen bin''dedi, patates
çuvallarının üstüne oturdum'' köyde tanıdık mı var kalacak mısın?''
diye sordular, bende köydeki tarihi
eserleri gezeceğimi söyledim onlarda duymuşlar ama görmemişler,
neyse 3-4 km. sonra indim
tekrar yola koyuldum biraz sonra aynı minibüs gözüktü gece kalacakları
için fener lazımmış
beni köyün girişine kadar götürdü sarı tabelayı takip edip köyün
içinden açık hava heykel atölyesine
vardım.
Beni oranın görevlisi Ali Çiçek karşıladı; uzun boylu bir gözü görmeyen
sıcak bir insan evi sit alanını
hemen yanında,ufak bir tanışmadan sonra anlatmaya başladı, Ali ağabey
heyecanlı bu görevi severek
yaptığı belli.
Atölye kurt dağının yamaçın da ismi Kara tepe sırtı,ilk defa 1890
yılında alman araştırmacı Felix Von
LUSCHAN tarafından bulunmuş,daha sonra burada sistemli olarak araştırmaları
1958-1961 yılları
arasında Prof. Dr. Bahadır ALKIM yapmış, yamaçtaki heykellerin yani
gün ışığına çıkartılanların sayısı
300 adete yakın, heykeller tepedeki taş ocağından alınma, taşlar
gayet set ve ince gözenekli bazalt cinsi.
Atölyenin imparator Suppilluma I zamanında yani M.Ö 1375-1335 tarihleri
arasında işletmeye açıldığı
ve burada yörenin yerli halkı Hurlar' ın çalıştırıldığını göstermekte.
Alanın büyüklüğü yaklaşık 100.000 metrekare, heykellerin hepsi taslak
halinde yani ilk aşama olan kon-
turların belirlenmiş hali, eserin son hali ise buradan gönderildiği
yerde mimari yapı içinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Buradaki taslaklar
sfenksler, aslanlar, dağ tanrıları,savaş arabaları ve yarı insan
yarı hayvan
yaratıklar. Beni etkileyen heykellerin büyüklüğü oldu, Örneğin aslan
heykelin ağırlığı 4 ton civarı.
Ali ağabeyi bunları anlatırken
güneş dağın arkasına düştü düşecek gibi, gezi alanını inceleyip
Ali ağa binin
kulübesine girdik, çok ilginç bu kulübede Ali ağa binin atölyesi
gibi, nedeni camın kenarındaki minyatür
heykeller,bir iki tane basitçe yaptıklarını ne zamanki Prof. Dr.
Bahadır ALKIM görüp şaşırmış ve
Ali ağabeyi teşvik etmiş, ona tekniği öğretmiş, sonradan yaptıkları
daha ustaca olmuş.
Karşı rafta 50' ye yakın kitap,duvarlarda tarihi eserlerle ilgi
yazı ve posterler,daha ilginci benden uzaktaki duvarda panoda
yatay olarak karakalemle çizilmiş heykel taslakları,akla gelen kazıdan
kaldığı,bir ara yaklaşıp baktım
kağıdın solunda bir isim ÇİĞDEM ÇİÇEK, şaşırtıcı, bunları çizen
Ali ağabeyin 14 yaşındaki kızı.
Gaziantep'in Islahiye ilçesine bağlı YESEMEK köyü, 95 hane ,sabah
bir dolmuş akşam bir dolmuş,
heykeli seven bir baba, heykeli çizen kızı.
|