Güneş dağın arkasına düştü. Saat 18:30 civarı, aklıma gelen ana yola
giden bir araca binmek, ama
aklıma gelen Ali ağabeynin söylediğiyle gitti, çünkü bu saatlerde
kolay, kolay köyden kimse ayrılmazmış,
Ali ağabey ısrarla'' kal misafirim ol seni sabah ekenden dolmuşa bindiririz''dedi
bende ona yarın erkenden
Nizip'e gideceğimi onun için vakit kaybetmemem gerektiğini söyledim
oda bana ''o zaman bir çaresine
bakalım, benim oğlan seni motorla ana yola bıraksın'' dedi, motorda
benzin yokmuş köye indik, birine
rica ettik oda motoru almaya gitti beklemeye koyulduk, bu arada köye
bir traktör girdi, arka römorkta
ben diyeyim 20 siz diyin 30 tane cıvıl, cıvıl, rengarenk giyinmiş
kız,birde geldi önümüzde durdu ,yarım
gözle ben onlara onlarda bana bu kim diye baktılar ,uzaktan bizim
motosiklet gözüktü biraz haşat zaten
korkarım; bir ara aklımdan geçmedi değil, keşke kalsamıydım demeye
kalmadı uzaktan bir minibüs
gözüktü, sanki Allah gönderdi, durdurduk İslahiye tarafına gidiyormuş
hemen bindim, adı Hasan ben
yaşlarda, minibüsün arkası sağlı sollu askılarda rengarenk giysiler,
orta tarafta kap kaçak oyuncak dolu
hani şu köy, köy dolaşıp eşya satanlar dan. Hasan 8 sene Kuş adasında
garsonluk yapmış, biraz görmüş
geçirmiş, arkadaşıyla kaçmışlar arkadaşı Kuş adasında kalmış kendisi
geri dönmüş, bir ara şu kelimeyi
kullandı '' senin aklına gelir miydi buralara gelmek, hayat bu ağabey
nereye ne zaman savuracağı belli değil,
benim fazla bir şey istediğim yok buraları seviyorum '' konuşurken
köy yolundan çıktık, yani benim geldiğim Kilis yolunun ters istikametine
girdik, nedeni Hatay dan gelen dolmuşların Akbez kavşağından
geçmeleri yani daha rahat vasıta bulabilmem.
Yol Suriye sınırına paralel, ben bunu Hasana sorarken oda tam karşıdaki
ışıkları göstererek 2 km. uz-
aktaki Suriye sınır köyünü gösterdi. Akbez kavşağına geldik Hasana
teşekkür edip indim,15-20 dakika
sonra Hatay'dan Gazi Antep'e giden bir dolmuş geldi, yolculuk sıkıcıydı
sadece mola verdiğimiz yerde
içtiğim köpüklü ayran kayda değerdi.
Merkeze yakın bir yerde
indim. Tahsin ağabeynin söylediği gibi TCDD'nin misafir hanesinin
yolunu tuttum,bir
iki yol sormadan sonra misafirhaneyi buldum, resepsiyonda kimseler
yok, sağa sola bakıp televizyon
odasına daldım amcam televizyon seyrediyor,kır saçlı tıknaz 45-50
yaşlarında hiç kalkmadan hoş geldin
dedi, saat 21:30 gibi, kalacak bir oda sordum '' hele otur dedi,
sen turist misin'' işin can alıcı tarafı amcam
sigarayı yakmış bir ayağı koltuk da gözü televizyonda siyah beyaz
bir Türk filmi seyrediyor dönüp baktım
sahne şu, babası kızı başkasına vermek istiyor kızda ölürümde varmam
diyiyor.
'' Gecelik ne kadar dayı? '' diye sordum ' '5 milyon, duşta var
''dedi, peki aşağı olur mu dedim cevap
''6 milyonda sana 5 dedik'', amcadan bir oda istedim aldığım cevap
şu ''acelen ne hele biraz otur '' gidip
yemek yiyeceğimi söyledim oda bana '' sen git ye çantanı şuraya
bırak o zamana kadar filimde biter ''
dedi ,neyse çantayı bırakıp tam çıkarken '' çantada bomba olmasın
'' demez mi amcam, yarı uyanık ,
hani tüp patlasa yandık Allahım'a.
Bankadaki (bankamatik den) para işimi halledip karnımı doyurup birde
meşhur fıstıklı baklavayı
yedikten sonra misafir haneni yolu tuttum, az mesafe kala bahçe
kapısını kapatan biri ,biraz daha
yaklaşınca Tahsin ağabey kafa kelle kapıyla uğraşıyor, ağabey nasılsın
dedim cevap '' ya bunu ters mi kapattık ''
gerçekten kapıyı sıkıştırmış, ağabey dur ben gireyim dedim neyse
kapıyı hallettik o yatmaya gitti, gelelim
bizim siyah beyaz amcaya, hiç ses çıkarmadan kapının yanındaki koltuğa
oturdum, film devam ediyor
sonu gelmiş sahne şu, ''senin öldüğü söylediler ne olur affet ben,
ardından düğün ve son ''amca döndü
bana'' yemeğini yedin mi gel sana bir oda verelim. Bu arada dönüşüm
yine trenle Gazi Antep'den olacağı
için Antep gezisini sona bırakıyorum ,yarın erkenden Nizip ve antik
kent Zeugma oradan Adıyaman.
3.gün 25 Eylül Salı
Nizip'e gitmek için
garaja doğru yola koyuldum, gece deliksiz uyumuşum saat 08:00 gibi
kalktım, Nizip
yerine Birecik dolmuşuna bindim arası 17 km., önce Bireci' ği gezip
sonra Nizip'e dönme kararı aldım,
ve Fırat'la ilk karşılaşmam, Birecik Fırat'ın hemen kenarında köprüyü
geçip bu güzel kasabaya giriyorsunuz, sabah kahvaltısı henüz yapmamıştım
dolmuş dan inip meydandaki pazaryerine daldım küçük bir
lokanta pide üstü bol acılı domatesli ciğer yahni yapıyor afiyetle
götürdüm. Kelaynak çiftliğini sorup
öğrendim 1km. uzaklıkta, Fırat boyunu yürüyerek buraya vardım.
Kelaynak kuşu nesli tükenmekte hem de oldukça ciddi ,çünkü çiftlikte
60 adet bulunmakta daha yeni, yeni
12 adet yavru alınabilmiş, kuşların göç yolu Mısır'ın Nil nehri
kıyısı ve Fırat'ın kenarı yani burası, 8
yıldır Mısırdan göç yokmuş, kuşları buraya çeken Fırat'ın kıyısındaki
yamaçta bulunan kayalar,kayalarda
bulunan Gasit maddesi ,bu madde kuşların üreme döneminde gerekli
olan bir maddeymiş. Besin kaynakları
canlı böcekler, çiftlikte verilen yağsız vitaminli tavuk eti ve
havuç.
|