|
İsviçre'nin
en önemli metropollerinden olan Zürih kenti adını şehri boydan boya sarmalayan
Zürih Gölü'nden alır. Bu göl üzerinde birbirinden hoş fotoğraf kareleri yakalayabileceğiniz
sayısız köprü ile karşılaşırsınız.
Zürih 19. yüzyıldan itibaren ünü
sınırlarının ötesine taşan bir zenginlikle tüm Avrupa'nın finans
ve iş merkezi halini almıştır. Şehre adımınızı attığınız ilk andan
itibaren bu atmosferle karşılaşıyorsunuz. Baktığınız her yerde
bankalar ve cep telefonlarıyla iş bitiren brokerlar oluyor.
Yine de genellikle tüm Avrupa kentlerinde rastladığımız "oturmuş şehir"
imajı Zürih için de geçerli. Kenti dolaşmaya başlamak igin kendinize bir ana üs
edinmeniz de fayda var, bu sayede kaybolma sorununuz olmaz. Bu iş için STADELHOFFEN
biçilmiş kaftan. Özellikle trenle ulaşım sağlayanlar için bu istasyon en iyi güzergah.
Buradan Zürih'in ana meydanına, yani göl kıyısına ulaşmanız yalnızca beş dakika.
Ulaşım için bir diğer pratik önerim de kendinize bir "NINE-UHR PASS"
edinmeniz. Bizim akbillere benzeyen bu bilet sayesinde sabah dokuzdan ertesi sabah
dokuza kadar gemi hariç tüm vasıtaları kullanabiliyorsunuz. Nine uhr pass'ı bindiğiniz
herhangi bir vasıtadan temin edebilirsiniz.
Göl kıyısından ayrılıp sağdan
yol ayrımını takip ede ede kentin alış-veriş merkezi BAHNHOFSTRASSE'ye
ulaşmak mümkün. Burası alışverişkolikler için adeta bir cennet.
Gucci'den Jemoli'ye pek çok mağaza ve seçenek birarada. Ancak
bu çeşitliliğe ve üst düzey rekabete rağmen fiyatlar da hayli
yüksek.
Zengin bir ülke olması İsviçre'nin
turizm politikalarına da bir nebze sekte vurmuş bana kalırsa.
Çünkü turistlere ilişkin aktivitelerin sayısı yok denecek kadar
az. Ana meydanda bulunan GROSSMUNSTER Kilisesi ve FRAUMUNSTER
dışında pek fazla tarihi mekan da bulunmuyor ne yazık ki. Ancak
Fraumünster'in 1970'de CHAGALL tarafından renklendirilen camları
gerçekten ilgi çekici.
İsviçre'de
iklim oldukça sert. Bu durum insanları son derece mükemmelliyetçi ve kuralcı hale
getirmiş. Herşeye rağmen güneşli günlerin de sayısı hiç az değil. Eğer şansınız
yaver gitti de hava açtıysa o zaman limandan kalkan gemi turları ile RAPPERSWILL'e
kadar gidip keyifli bir gün geçirebilirsiniz.
Rapperswill bana Ortaköy'ü anımsattı. Bizdeki el tezgahları yerine
burada ufacık şirin dükkancıklar var. O kadar rengarenk ve süslüler
ki, vitrinlere takılıp kalıveriyor insan. Sahilde yanyana uzanan
kafeler güneşli günlerde dolup dolup boşalıyor.
Bir
başka gezi seçeneği ise PFAFFIKONESEE... Eğer ördeklere yem atarak sessizliğin
sesinde kaybolmak istiyorsanız burası tam aradığınız yer!
Şayet Zürih'de güzel bir alışveriş
turu yapmayı tercih edip yorulduysanız o zaman ZEUGHAUSKELLER'e
uğrayıp kendinize bir ziyefet çekin... Yemekleri ve dekorasyonu
son derece geleneksel ama müşteriler de bir o kadar enternasyonal.
Dört büyük ahşap ayak üstüne oturtulmuş şatovari bir atmosferi
var. Duvarlarda geçmişten bugüne kullanılmış savaş aletlerini
görmek mümkün. Buraya son yıllarda eklenen "top" ise
ortamda fazlasıyla sırıtmış ve atmosferin eskiliğine sekte vurmuş.
Geleneksel İsviçre Mutfağı'ndan örnek tatlar için, BURGERMEISTER
SCHWERT (kılıçta süt danası ve özel sos) ya da BRATWURST denenebilir.
Vejetaryansanız Fransız soslu karışık salata tercih edebilirsiniz.
Ayrıca küf peyniri ile servis edilen patates (GNOCCI) de bir başka
seçenek.
Vaktiniz az ve hem kenti görüp
hem yemek mi yemeniz gerekiyor. O zaman 19:00'da kalkan tramvayı
yakalayın. Bu tramvay hem leziz yemekler hem de eğlenceli bir
şehir turuyla gecenize renk katacak!
Hafta içi 17:00'den sonra ve Pazar'ları
sabahtan akşama yaya trafiğin olmadığı bu şehir sizler tarafından
keşfedilmeyi bekliyor.
GEZginden: "Bir gün uçmayı öğrenecek
kişi önce ayakta durmayı, yürümeyi ve dans etmeyi öğrenmelidir. Kimse durup dururken
UÇAMAZZZ!!!"
Ülke Bilgileri...>>>
|