Ana Sayfa | Turlar | Oteller | Mavi Yolculuk | Uçak Biletleri | Oto Kiralama | Boğaz Tekneleri
K A Ç K A R L A R  
   


Başak Öztoprak
kimdir ?


Kaçkarlar

Bulut denizinde yeşille kol kola, Kaçkar Dağı

Rize ve Hopa arasında,
yaz-kış sizi bekleyen keskin buzulları, masmavi gölleri, yeşilin her tonuna sahip ormanları, kimi zaman gümbür gümbür coşkulu, kimi zaman ağlarcasına dertli akan dereleri ve çağlayanları ile birlikte insanı hayrete düşürecek kadar çeşitli bitkileri, kurtları, yaban domuzları, yaban keçileri, ayıları, çakalları ve geyikleri ile doğal park görünümündedir Kaçkar Sıradağları. Altıparmak (3480 m), Kavron (3972 m) ve Verçenik (3710 m) de üç ayrı yüzüdür bu dağların...

Bizim rotamız Verçenik. Yollara düşme, dağları aşma zamanıdır artık diyerek Pazar kasabasından Verçenik Yaylası'na doğru yola çıkıyoruz. Köylüler o mevsimde masum olan Kaçkarlar'ın, kışın hiç kimsenin yaşamasına izin vermeyecek şekilde azgın ve acımasız olduğunu söylüyorlar. Onlar da kış aylarını Pazar'da geçiriyorlar, yaz aylarında tekrar o güzelim yaylalarına kavuşmak arzusuyla.
Beş saatlik bir yolculuktan sonra, sislerin ardına gizlenmiş, yüksek dağlarla çevrili Verçenik Yaylası'na varıyoruz. Hava nemli, gökyüzü kasvetli.

Her an yağabilir. Her türküde adı geçen dumanlı dağlar, renklerin düğünü; adı konmamış, tarif edilemez bakir güzellik. Bir de tüm bunlara Karadeniz insanının saf, içten güzelliği eklenmiyor mu, içinizi huzur kaplıyor. İlk konaklama yerimiz burası.

Gece, kafamızda yaşayacaklarımızın merakı, göz kırpan yıldızlardan oluşmuş gökyüzünün içinde eriyip gidiyoruz. Ertesi sabah saat 6'da kalkıyoruz. Burada gün erken ağarıyor. Günün, biraz puslu da olsa ilk ışıklarını iliklerimizde hissediyoruz. Yol alma zamanı gelmiştir artık.

Verçenik eteklerine giderken yolumuzun üstündeki Kapılı Gölü'nün kıyısında kısa bir süre için dinlenip yola devam ediyoruz. İkinci molamızı ise, 3710 metrelik Verçenik zirvesi tırmanışının başlayacağı Verçenik eteklerinde yapıyoruz.
Etrafımız alabildiğine yüksek, gözlerimizin görebileceği son noktaya kadar uzanan sıradağlarla çevrilmiş. Doğa tüm güzelliğiyle ve çıplaklığıyla sizinle.

Tırmanışın zorluğu, yoğun sis altında, uçurumlarla ve dik yamaçlarla çevrili bir güzergahta ilerlemekten kaynaklanıyor. Yol boyunca, birbirini kesen vadiler var. Burada bulut denizlerini görmek mümkün. Zirveye varmak bir yana, o parkurda ilerlemek de insana endişe ile karışık bir haz veriyor.

Eğlenceli ve zorlu tırmanıştan sonra artık zirvedeyiz. Burada deftere birkaç not düşüyoruz: "Verçenik-Kaçkar Dağı'nın zirvesinde olmak, hayatın sunabileceği hazzın doruk noktasını hissetmek gibi bir şey".

Burada bulutların sizi terk edip etmemesi tam anlamıyla şansınıza bağlı. Şanslıysanız Kaçkarlar'ın insanı büyüleyen ve bir o kadar da ürperten derinliklerini görüntüleyebilirsiniz. Vücudumuzun her tarafına işlemiş yorgunluk, içimizde huzur ve kolumuzda bulut tekrar aşağıya iniyoruz.

Buradan ayrıldıktan sonraki kamp yerimiz ise Sulak Gölü. Eğer mayolarınız yanınızda ve hava da güneşli ise rahatça göle girebilirsiniz. Kamp yerinin bir yüzü göllere ve dağların doruklarına, diğer yüzü de büyüleyici vadiye bakıyor.

Eğer sis ve bulut yoksa zirveyi rahatça fotoğraflayabilirsiniz. Sislerin ardından bir görünüp bir kaybolan dorukların kesin olarak nerede başlayıp nerede bittiğini tespit etmek imkansız.

Yolu Çiçekli Yaylası'na çeviriyoruz ve ilerleyerek Başyayla'ya varıyoruz. Çadırlarımızı da Çiçekli Göl kıyısına kuruyoruz. Eğer sabahları erken kalkarsanız yol boyunca size eşlik eden, ayaklarınızın altında adeta bulut denizinden bir halı oluşturup sizi uçuracakmış hissi veren sisin nasıl geldiğini, dağların arasına nasıl yerleştiğini görebilirsiniz.

Tabiat güzelliğinin yanında Karadeniz insanının sıcaklığını da yaşamak mümkün. Nereden geldiğimizi merak eden bakışlarla hemen soruyorlar: "Memleket?" Evini, aşını hiç tereddütsüz paylaşabilecek bu insanlarla zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile.

Sohbete dalmışken, yörenin yemeği mıhlama çoktan hazırlanmış, siz de davetlisiniz. Üzerine bir bardak da içtenlik, sevgi ve misafirperverlikle demlenmiş sıcak çay, tüm yorgunlukları silip atıyor. İlerilere gittikçe yolumuzun üzerindeki Haçevanak Yaylası da görülmeye değer yerlerden. Burada sadece birkaç tane ev var.Köylüler, her sene buraya yaz aylarını geçirmek için artık daha az insanın geldiğini söylüyorlar.

Hodiçur'u geçtikten sonra artık Erzurum sınırı çok yakın. Burada, yüksek dağlardan gelen, vahşi ama inanılmaz güzellikteki şelaleleri fotoğraflamak mümkün. İster istemez, onlardaki coşku, aşk ve isyan sizi de etkiliyor. Şelalelerin gümbürtüsünden sonra cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle bizi Davalı Yaylası karşılıyor. İnsanları evlerine misafir kabul edip kendi yöresel yemeklerini ikram ediyorlar.

Burada bir günlük çadır kurabilirsiniz. Güne çocuk sesleriyle başlıyoruz. Hemen etrafımızı sarıp fotoğraf çektirmek istiyorlar.

Bir diğer gün ise, Türkiye'nin en yüksekte bulunan gölü, gözalıcı güzelliği ve dinginliği ile Kaçkar Büyük Deniz Gölü'ne gidebilirsiniz. Deniz Gölü 3370 metrede Kaçkar Dağı'nın alt kısımlarında. Göldeki küçük adacıklar; güneşin üzerlerine vuran kızıllığı ve sıcaklığıyla, sanki taze açmış birer çiçek gibiler.

Bu kızıllık kaybolup da yerini akşam karanlığına bıraktığında göğe vuran ayın manzarası için ise henüz bir sıfat bulunmamış. İnsana tarifsiz bir haz veriyor. Yolumuza devam ediyoruz.

Bulunduğumuz nokta, Erzurum-Artvin sınırı. Oradan istemememize rağmen ayrılmak zorunluluğu, dönüş yoluna çeviriyor yüzümüzü; tekrar buralara koşmak, tekrar dağları aşmak, yeşilin türküsü eşliğinde bulutlarla kol kola dans edip, çağlayanların gümbürtüsüyle coşup yaşamı hissedebilmek arzusuyla.


"Makaleler" bölümüne sizde katkıda bulunmak isterseniz, lütfen " travel@bigglook.com adresine e-mail gönderiniz.