Bizans
döneminde, kentin çeşitli yerlerinde dikilmiş anıtlar da vardır.
Bunların en önemlilerinin bulunduğu Hipodrom, şehrin eğlence
ve
siyaset merkezi, yarışların ve politik mücadelelerin yapıldığı
yerdir.
Burası, Sultanahmet ile Adliye Sarayı arasındaki düzlükte uzanan
U şeklinde bir saha idi. Anıtlar, ortada bulunan ve Spina adı
verilen bir eksenin üzerinde sıralanırdı. Bu anıtlardan biri
Yılanlı sütundur.
Yılanlı sütun: Bu eski bir sütundur, 4. yüzyılda İstanbul'a
getirilmiştir. Bu sütun, birleşmiş çeşitli Yunan sitelerinin
İranlılara galip gelmesi üzerine, elde edilen ganimetlerin eritilmesi
suretiyle meydana gelmiştir. Orijinal durumunda atın üzerinde
altın bir kazan vardı ve bu kazanı tutan burmaların her biri
bir yılan şeklinde son buluyordu. Yılan kafasından birinin yarısı,
geçen yüzyıl içinde kazıda bulunarak, İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne
götürülmüştür .
Dikilitaş: Aslı bir Mısır eseri olan, 1600 yılında Firavun
Tutmosis adına Karnak'da dikilmiştir. Pembe granitten yekpare
olarak yapılan Dikilitaş 390 yılında İstanbul'a getirilmiş ve
Hipodroma
dikilmiştir. Mermer bir kaide üzerinde, 4 bronz ayak tarafından
taşman anıtın kaide kısmının 4 yüzü de mermer kabartmalarla
kaplıdır. Bu kabartmalarda, I. Theodosius, oğulları, karısı
ve yardımcıları ile Hipodrom sahneleri ve atın dikilişini gösteren
tasvirler görülür. Anıtın kaidesinde, biri Latince, biri Grekçe
olmak üzere 2 kitabe vardır. Latincede Anıtın kendi ağzından
konuşur, dikiliş sebebini ve kaç günde dikildiğini anlatır:
"Önceleri direnmiştim, fakat yüce efendimizin buyruğuna
itaat ederek, ezilen tiranlar üzerinde zafer çelengini taşımam
için gerekli herşey Theodosius ve onun kesintisiz devam eden
sülalesine boyun eğdi. Bana da galebe çalındı ve Proklos'un
idaresinde 30 günde dikilmeye mecbur edildim. "Bu kitabeden
Theodosius'un birtakım Tiranlara karşı başarılı olduğunu anlıyoruz.
Kitabede, Proklos'un adının
yeri biraz oyuktur, Çünkü Proklos, siyasi sebeplerden lanetlenmiş,
bunun sonucunda ismi silinmiş, ancak sonra tekrar şerefinin
iadesi ile yeniden yazlı mıştır.. Grekçe kitabede ifade daha
sadedir; Burada taş konuşmaz, "Devamlı yerde yatan 4 taşı
dikmek cesaretini ancak İmparator Theodosius gösterebilirdi.
Yardıma Proklos'u çağırdı ve böylece 32 günde taş dikilebildi."
şeklinde bir ifade görülür. Obelisklerin dikilme gayeleri tamamen
psikolojik bir nedene, Roma imparatorlarının bunları, ne kadar
zorluk ve fedakarlıklarla getirtip diktirdiklerini göstermek
istemelerine dayanmaktadır. Bu şekilde, halk üzerinde imparatorun
ihtişam ve kudretinin artması sağlanmıştır.
Örme Obeliks: Bu anıt, İmparator Konstantin Porphyrgennetos
zamanında dikilmiştir. Üzerinin zamanında madeni plakalarla
kaplı olduğu bilinir. Hipodrom dışında şehrin bazı semtlerinde
de anıtlar bulunmaktadır. Bunlar, yaptıranların veya bulundukları
yerlerin isimleri ile tanınırlar.
Gotlar sütunu: Gülhane Parkındadır. Tarihi kesin olarak
bilinmemekle birlikte, 4. yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir.
Bir kaide üzerinde monolit olarak yükselen gövde en tepede korint
üslubunda bir başlıkla son bulmaktadır.
Çemberlitaş
sütunu:
Meydan ortasında hala ayakta duran bu taş anıt, daha Bizans
devrinde çatlamış ve demir çemberle takviye edilmiştir. Bu yüzden
Çemberlitaş olarak tanınan bu anıt, aslında mermer kaide üzerinde
üst üste oturtulan yuvarlak porfir taşlardan meydana gelmiştir.
Her bir okun üst tarafında kabarık taş kısımlar vardır. Ek yerlerini
buralarda yer alan çelenk şeklindeki süslemeler gizler. Anıtın
üzerinde, kendini tanrı Apollon Helios şeklinde tasvir ettirmiş
imparator Konstantin'in heykeli bulunmaktadır.
Theodosius
Zafer Takı Anıtı:
Bugün Beyazıt meydanında, eski adı ile Theodosius formunda,
I.Theodosius'a ait bir Zafer Takı bir de sütun bulunmaktadır.
Bunlardan, Zafer Takının parçalarının bir kısmı bugün yerinde
durmaktadır. Sütun ise, 557 yılında yer sarsıntısında yıkılmış,
16. yüzyıl başlarında ise, tamamen kaybolup gitmiştir. Beyazıt
Hamamının temellerinde temel taşı olarak kullanılan helezoni
şeklindeki bu sütuna ait kabartmalar,
bugün de yoldan geçerken görülmektedir.
Arkadius
Anıtı:
Bugün Cerrahpaşa semtinde, Arkadius adına yapılmış olan formun
ortasında yer alan bu anıt, bir kaide üzerinde helezoni olarak
yükselen bir sütundur. Bu helezoni kısım bir kabartma ile süslüdür.
Bu kabartmada, Barbarlara karşı kazanılmış bir zafer anlatılmaktadır.
Daha Bizans devrinde harap olmuş olan bu anıtın bugün sadece
kaide kısmı ayaktadır .
Kız Taşı : Fatih semtinde, 452 yılında Markianos adına
dikilmiş, ufak ölçüde bir anıttır.
Kaidesinde çelenk taşıyan iki zafer tanrıçası vardır. Kaidedeki
bu figürlerden dolayı Türk devrinde Kız Taşı olarak anılmıştır.
|