|
Sultan
II. Bayezid, Kili ve Akkerman fethine giderken, ordunun gereksinimlerini
karşılamak üzere Edirne'de kalır. Bu konaklama sırasında da
Tunca'nın kenarında 23 Mayıs 1484 günü cami, şifahane, medrese,
imaret, tabhane, hamam, değirmen ve köprüden oluşan büyük
bir külliyenin temelleri atılır.
Külliye 1488 yılında tamamlanmış olup, merkezde câmi, etrafında
Tıp Medresesi, Dârüşşifa, ilkokul, hamam, köprü, değirmenler
gibi kültürel ve sosyal birimlerden oluşmaktadır. Camii ,
dört duvar üzerine oturtulmuş tek kubbeli bir iç mekân ile
anıtsal bir görüntüye sahiptir. Dârüşşifası (ki içinde mûsiki
ve su sesi ile hastaların tedavi edildiği merkez) hâlen Trakya
Üniversitesi'ne bağlı Sağlık Müzesi olarak değerlendirilmektedir.
Tıp Medresesi ve aş evleri - halen çalışmıyorsa da- bina olarak
ayakta bulunuyor. Avrupa'da akıl hastaları hasta sayılmazlar,
şeytanla işbirliği yapan insanlar diye düşünülerek çoğu kez
diri diri yakılırlardı. Külliyenin şifahanesindeyse akıl ve
ruh hastaları, Türk müziğinin çeşitli makamları ile tedavi
edilirlerdi.
Şifahaneye devamlı bağlı on hanende ve sazende çalışırdı.
Ney, keman, santur ve ud kullanılan sazlar arasındaydı. Özellikle
neva, rast, dügah, segah, çargah ve buselik gibi makamların
dinletilmesinden olumlu sonuçlar alınmıştı. Musikiden başka
hastalar çiçek kokuları ile de tedavi edilirdi.
Türk-Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan
külliyenin mimarı Hayreddin'di. 21 metre çapındaki kubbesi
ile cami tek kubbeli camilerden olup, külliye yüz kadar kubbe
ile örtülmüştür.
|