Biggilan
 Ana Sayfa | Turlar | Oteller | Mavi Yolculuk | Uçak Biletleri | Oto Kiralama | Boğaz Tekneleri
K A P A D O K Y A
Rezervasyon
Turlar
Oteller
Mavi Yolculuk
Uçak Biletleri
Oto Kiralama
Restoranlar
Amsterdam
Bangkok
Barcelona
Brüksel
Londra
Los Angeles
Moskova
New York
Paris
Prag
Roma
San Francisco
Sydney
Washington
Tüm şehirler >>
Alanya
Assos
Belek
Bodrum
Fethiye
Kemer
Kuşadası
Marmaris
Side
Tüm yöreler >>
Gerekli Bilgiler
Hava Durumu
Ulaşım
Vize&Pasaport
Konsolosluklar
Tatiller
Kültür-Sanat
Müzeler
İnteraktif
Soru-Cevap
Gezgin Notları
Forum
Tavsiye Et
Hakkımızda
Üyelik
İletişim
Koşullar
Tıklayınız



GÖREME ve HIRİSTİYANLIK
   
Tarihçe Günümüzde Göreme
Göreme Vadisi Harita

Anadolu, tarih çağlarına Kayserinin birkaç kilometre doğusunda bulunan Kültepe'deki Asur kolonisinde kullanılan yazı ile M.Ö.2000'de girmiştir. Bu bölge Akdeniz'den - Karadeniz'e ve Mezopotanya'dan başlayıp batıya uzanan kervan yolunun kesiştiği yerin yanı başındadır. Aslında yörenin en önemli coğrafi özelliği, Çatalhöyük'e100 km.den az bir uzaklıkta olmasıdır. Tarihte, bugüne kadar bilinen en eski kentsel yerleşme olan ekonomisi ve tarla tanımına dayanan Çatalhöyük ile Göreme bölgesinin ortasını Hasandağ Volkanı noktalar.


Çatalhöyük, Neolitik Çağın kesintisiz 800 yıl gibi bir süreyle iskan edilmiş, en alttaki X.iskan katının M.Ö.6500'ü aştığı bir çağın kalıntısıdır. Çatalhöyük insanı M.Ö. 7000'de tapınakların duvarına iIk kez bir manzara resmetmiştir. Bu eski ve köklü yerleşme Göreme'ye 100 Km.den daha yakındır. Göreme aynı şekilde büyük bir uygarlık merkezi, olan Kültepe (Kaniş)'ye de oldukça yakındır. Karahöyük, Acemhöyük Erken Bronz ve Hitit Çağı kalıntıları da Göreme bölgesi yakınlarında yer almaktadır. Bunun yanı sıra Anadolu özelliği olan kaya tapınakları da yarımadaların her kesiminde görülebilir. Anadolu, kavimler göçüne en fazla uğrayan bir bölge olarak değişik kültür alışverişine sahne olmuştur.

Bölgenin güneydoğusunda yer alan Tahtalı-Binboğa Dağları arasındaki yayla, Anadolu'nun en güvence dolu ''kavimler sığınağı'' olarak bilinmektedir. Rüzgar ve yağmurun birlikte Yaratmış olduğu volkanik bir arazide erozyonun yol açtığı Göreme'nin o büyüleyici, mistik havasının kavimlerin dikkatini çekmesi çok doğaldır. Hitit, Frig, Lidya kaya tapınakları Anadolu'nun her bir yanına serpiştirilmiş bölgenin içi yada civarında höyükler mevcutken, Göreme kaya oyma yerleşmesi M.S.II-IV. veya VI.yy.dan dini bir yerleşme esası ile başlamaktadır. Bu bölge, verilerinde kanıtladığı gibi, Hıristiyanlık öncesinde de yerleşime açıktı.

Civarında kaya tapınakları vardı. Bugün Derin kuyu ve Kaymaklı Köylerinde yeraltı şehirleri de daha küçük boyutluydular. Gruplar halinde, mecbur kaldıklarından bu bölgeye gelen Hıristiyanlar, kayadan oyma tapınakları, yerin altında, kat kat sığınak şehirleri hazır bulmuşlar, kendi ihtiyaçlarına göre değiştirip kullanmaya başlamışlardı. Tabii bu arada yenilerini de yaptılar. Bunlardan biri olan Kaymaklıdaki sekiz katlı yeraltı sığınağının kazımı ve diğer işlemleri bir - iki nesilden daha fazla bir sürede tamamlanmış olmalıdır. VII. yy.da buradaki kaya tapınakları yerleşimi, Arap akınlarının etkisi sebebiyle biçim değiştirerek Hıristiyanlar tarafından kullanılmaya başlanmış olmalıdır.


GÖREME'de HRİSTİYANLIĞIN YERLEŞMESİ ve DİNİ TESİSLER

Bir görüşe göre bölgedeki manastır yaşamının Aziz Büyük Basileos tarafından IV.yy.da kurulduğunu belirtmiştir. Ancak bu dayanağı olmayan bir görüştür. Göreme, Bizans kaynaklarında, en erken olarak X.yy.da Aziz Hieron'un vesikalarında ''Komma'' adı ile geçmekte, bu civarda VI-VIl.yy.da yapma mağaralarda hüküm süren manastır yaşamından bahsedilmektedir. Göreme'deki bu büyük yerleşmenin ani bir ihtiyaç sonucu, kısa bir sürede meydana getirildiği kesindir. Değişik kültürlerden gelen kişilerin oluşturduğu bu yerleşmenin, çok belirgin olan ''çeşitlilik'' özelliğini birkaç gurupta toplanabilen kiliseleri süsleyen freskolardan açıkça görmekteyiz. Bölgedeki yapılar bugüne değin freskolarına göre tarihlendirilmeye başlanmıştır. Sanat tarihçilerini farklı sonuçlar almaya iten sebeplerin en önemlisi freskoların çok azında ve geç devirlere ait olan orijinal tarihlerin bulunmasına rağmen, başkaca, tarihlendirmeye yarayacak malzemenin günümüze ulaşmayışıdır.

İç Anadolu manastır yerleşmeleri, güneyde Melendiz Dağları içinde, daha kuzeyde Göreme - Soğanlı Vadilerinde iki grup halinde, bir dereceye kadar bir merkez etrafında yer alır. Üçüncü bir grup da kuzeyde, Kırşehir dolaylarındadır. Göreme bölgesindeki yapılar, papaz hücreleri dışında kayalara oyulmuş, toplu yapılar halindedir. Bu komplekslere, manastır ve kiliseler çekirdek teşkil etmektedir. Tüm bu yapıların dağılımı, vadilerin yamaç ve eteklerinde yer alışı belli bir sisteme göre değildir. Girişler toprak yüzeyinden olabi1eceği gibi, yamaçlara tırmanmayı sağIayan basamaklar da olabi1ir. Yapıların ortak özelliği, tehlike anında giriş kısmının kolay savunulabilmesi amacıyla küçük ve dar, bazen de kademeli değirmen taşlarına benzer kilit taşlarıyla donatılmalarıdır. Maçan-Zelve-Ürgüp arasıda, dar anlamlı Göreme manastırlar kompleksinde X-XI.yy. 20- 30 bin nüfuslu bir yerleşme mevcuttu.

Kızlar ve Erkekler Manastırlarının başlıca eklentileri ise yemekhane, şaraphane ve depolardı. Bunları güvercinlikleri de katabiliriz. Çok sayıdaki papaz odaları da vadi yamaçları ve kalın Peri Bacalarının içine oyularak yapılmışlardır. Bunlardan başka manastır dışında veya hemen yanında bol sayıda değişik tip ve planda kiliseler vardı.

Kilisenin bütün mimari elemanları kaya içine oyularak yapılmıştır. Buna karşılık plan ve örtü sistemleri farklılıklar gösterir. Apsislerin genel karakteri ise at nalı şekilli oluşlarıdır. Bazı mimari elemanlar ise kaya kitlesinin verdiği imkanlar oranında sınırlanması sonucu oluşmuştur. Kimi zaman kilise narteksinin yapının yan kısmında yer alışı, kimi zaman da (Elmalı ve Barbara kiliseleri) kiliseye ters yönde inşa edilmeleri buna örnek teşkil eder.

Bu bölgedeki yapıların pek çoğu farklı üslup ve teknikte yapılmış freskolar ile süslüdür. Bunlardan VI-XIII.yy.lar arasına tarihlenen freskolar, çoğunlukla basit, detay ve derinlikten yoksun, bir sanatçıdan ziyade papazların kişisel yetenekleri ile çizilmiş resimlerdir.Bizans resim sanatının "Eyalet Ekolü" içinde kalan bu freskolar yanında, aslında yayınlarda öne sürülen veya gösterilmek istenenden çok daha az miktarda "Başkent Üslubu" nda örnekler de vardır. Bazılarında ise her iki üslup yanyanadır.

Kiliselerin bazılarında dökülen freskoların altında görülen basit ve tek renkli motiflerin ikonaklazma devri eseri olduğu belirgindir. Burada duvarların çok rahatlıkla biçim değiştirebildiğini hatırlarsak, pekala bu devirde önceki freskoların kazındığını ve sonra da çıplak duvara böyle basit çizgilerin yapıldığını düşünebiliriz. Her nasıl olursa olsun bu tip basit çizgilerin binaların yapıldığı devre tarihlendirilmeleri doğru olması gerekir. Yoksa, tamamen bir Orta Bizans Devri yapısı olan Yunan haçı planlı Elmalı Kilisedeki freskoların altında görülen basit, kırmızı renkli bezemelere bakarak bu bina tarihlendirilseydi, 4 sütunlu haç planlı yapıların ilk örneğinin bu olması gerekirdi.

Tüm bu söylediklerimizi bir görüş olarak şöyle özetleyebiliriz: Kiliseler ikonoklazma devri öncelerinde freskolar ile süslü idi. İkonoklazma akımı ile bazı freskolar kazınıp temizlendi, dönemin özelliğine de uygun olarak basit çizgilerden oluşan motifler kullanıldı.

İkonoklazma devrinin bu basit süs elemanları geometrik şekiller, kırık çizgiler, madalyon içinde harçlar, stilize ağaç ve kuş türünden şekillerdir. Diğer freskolarda ise konularını belirli çevrelerden almış, Bizans resim sanatında gördüğümüz Helenistik ve Geç Roma ekili örnekler azdır. Çoğunlukla arkaik bir üslupta resmedilen ve Eyalet Ekolü sınırları içinde değerlendirilen örnekler meydana getirir.

Bizans devri kaya oyma eserleri, günümüzün Göreme peyzajı içinde, yapıldıkları günlerdekinden daha farklı bir görünüm içindedirler. Zamanın tüf üzerinde yapmış olduğu aşınım ve yıpranım sebebiyle hemen hemen bütün yapıların dışa bakan cepheleri, tamamen yada kısmen çökmüştür. Yoksa bunlar ufak pencere ve kapılar ile dışarı açılmaktaydılar.


BÖLGEDEKİ DİNİ YAPILAR

Göreme'de sağlam durumda olan ve büyük bir çoğunluğunu ziyaret edebilmemiz mümkün olan yapıların küçük bir listesini verecek olursak: Vadinin güney kısmında yer alan El Nazar Şapeli X.yy.a aittir ve ait olduğu Orta Bizans Devrinin karakteristiği olan bir plan şemasına (Yunan Haçı Planı) sahiptir. Duvarlarında İncilden alınma konulara sahip zengin freskolar bulunmaktadır.

Varlığı oldukça geç saptanabilmiş olan Hagios Ioannes Şapeli (Saklı Kilise) Göreme-Ortahisar arasında bulunmaktadır. XI.yy. sonlarına tarihlenen bu yapı dikdörtgen planlı ve eyalet üslubunda resimlerle süslüdür. Oldukça sağlam durumdaki resimlerinde kırmızı rengin hakim olduğu görülür.

İki üslubun bir arada görüldüğü Tokalı Kilise'nin 1 No. ile işaretlenmiş olanında Hieratik üslup mevcuttur. Konular İsa'nın yaşamı ile ilgilidir. 2 No.lu olanında ise; başta tebşir olmak üzere, vaftiz, mabede takdim, müneccimlerin secdesi, mucizevi balık avı sahneleri görülür.

X.yy.ın ilk yarısından bir başka tesis Theotokos-Hagios Georgeosloannes Kilisesidir. Zengin konuları içeren duvar süslemesi, İsa, Meryem ve Aziz Georgeos'un yaşamı ile ilgilidir. Hagios Eustethios ve Hagios Daniel şapelleri birbirine oldukça yakın olan iki yapıdır. Mezar ve dua bölümlerine sahip olan bu yapılar X-XI.yy.lar içinde inşa edilmişlerdir. Her ikisinin de duvarları resimlidir.

Aynalı Kilise diye bilinen yapı (XI.yy. içine ait) duvarları geometrik örneklere sahip freskolar ile kapalıdır. Erkan devrin bazilikal planında inşa edilmiştir. Dört destekli Yunan haçı planının güzel bir örneği olan Kızlar Kilisesi'nde bu destekler yine kayadan oyma bir kubbeye sanki taşıyıcılık yapmaktadır. Böylece bu yapıda normal bir kapalı Yunan hacı planında inşa edilmiş kilise havasını bulmak mümkündür.

Fresko resimleri en iyi korunabilmiş yapılardan biri olan Elmalı Kilise XI-XIII.yy.lar içinde yapılmıştır. Kudüs'e giriş, Lazarus'un dirilmesi, vaftiz ve görünümün değişmesi en önemli fresko sahnelerindendir.

Bunun biraz güneyinde yer alan Azize Barbara Şapeli Yunan haçı planında inşa edilmiştir. Yapıya bu ad, haçın kollarından birinde yer alan Barbara resminden ötürüdür. Kubbesinde yer alan Pantokrator İsa resmi ise geç tarihlidir.

Azize Katherina Kilisesi de aynı planda inşa edilmiş narteksli bir yapıdır. Duvarlarında çeşitli azizlerin resimleri görülür. Oldukça gösterişli bir tesis olan Çarıklı Kilisesi diye bilinenidir. XI-XII.yy.lar içinde inşa edilmişse de, XIII.yy. içinde bir onarım görerek kullanılmıştır. Oldukça dekoratif bir eyalet üslubunun hakim olduğu resimlerde en önemli sahneler İsa'nın doğuşu, Göğe çıkış, Çarmıhta İsa,ve Araf'a iniştir.

Kılıçlar Kilisesi de 4 sütun tarafından desteklenen, at nalı şeklinde kemerlerin taşıdığı pandantifli bir kubbeye sahiptir. X.yy. başlarına ait olan bu yapının duvarları İncil'den alınma sahneleri ile bezenmiştir.