|
Çatalhöyük,
Neolitik Çağın kesintisiz 800 yıl gibi bir süreyle iskan edilmiş,
en alttaki X.iskan katının M.Ö.6500'ü aştığı bir çağın kalıntısıdır.
Çatalhöyük insanı M.Ö. 7000'de tapınakların duvarına iIk kez
bir manzara resmetmiştir. Bu eski ve köklü yerleşme Göreme'ye
100 Km.den daha yakındır. Göreme aynı şekilde büyük bir uygarlık
merkezi, olan Kültepe (Kaniş)'ye de oldukça yakındır. Karahöyük,
Acemhöyük Erken Bronz ve Hitit Çağı kalıntıları da Göreme bölgesi
yakınlarında yer almaktadır. Bunun yanı sıra Anadolu özelliği
olan kaya tapınakları da yarımadaların her kesiminde görülebilir.
Anadolu, kavimler göçüne en fazla uğrayan bir bölge olarak değişik
kültür alışverişine sahne olmuştur.
Bölgenin
güneydoğusunda yer alan Tahtalı-Binboğa Dağları arasındaki yayla,
Anadolu'nun en güvence dolu ''kavimler sığınağı'' olarak bilinmektedir.
Rüzgar ve yağmurun birlikte Yaratmış olduğu volkanik bir arazide
erozyonun yol açtığı Göreme'nin o büyüleyici, mistik havasının
kavimlerin dikkatini çekmesi çok doğaldır. Hitit, Frig, Lidya
kaya tapınakları Anadolu'nun her bir yanına serpiştirilmiş bölgenin
içi yada civarında höyükler mevcutken, Göreme kaya oyma yerleşmesi
M.S.II-IV. veya VI.yy.dan dini bir yerleşme esası ile başlamaktadır.
Bu bölge, verilerinde kanıtladığı gibi, Hıristiyanlık öncesinde
de yerleşime açıktı.
Civarında
kaya tapınakları vardı. Bugün Derin kuyu ve Kaymaklı Köylerinde
yeraltı şehirleri de daha küçük boyutluydular. Gruplar halinde,
mecbur kaldıklarından bu bölgeye gelen Hıristiyanlar, kayadan
oyma tapınakları, yerin altında, kat kat sığınak şehirleri hazır
bulmuşlar, kendi ihtiyaçlarına göre değiştirip kullanmaya başlamışlardı.
Tabii bu arada yenilerini de yaptılar. Bunlardan biri olan Kaymaklıdaki
sekiz katlı yeraltı sığınağının kazımı ve diğer işlemleri bir
- iki nesilden daha fazla bir sürede tamamlanmış olmalıdır.
VII. yy.da buradaki kaya tapınakları yerleşimi, Arap akınlarının
etkisi sebebiyle biçim değiştirerek Hıristiyanlar tarafından
kullanılmaya başlanmış olmalıdır.
GÖREME'de
HRİSTİYANLIĞIN YERLEŞMESİ ve DİNİ TESİSLER
Bir
görüşe göre bölgedeki manastır yaşamının Aziz Büyük Basileos
tarafından IV.yy.da kurulduğunu belirtmiştir. Ancak bu dayanağı
olmayan bir görüştür. Göreme, Bizans kaynaklarında, en erken
olarak X.yy.da Aziz Hieron'un vesikalarında ''Komma'' adı ile
geçmekte, bu civarda VI-VIl.yy.da yapma mağaralarda hüküm süren
manastır yaşamından bahsedilmektedir. Göreme'deki bu büyük yerleşmenin
ani bir ihtiyaç sonucu, kısa bir sürede meydana getirildiği
kesindir. Değişik kültürlerden gelen kişilerin oluşturduğu bu
yerleşmenin, çok belirgin olan ''çeşitlilik'' özelliğini birkaç
gurupta toplanabilen kiliseleri süsleyen freskolardan açıkça
görmekteyiz. Bölgedeki yapılar bugüne değin freskolarına göre
tarihlendirilmeye başlanmıştır. Sanat tarihçilerini farklı sonuçlar
almaya iten sebeplerin en önemlisi freskoların çok azında ve
geç devirlere ait olan orijinal tarihlerin bulunmasına rağmen,
başkaca, tarihlendirmeye yarayacak malzemenin günümüze ulaşmayışıdır.
İç Anadolu
manastır yerleşmeleri, güneyde Melendiz Dağları içinde, daha
kuzeyde Göreme - Soğanlı Vadilerinde iki grup halinde, bir dereceye
kadar bir merkez etrafında yer alır. Üçüncü bir grup da kuzeyde,
Kırşehir dolaylarındadır. Göreme bölgesindeki yapılar, papaz
hücreleri dışında kayalara oyulmuş, toplu yapılar halindedir.
Bu komplekslere, manastır ve kiliseler çekirdek teşkil etmektedir.
Tüm bu yapıların dağılımı, vadilerin yamaç ve eteklerinde yer
alışı belli bir sisteme göre değildir. Girişler toprak yüzeyinden
olabi1eceği gibi, yamaçlara tırmanmayı sağIayan basamaklar da
olabi1ir. Yapıların ortak özelliği, tehlike anında giriş kısmının
kolay savunulabilmesi amacıyla küçük ve dar, bazen de kademeli
değirmen taşlarına benzer kilit taşlarıyla donatılmalarıdır.
Maçan-Zelve-Ürgüp arasıda, dar anlamlı Göreme manastırlar kompleksinde
X-XI.yy. 20- 30 bin nüfuslu bir yerleşme mevcuttu.
Kızlar
ve Erkekler Manastırlarının başlıca eklentileri ise yemekhane,
şaraphane ve depolardı. Bunları güvercinlikleri de katabiliriz.
Çok sayıdaki papaz odaları da vadi yamaçları ve kalın Peri Bacalarının
içine oyularak yapılmışlardır. Bunlardan başka manastır dışında
veya hemen yanında bol sayıda değişik tip ve planda kiliseler
vardı.
Kilisenin
bütün mimari elemanları kaya içine oyularak yapılmıştır. Buna
karşılık plan ve örtü sistemleri farklılıklar gösterir. Apsislerin
genel karakteri ise at nalı şekilli oluşlarıdır. Bazı mimari
elemanlar ise kaya kitlesinin verdiği imkanlar oranında sınırlanması
sonucu oluşmuştur. Kimi zaman kilise narteksinin yapının yan
kısmında yer alışı, kimi zaman da (Elmalı ve Barbara kiliseleri)
kiliseye ters yönde inşa edilmeleri buna örnek teşkil eder.
Bu bölgedeki
yapıların pek çoğu farklı üslup ve teknikte yapılmış freskolar
ile süslüdür. Bunlardan VI-XIII.yy.lar arasına tarihlenen freskolar,
çoğunlukla basit, detay ve derinlikten yoksun, bir sanatçıdan
ziyade papazların kişisel yetenekleri ile çizilmiş resimlerdir.Bizans
resim sanatının "Eyalet Ekolü" içinde kalan bu freskolar
yanında, aslında yayınlarda öne sürülen veya gösterilmek istenenden
çok daha az miktarda "Başkent Üslubu" nda örnekler
de vardır. Bazılarında ise her iki üslup yanyanadır.
Kiliselerin
bazılarında dökülen freskoların altında görülen basit ve tek
renkli motiflerin ikonaklazma devri eseri olduğu belirgindir.
Burada duvarların çok rahatlıkla biçim değiştirebildiğini hatırlarsak,
pekala bu devirde önceki freskoların kazındığını ve sonra da
çıplak duvara böyle basit çizgilerin yapıldığını düşünebiliriz.
Her nasıl olursa olsun bu tip basit çizgilerin binaların yapıldığı
devre tarihlendirilmeleri doğru olması gerekir. Yoksa, tamamen
bir Orta Bizans Devri yapısı olan Yunan haçı planlı Elmalı Kilisedeki
freskoların altında görülen basit, kırmızı renkli bezemelere
bakarak bu bina tarihlendirilseydi, 4 sütunlu haç planlı yapıların
ilk örneğinin bu olması gerekirdi.
Tüm bu
söylediklerimizi bir görüş olarak şöyle özetleyebiliriz: Kiliseler
ikonoklazma devri öncelerinde freskolar ile süslü idi. İkonoklazma
akımı ile bazı freskolar kazınıp temizlendi, dönemin özelliğine
de uygun olarak basit çizgilerden oluşan motifler kullanıldı.
İkonoklazma
devrinin bu basit süs elemanları geometrik şekiller, kırık çizgiler,
madalyon içinde harçlar, stilize ağaç ve kuş türünden şekillerdir.
Diğer freskolarda ise konularını belirli çevrelerden almış,
Bizans resim sanatında gördüğümüz Helenistik ve Geç Roma ekili
örnekler azdır. Çoğunlukla arkaik bir üslupta resmedilen ve
Eyalet Ekolü sınırları içinde değerlendirilen örnekler meydana
getirir.
Bizans
devri kaya oyma eserleri, günümüzün Göreme peyzajı içinde, yapıldıkları
günlerdekinden daha farklı bir görünüm içindedirler. Zamanın
tüf üzerinde yapmış olduğu aşınım ve yıpranım sebebiyle hemen
hemen bütün yapıların dışa bakan cepheleri, tamamen yada kısmen
çökmüştür. Yoksa bunlar ufak pencere ve kapılar ile dışarı açılmaktaydılar.
BÖLGEDEKİ DİNİ YAPILAR
Göreme'de
sağlam durumda olan ve büyük bir çoğunluğunu ziyaret edebilmemiz
mümkün olan yapıların küçük bir listesini verecek olursak: Vadinin
güney kısmında yer alan El Nazar Şapeli X.yy.a aittir ve ait
olduğu Orta Bizans Devrinin karakteristiği olan bir plan şemasına
(Yunan Haçı Planı) sahiptir. Duvarlarında İncilden alınma konulara
sahip zengin freskolar bulunmaktadır.
Varlığı
oldukça geç saptanabilmiş olan Hagios Ioannes Şapeli (Saklı
Kilise) Göreme-Ortahisar arasında bulunmaktadır. XI.yy. sonlarına
tarihlenen bu yapı dikdörtgen planlı ve eyalet üslubunda resimlerle
süslüdür. Oldukça sağlam durumdaki resimlerinde kırmızı rengin
hakim olduğu görülür.
İki üslubun
bir arada görüldüğü Tokalı Kilise'nin 1 No. ile işaretlenmiş
olanında Hieratik üslup mevcuttur. Konular İsa'nın yaşamı ile
ilgilidir. 2 No.lu olanında ise; başta tebşir olmak üzere, vaftiz,
mabede takdim, müneccimlerin secdesi, mucizevi balık avı sahneleri
görülür.
X.yy.ın
ilk yarısından bir başka tesis Theotokos-Hagios Georgeosloannes
Kilisesidir. Zengin konuları içeren duvar süslemesi, İsa, Meryem
ve Aziz Georgeos'un yaşamı ile ilgilidir. Hagios Eustethios
ve Hagios Daniel şapelleri birbirine oldukça yakın olan iki
yapıdır. Mezar ve dua bölümlerine sahip olan bu yapılar X-XI.yy.lar
içinde inşa edilmişlerdir. Her ikisinin de duvarları resimlidir.
Aynalı
Kilise diye bilinen yapı (XI.yy. içine ait) duvarları geometrik
örneklere sahip freskolar ile kapalıdır. Erkan devrin bazilikal
planında inşa edilmiştir. Dört destekli Yunan haçı planının
güzel bir örneği olan Kızlar Kilisesi'nde bu destekler yine
kayadan oyma bir kubbeye sanki taşıyıcılık yapmaktadır. Böylece
bu yapıda normal bir kapalı Yunan hacı planında inşa edilmiş
kilise havasını bulmak mümkündür.
Fresko resimleri
en iyi korunabilmiş yapılardan biri olan Elmalı Kilise XI-XIII.yy.lar
içinde yapılmıştır. Kudüs'e giriş, Lazarus'un dirilmesi, vaftiz
ve görünümün değişmesi en önemli fresko sahnelerindendir.
Bunun biraz
güneyinde yer alan Azize Barbara Şapeli Yunan haçı planında
inşa edilmiştir. Yapıya bu ad, haçın kollarından birinde yer
alan Barbara resminden ötürüdür. Kubbesinde yer alan Pantokrator
İsa resmi ise geç tarihlidir.
Azize Katherina
Kilisesi de aynı planda inşa edilmiş narteksli bir yapıdır.
Duvarlarında çeşitli azizlerin resimleri görülür. Oldukça gösterişli
bir tesis olan Çarıklı Kilisesi diye bilinenidir. XI-XII.yy.lar
içinde inşa edilmişse de, XIII.yy. içinde bir onarım görerek
kullanılmıştır. Oldukça dekoratif bir eyalet üslubunun hakim
olduğu resimlerde en önemli sahneler İsa'nın doğuşu, Göğe çıkış,
Çarmıhta İsa,ve Araf'a iniştir.
Kılıçlar
Kilisesi de 4 sütun tarafından desteklenen, at nalı şeklinde
kemerlerin taşıdığı pandantifli bir kubbeye sahiptir. X.yy.
başlarına ait olan bu yapının duvarları İncil'den alınma sahneleri
ile bezenmiştir.
|