Biggshop
 Ana Sayfa | Turlar | Oteller | Mavi Yolculuk | Uçak Biletleri | Oto Kiralama | Boğaz Tekneleri
Ö Z G E   E R S U

Ağustos'ta Nerede?
Almanya Frankfurt
Zürih, Cenevre
Paris, Nice
Özge Ersu Kimdir ?
Soru Sorun!..
Anılar & Yazılar
 
ANILAR & YAZILAR
 
  Sevgililer İçin Alfabetik Romantizm Rehberi >>
  LOVE Boat >>
  Küba >>
  BUZ OTEL : Kutupta Tatil Keyfi (Mizah) >>
  REŞAT AMCA / 1992 Roma'lı Büyük Avrupa Turu >>
  SLOVENYA EKSPRESİ (Gerilim - Polisiye) >>
LOVE Boat


Değerli Dostlar,

Geçen sayımızda, eksi kırklara varan kutup soğuklarında beraberdik. Yazımın sonunda, bir sonraki buluşmamızda içinizi ısıtacağımı söylemiştim.

İşte bu sefer, sizleri Karayip Denizi'ne, masmavi suların bembeyaz kumlarla buluştuğu, palmiyelerle öpüştüğü (ne tanım ama) tropik bir coğrafyaya götürüyorum. Üstelik aracımız da hazır. On küsür katlı, binlerce yolcu alan dev transatlantikler. İçinden tramvay… hadi tramvay olmasa da, neredeyse caddeler geçen dev yüzer oteller.

Artık Avrupa'da, Uzakdoğu'da, gidecek yerleriniz azaldı ise, tatil seçiminizi yapmakta zorlanmaya başladıysanız veya iki uyduruk tatil yerine muhteşem bir gezi yapmak niyetinde iseniz, buyrun maceramıza. Türkiye'de, İstmar Turizm'in düzenlediği gezilerle, bu muhteşem seyahatler çok yakınınızda.

Bu geziler aslında sadece Karayipler'de değil, Akdeniz (ülkemiz de dahil olmak üzere), Alaska, Kanada, Hawaii, Bahama Adaları, Meksika, Panama Kanalı, Batı ve Doğu Amerika kıyılarında da gerçekleştiriliyor. Ama, çoğunlukla, gemi gezileri dendiğinde Karayip'ler akla geldiğinden, bizler de yazımızı bu bölge üzerine oturtacağız.

Birkaç sayfada, tüm Karayipleri, gemileri, adaları, turları, hazırlıkları ve bu tür bir gezinin felsefesini tamamiyle anlatmak zor. Ama, bu tür bir gezi hakkında hiç bilginiz yoksa, paranızın karşılığını alıp alamayacağınızdan süpheli iseniz, ya da niyetiniz var da nelerle karşılaşacağınızı bilmediğinizden tedirginlik duyuyorsanız bu yazı tam size göre. Mutlaka bir gemi gezisinin değinemediğim yönleri olacaktır ama, rahatça arkanıza yaslanın, yakanızı gevşetin ve bu tropik gezimize hazırlanın.

Karayipler Hakkında
Bu bölge, adalar topluluğu ve hatta denizi, değişik dillerde, Caribbean, Karayib, Karibik gibi (zaman zaman yanlış olarak) adlandırılsa da, ben artık üstten apostrofla ayırmadan, okuma ve yazma kolaylığı açısından "Karayipler" diyeceğim. İngilizce turizm terminolojisinde, "West Indies" olarak ta anılır. Peki neresidir bu Karayipler?

Kuzey yarımkürede, tropik bölgede yer alan Karayipler, aslında, kuzeyde Miami açıklarından başlayarak, güneyde Guyan ve Surinam'a kadar uzanan 4.000 km.yi aşan bir yay üzerinde yer alan adalar topluluğudur. Tarihi açıdan baktığımızda, Guatemela ve Meksika sınırındaki Belize de dahil olmak üzere, Orta Amerika'da, yani anakarada yer alan birçok noktayı da kapsamaktadır. Bir zamanlar korsanların cirit attığı bu bölge, Amerika'nın keşfinden kıtanın sömürgeleştirilmesine kadar birçok olaya ve döneme tanıklık etmiştir.

Karayipler çok farklı şekillerde sınıflandırılırlar. Kimileri adaların büyüklüğüne göre (Küba, Haiti, Santa Domingo gibi) coğrafi bölümlemeler yaparken, kimileri de yönetimlerine göre (Fransız Atilleri, Hollanda Antilleri veya Aşağı Antiller - Lesser Antiles ya da US Virgin Adaları, UK Virgin Adaları gibi) bazı gruplar oluşturur.

Ben ise, daha çok yönleri dikkate alarak, Karayip'leri üç kısma böleceğim : Büyük adaların da yer aldığı Yukarı Antil Adaları veya Doğu Antiller, bölgenin ortası sayılan Güney Karayipler, Orta Amerika'yı da katacağımız Batı Karayipler.

Bu bölgelerdeki yerleşim merkezlerinden bazılarını da alfabetik sıra ile sayalım : Anguilla, Antigua ve Barbuda, Aruba, Bahama Adaları, Barbados, Bermuda, Bonaire, British Virgin Adaları, Cayman Adaları, Curacao, Dominica, Dominik Cumhuriyeti, Grenada, Guadeloupe, Guyan, Haiti, Jamaika, Küba, Martinique, Puerto Rico, Saba, St. Barthelemy, St. Eustatius, St Kitts, St. Lucia, St. Martin, St. Vincent, Trinidad ve Tobago, Turks ve Caicos, US Virgin Adaları gibi…

Bu adaların hepsi ayrı birer yazı konusudur. Bu sebeple, bizler özellikle gemi gezisi üzerine yoğunlaşacağımızdan, adalar hakkında fazla detaya girmeyeceğim. Ama kısaca belirtmek gerekirse, sefaletin kol gezdiği (buna rağmen doğal güzelliklerine doyum olmayan) Cozumel ve Hollanda St. Maarten'inden, gayet basit yaşayan, denizi ve doğası inanılmaz derecede büyüleyici olan St. Lucia ve Aruba'ya, Alışveriş cenneti sayılan Doğubank'ın Karayipler Şubesi St. Thomas'tan zenginlik abidesi ve off-shore cenneti Cayman'lara kadar, her zevke hitap eden bir ada mevcut.

Aşk Gemisi İle Karayip Gezileri
Hepimizin aklına, Aşk gemisi dendiğinde, önce Kaptan Merrill Stubing, yönetici Burl "Gopher" Smith, çapkın doktor Adam Bricker, barmen Isaac Washington, gezi direktörü Julie McCoy ve kaptanın kızı Vicki ile meşhur "Aşk Gemisi" gelecektir. Hatta, Jack Jones'un söylediği, "The Love Boat" şarkısını mırıldanmaya başlamışsınızdır bile. Şimdiki gemilerin yanında, boyut ve lüks olarak sandal gibi kalan Pacific Princess'i de unutmayalım. Gerçeği söylemek gerekirse, "gemiler" hala var ama "aşklar" yok. Filmlerde bizlere empoze edilen o sonsuz serbestlik içerisindeki aşkları bulmak bence hayal. Bu sebeple, geziye, "halıhazırdaki aşkınız" ile gitmeniz daha akıllıca.

Gemiler
Son yıllarda, değişen gezi eğilimleri neticesinde, bu tür seyahatler, Aşk Gezisi'nden ziyade, "Fun-Ship" olarak lanse edilen eğlence ve aktiviteye dönük olarak düzenleniyor. Gemi boyutları da oldukça büyük. Bir örnek olarak, son bindiğim gemi hakkında biraz bilgi vermek istiyorum : 300 metre boyunda, 110.000 groston ağırlığında, 2.974 yolcu ve bin beşyüze yakın personel kapasiteli. Yaklaşık kırk kilometre/saat hız yapıyor. Bu rakamlar size birşey ifade etmeyebilir, ancak adeta 20 katlı apartman yüksekliğindeki gemileri görünce, bu büyüklük daha iyi anlaşılıyor. Genelde, bu sınıftaki gemilerde, yolculara açık 13-14 kat bulunuyor.

Bu tür gemilerde, yalpayı önleyici özel yan kanatlar olduğu için, 2-3 metre yüksekliğindeki dalgalarda bile çok az bir sarsıntı hissediliyor. Genelde, daha ilk günden alışılan çok hafif bir sallantı dışında hiçbir rahatsızlık söz konusu değil. Yine de, bulantıya karşı kullanılan ve aynı zamanda hafif miskinlik veren "tylenol" kökenli ilaçlardan kamaralarda dahi mevcut.

Yalnız, 1999 senesinde, yaklaşık 400 kilometre yakınımızdan geçen bir kasırga, koskoca gemimizi iki gün iki gece boyunca aralıksız sallamıştı. Gemi önce baştan kıça doğru bir yükselip bir alçalıyor, daha sonra da sağa ve sola yalpalar yapıyordu. Hatta, Martinique adası da programımızda olmasına rağmen bu kasırga sebebi ile uğrayamamıştık.

Gemi arkasında ve önünde yer alan büyük açıklıklarda, aralıksız panoramik asansörler işliyor. Bir haftalık gezinin sonunda dahi, restaurant veya kamaralarını bulamayanları, kaybolanları biliyorum. Çoğu zaman, gemilerin içinden adeta birkaç cadde geçiyor. Akşam saatlerinde bu caddelerde gezintiye çıkanlar mı istersiniz, tezgahlarını kurup resminizi yapan sokak ressamları mı, profesyonel fotoğrafçılar mı, hepsi emrinizde. (Sail&Sign kartınızı rica edebilir miyim lütfen?)


Ne Zaman?
Geziler yıl boyunca mevcut. Talnız, tropik iklimde, Nisan - Mayıs aylarından başlayarak, Eylül ayına kadar yağmur mevsimi olduğunu unutmamak gerek. Fiyatlar da, programlar da buna göre değişiyor.

Nasıl?
Peki nasıl bir gezi seçilmeli? Bir kere, bu gezilere yalnız gidilmemeli. Yıllardır kahrınızı çeken, gün yüzü göstermediğinizi düşündüğünüz bir eşiniz varsa, birisine yeniden aşık olmak istiyorsanız, geleneksel tatillerden sıkıldıysanız, işte fırsat. Neticede, Viyana kapılarına dayanmış bir ırkın ahfadı olarak, büyük bir ihtimalle Türkiye'den geziye katılacağımız için, tüm bu git-gel'e değecek en az bir haftalık bir gezi olmalı. Bu gezi için de, en az on gün ayırmalısınız. Gemiler, Miami veya Puerto Rico'dan kalktığı için, gerekli Amerika vizesini ve diğer vizeleri (örneğin Fransız ve Hollanda Antilleri için Schengen) almış olmanız lazım.

Bence, çok fazla yer (ada) göreceğim diyerek, 7 gün - 7 ada türündeki programları seçmeyin. Parasını ödediğiniz ve gerçekten strandartları yüksek olan geminizden faydalanabilmek, beraberinizdeki kişi ile adeta bir balayı yaşamak niyetinde iseniz, en fazla 3 veya 4 adaya uğrayan, kalan 2-3 günü de "Fun Day At Sea" olarak denizde geçireceğiniz programları tercih edin.


Başlangıç : Miami
Gezinize başlangıç için benim önerim, hem uçuş kolaylığı açısından, hem de gidişte veya dönüşte birkaç gün mola verdiğinizde, arada bir mini Amerika gezisini de çıkarabileceğiniz Miami. İster Art-Deco tarzının doruğundaki Ocean Drive'da Paparazzi Bar'da sabahlara kadar eğlenin, ister Crab House'ta lezzetli deniz ürünlerini tadın, ister Key West'e kadar gidip Ernest Hemingway'in izlerini takip edin, ister Coral Gable'da turlayın, ister uzun sahillerinde Okyanus ile kucaklaşın, isterseniz Amerika'nın, hatta dünyanın en büyük shopping Mall'larından biri olan Sawgrass Mills'te tüm gezi paranızı harcayın… Miami'de sizin aradığınız ne ise, mutlaka vardır. Son yıllarda, suç oranı düşmüş olsa da, bu bölgede her zaman dikkatli olmanız gerektiğini de hatırlatmak isterim.

Miami için, konumuzla ilgisi olmasa da kısa ama ilginç bir bilgi geçmek istiyorum : Strip'te (yani otellerin sıralandığı Miami Beach'te) hangi büyük isimli otele giderseniz gidin, Lobby'de oturup nefeslenecek koltuk bulmak olanaksız. Hepsi, otellerin yönetimleri tarafından kaldırılmış durumda. Ancak, barın yanında veya birşeyler içilmesinin zorunlu olduğu kısımlarda koltuklar var. Gerekçeleri ise, Miami'de yaşayan dedelerin ve ninelerin, sık sık gelip bu otel lobby'lerindeki koltuklarda oturmaları, klimanın nimetlerinden faydalanmaları ve hatta uyuyup kalmaları. Kaldırsan olmaz, git desen gitmez, kovsan doğru olmaz şeklindeki bu sorun sebebi ile bu tür bir uygulamaya gitmişler, aklınızda olsun.

Gemiye Giriş :
Miami'yi gezdiğinizi, nimetlerinden faydalandığınızı farzederek, artık gemiye doğru yola çıkıyoruz. Binişler genelde öğle saatlerinden itibaren açılışı. Biraz karışık gibi görünse de, gemilere girişte aslında çok büyük bir düzenle karşı karşıyayız. Düşünün ki, iki bin üç bin kişi, yarım günde gemiye check-in yapıyor.

Rıhtıma varışımızla, görevliler bizi daha parkta karşılıyor. Elimizdeki valizleri alıyor, geziden haftalar öncesinde bize gelen kitin içinde yer alan valiz etiketlerimizin takılı olup olmadığını kontrol edip, birkaç güvenlik sorusu soruyor ve daha ilk adımda, valizlerden kurtuluyoruz. Onları artık akşamın ilerleyen saatlerinde kamaramızın önünde göreceğiz.

Daha sonra çok büyük bir salona alınıyoruz. Burada ise, elimizdeki alkol şişelerinden kurtuluyoruz : Gemi içerisinde, dışarıdan getirilen alkolü içmek yasak. Evet yanılmadınız, buna rakı da dahil. Burada el konulan şişeler, gezinin bittiği son gece kamaranıza teslim ediliyor. Gezi boyunca adalardan aldığınız her türlü alkollü içecek te aynı kaderi paylaşıyor.

Bu salonda, ağır ağır ilerleyen sıra, nihayet yaşlı emekli teyzelerin işlem yaptığı bankolarda sona eriyor. Daha önceden size gönderilmiş olan kit'in içindeki her sayfayı doldurmuş olmanız lazım : geliş gidiş detaylarınız, kredi kartı bilgileriniz, acil durumda haber verilmesi gereken yakınlarınızın adres bilgileri gibi… Pasaportlarınız burada teslim alınıyor, gezi sonuna kadar bir daha görmüyorsunuz. Kamara numaranız burada veriliyor, elinize de bir kart tutuşturuluyor : Sail&Sign Kartı. Yani, "hocam, düşünme, sen bu plastikle harca, sonra bir güzellik yaparız" türünde. Bu kart herşeyiniz : Kimlik, kredi kartı, güvenlik belgesi… Son olarak, gemiye girişte, özel bir fotoğraf makinesinin önünde duruyorsunuz, vesikalık fotoğrafınız çekiliyor, barkod haline getiriliyor ve bu kartın arkasına işleniyor. Kartınız resimsiz gibi görünse de, aslında resim bilgileri saklı.

Gemiye girmeden önce, hatıra fotoğraflarınızdan ilkini çektiriyorsunuz : Üstünüzdeki panoda günün tarihi, gemi ve gezi adı var. Güverte ile rıhtımı birleştiren köprüden geçerken, anakaraya son bir kez bakıyorsunuz. Artık önünüzdeki bir hafta boyunca, bazı saatler haricinde, devamlı hafif haif sallanacaksınız, hazır olun. Hatta gezi sonrası, birkaç gün boyunca, eviniz ve odanız da size sallanıyormuş gibi gelecek.

Kartımızı gemiye girerken güvenlik girişine sokuyoruz ve resmimiz, "Wanted" güzelliğinde ekranlarda beliriyor. (Böylece, kartı bulan başka birinin gemiye girmesi engelleniyor.) Son bir kez güvenlik (ve şüphesiz şişe) kontrolü sonrası, artık geminin içindeyiz. Hemen yine kısa bir not düşelim : Gerek uğurlama aşamasında, gerekse adalarda, gemilere "kesinlikle" ziyaretçi alınmıyor.

Kamaramızı buluyor ve oda görevlimizin sıcak karşılaması ile keyifleniyoruz. Kendisini tanıtıyor ve birşeye ihtiyacımız olup olmadığını soruyor. Önümüzde keyifli günler var. Bu görevli, iki dakikalığına bile odadan çıktığımızda, hemen arkamızdan havlumuzu değiştirecek, buzumuzu tazeleyecek, yatakları düzeltecek ve bizlere küçük sürprizler hazırlayacak. Havlulardan birkaç katlama ile yaptıkları inanılmaz güzellikteki sayısız hayvan modeli, yatakların üstünde sizleri bekliyor olacak. Hatta dikkat edin, sizleri şaşırtmak için, tişortlarınızı, gözlüklerinizi ve şapkanızı kullanarak yatak içinde bir insan varmış izlenimi bile verebilirler.

Türk Batmaz, Türk Boğulmaz
Geminin genelde akşamüstü 17:00 civarındaki ayrılışını, şampanya eşliğinde, konfeti yağmuru altında üst güverteden şapka sallayarak seyredeceğinizi zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Yeni düzenlemeler ile, biraz da gemi direktörlerinin kurnazlığı sayesinde, gemi limandan ayrılırken kimse ayak altında dolaşamıyor. Gemi kalkışından 15 dakika önce, genel alarm veriliyor. Hemen kamaranıza gidiyor, dolapların içindeki can yeleklerini alıyor, bağlıyor ve yeleğin üzerinde yazan harfe göre, aslında acil durumlarda gitmeniz gereken toplanma istasyonlarına doğru yöneliyorsunuz. Görevliler, kamarada saklanmaya çalışanları, tembelleri ve boşvermişçileri özellikle arayıp tarayıp buluyor ve istasyona gitmelerini sağlıyor.

Yalnızca Türk'lere özel bir uygulama mevcut. Bizler "BBOA" standartlarına sahip olduğumuzdan ("Bize Birşey Olmaz Abi") ve genlerimizde "BRIG" antikorları bulunduğundan, ("Bir Rakı İç Geçer") boğulma sorunumuz yok, bu sebeple, alarm provasına katılmamız anlamsızlaşıyor. Bunu diğer Türk konuklar da biliyor olmalı ki, bütün gemi yolcuları istasyonlarında iken sadece bizler ortalarda dolaşıyoruz.

Genel prova gemi kalkışı ile sona eriyor. Aslında, bu provanın, denizden helikopterler ile liman yetkililerince ve sahil güvenlik birimlerince izlendiğini, hakkını vererek yapılmayan bir provanın tekrarlattırıldığını, geminin limandan çıkışına ancak bu prova sonrası izin verildiğini de hatırlatalım. Artık, gün batışını, rotanıza göre Key West üzerinde mi seyredersiniz, Küba açıklarına doğru mu, size kalmış.



ersu@biggtravel.com


"Makaleler" bölümüne sizde katkıda bulunmak isterseniz, lütfen " travel@bigglook.com adresine e-mail gönderiniz.