|
Günlük Program
Denizde geçen bir günün programını sizlere aktarmak istiyorum, böylece
gemi içi aktiviteler daha iyi anlaşılacaktır. Görüldüğü üzere, neredeyse
her an her yerde bir eğlence var ve hepsine katılmak olanaksız.
06:30 Güvertede çay ve kahve ikramı
07:00 Spor kompleksi bölümünde spa ve jimnastik salonu açılışı
07:45 Birinci oturum kahvaltı açılışı
08:00 Havuzbaşı hafif kahvaltı açılışı
08:00 Casino slot makineleri açılışı
88:00 Aerobik Kursu
09:00 İkinci oturum kahvaltı açılışı
09:00 Minigolf ve voleybol çalışmaları
09:00 Çocuk oyunları ve çocuk klubü açılışı
09:30 Kütüphane açılışı
10:00 Masa tenisi turnuvası eleme turları
10:00 Casino'nun tamamiyle açılışı
10:30 Fotoğraf galerisi açılışı
10:30 Çay ve kahve servisi
11:00 Sembolik at yarışları ve bahis oyunları
12:00 Salata barı açılışı
12:00 Havuz güvertesinde açık büfe açılışı
12:00 Öğle yemeği birinci oturumu
12:00 Çocuk klubü özel programı
12:15 Dondurma ikramı
13:00 Havuzbaşı beceri yarışmaları
13:00 Buz heykeltraşları gösterisi
13:00 Casino'da ödüllü slot makineleri turnuvası
13:30 İkinci oturum öğle yemeği
13:30 Eşlerarası yastık savaşı turnuvası
14:00 Dans kursları açılışı
14:00 Çocukların beceri yarışmaları
14:00 En kıllı göğüslü erkek yarışması
14:00 Briç turnuvası
14:00 Calypso müzik partisi
14:30 Kaptan köşkü turu
14:30 Makine dairesi turu
15:00 Çocuk oyunları
15:00 Eşinizi tanıyor musunuz? ödüllü bilgi yarışması
15:00 Gemi mutfağında yemek dersleri ve yiyecek süsleme kursu
15:00 Ödüllü tombala partisi
16:00 Ertesi gün uğranacak ada hakkında konferans
16:45 Akşamüstü çay ve kahve ikramı
16:45 Güverte partisi açılışı
17:00 Çocuk klubü özel aktiviteler
18:00 Akşam yemeği birinci oturum
18:00 Gündüz çocuk klubü kapanıyor
19:00 Akşam çocuk klubü açılışı
19:15 Akşam yemeği ikinci oturum
20:00 Ödüllü bingo ve tombala
20:00 Güverte partisi ikinci bölüm
20:00 Akşam yemeği üçüncü oturum
20:30 Showtime gösteri
21:30 Canlı müzik eşliğinde parti
21:30 Rock gecesi
21:30 Piano bar açılışı
21:45 Nostalji müzikleri ve danslar
22:00 Dev tombala yarışması
22:00 Dans klubü açılışı
22:00 Çocuklar için pijama partisi
22:30 Küçüklere masallar
00:00 Geceyarısı özel show
00:00 Geceyarısı büfesi açılışı
00:30 Standup komedi gösterileri
00:30 Geceyarısı makarna partisi
01:30 Mini büfe açılışı
02:00 Pizza partisi
Boğazlar Sorunu
Gemideki yeme içme detaylarına bir göz atalım. Artık yabancısı olmadığımız
"uccundan accık All Inclusive" uygulaması burada da geçerli.
Gemide paranın pek geçmediğini
söylemiştim, birçok şey kartla hallediliyor. Buna Casino dahil değil,
isteyen kartla chip alabiliyor, isteyen direk para koyabiliyor.
Gemi içi alışverişleri de aynı şekilde.
Yeme ve içme konusunda, para
ödenen yerler ise; içkiler, içecekler, pastanedeki çay, kahve ve
tatlılar. Bunun dışında, herşey ücretsiz. Oda servisinden dahi ücretsiz
yiyecek isteyebilir veya kahvaltınızı odanızda edebilirsiniz. Ama
bu tür servislere her zaman iyi bir bahşiş eşlik etmeli.
Aslında, gemide, "aç
kaldım, yiyecek birşey bulamadım" diyeni dövmek lazım. 24 saat
boyunca ücretsiz yemek mevcut. Sabahın köründe erken kalkanlar için
(early risers) hafif kahvaltı, daha sonra iki oturumlu asıl kahvaltı,
öğleye doğru geç kahvaltı, iki oturum halinde öğle yemeği, öğleden
sonra sosis ve hamburger barbeküleri, akşama doğru hafif pastalar
ve abur cubur büfeleri, iki - üç oturum halinde akşam yemeği, daha
sonra geceyarısı büfesi ve nihayet, sabaha kadar açık olan pizzacı.
Öğle ve akşam yemekleri, daha önceden belirlenmiş salonlarda, önceden
belirlenmiş masalarda, gemisine göre birkaç oturum halinde veriliyor.
Öğle yemeklerine, genelde adaya yanaşılmış ise herkes adada olduğundan,
diğer günlerde de havuz başında veya güvertede birşeyler atıştırıldığı
için, pek rağbet olmuyor. Akşam yemeğinde ilk oturum gemisine göre
18:00 civarında başlıyor. Şüphesiz, bu oturumu, başta biz Türk Milleti
olmak üzere, İtalyan, Fransız, İspanyol gibi, Akdeniz kanı taşıyanlara
ve yemeği geç alanlara kabul ettirmek imkansız. Zaman zaman, 20:00'de
başlayan ikinci oturum bile erken gelebiliyor insana. Ama yemekler
gerçekten mükemmel. En az beş servis (giriş, salata, ara sıcak,
ana yemek, tatlı veya meyve) ve her servis için 3-4 seçenek mevcut.
Garsonunuz sizi birkaç günde tanıyarak, neyi sevip sevmediğinize
göre çok isabetli tahminler yapabiliyor. Masa komisi ise, servislerin
toplanması, su bardaklarımızın her an buz gibi su ile dolu olması
ve ekmeksever bir ırk olduğumuzdan, ne kadar ekmek yediğimize inanamayan
gözlerle ekmekliğimizin devamlı doldurulmasından sorumlu. Bu yemeklere,
muhteşem (ve pahalı olmayan) şaraplar da eşlik ediyor. Hiçbir zaman
uzman olduğumu söyleyemesem de, şarap konusundaki ağız tadım iyi
olduğundan, gemilerdeki California, Alman Riesling, İtalyan Ecco
Domani ve Avustralya şaraplarını özellikle tavsiye ediyorum. Ahh,
bir "Shiraz" olsa da içsek.
Büyük gemilerde, iyi bir
pozisyon sayılan garsonluk, şef garsonluk, Maitre d'Hotel ve hatta
Restaurant şeflerinin bazılarının Türk olması bizi gururlandırıyor.
Zira bu pozisyonlar, gerçekten el emeği ve göz nuru ile kazanılan
yerler. Gemide de Türk grubu olunca, bu arkladaşların elinden hizmet
almak çok daha kolay ve zevkli oluyor. Unutmadan söyleyelim, personel
arasında, neredeyse her milletten birileri mevcut. Birkaç ay önceki
son gezimde, gemi ile ilgili bilgilerde, 120 değişik milliyetten
çalışan olduğu ilan edilmişti.
Yine merak edilen bir konuyu
açıklayalım, gemi personeli ile yolcular arasında hissi ilişkiler
kesinlikle yasak. Normalde kamaraların olduğu bölümlerde işi olmayan
bir personelin o civarda dolaşması, herhangi bir şekilde yolcularla
gönül ilişkisine girmesi durumunda, kesinlikle işine son veriliyor
ve ilk adada indiriliyor.
Akşam yemeklerinde şort,
mayo yasak. Genelde birkaç akşam "casual dresscode" dedikleri
rahat giysiler, bazı akşamlar biraz daha derli toplu "smart
casual", Gemi Kaptanı'nın restaurant'a şeref verdiği akşamlarda,
özel gecelerde veya gala gecesinde ise, resmi kıyafet isteniyor.
Servisler çok kaliteli, hızlı, restaurantlar temiz ve havadar. Hemen
sorunuzu yanıtlayalım, hayır, sigara içilmiyor. Gemide, açıkhava
ve bazı bölümler hariç hiçbir yerde sigaraya izin yok.
Spor
Spor yapmak isteyenler için her olanak var. Tenis'ten golf'e, powerwalk
tabir edilen yürüyüş seanslarından masa tenisine kadar. Bu arada,
gençlik yıllarımda profesyonel olarak uğraştığım Masa Tenisi sayesinde,
gemilerden aldığım birkaç adet kupam mevcuttur, belirteyim.
Bunun dışında, fitness center,
sauna ve bazıları ücretli olmak üzere özel kürler, spor kompleksinde
herkesin hizmetinde.
Bekarlar Partisi
Gemilerde, heyecanla beklenen bir diğer program ise, gezinin başında
yapılan "Bekarlar Partisi". 13-14 yaşından büyük kız -
erkek her bekar, bu partiye davetli. Zaman zaman evliler de "şöyle
bir bakmadan" geçmiyor değil, şüphesiz. Amaç, daha yolculuğun
başında, yolcuların tanışmasını(!) sağlamak.
Genelde gemilerin diskolarında
yapılan bu parti, akşam yemeklerinden sonra başlıyor. Hip-hop, Trance
tarzı müzikler, orta yaşlı ve yaşlı bekarlara pek barınma fırsatı
vermiyor. İçkilerin su gibi aktığı bu danslı eğlence sonunda, birçok
genç, gezi boyunca sürecek arkadaşlıklar kurabiliyorlar.
Bir tarihte, Hollanda Antilleri'ne
yaptığımız bir gezide, bekar bir arkadaşımız, bu partide, her tarafından
elmaslar altınlar dökülen, orta yaşlı, "çan kulesi yıkılmış
ama narteksi yerinde" bir kiliseyi andıran sarışın bir hanımla
tanışma mutluluğuna erişmişti. Türkiye'ye gelse, sırf üzerindekilerin
çokluğundan toplu mücevher kaçakçılığı ile suçlanabilecek bu hanım,
eş olarak yağız bir Türk evladını seçmişti. Daha da ilginci, parti
sonrası yukarı havuz başına çıktıklarında, tüm ekip, hanımefendiyi
çepeçevre sarmış ve "uzaydan gelmiş biri" edası ile uzun
uzun incelemişlerdi.
Arkadaşımızla arasında yaşanan
"tek" gecede neler olduğunu ya da olmadığını bilmiyoruz.
Bildiğimiz birşey var ki, Curacao'ya yanaştığımız o gecenin sabahında
hanımefendi ortadan kaybolmuştu.
Bizler suçlayıcı gözlerle
kendisine bakıp, Stephen King'i aratmayacak senaryolar kurarken,
arkadaşımız, kalan son üç gününü, geminin toplam 12 katını, aralıksız
olarak yukarıdan aşağıya gezmekle ve bir gecelik aşkını aramakla
geçirmişti.
Daha da kötüsü, hayal meyal
hatırladığı kamarasına gidip kapıyı tıklattığında, kapıyı, iriyarı,
"kamaşullah kalibresinde" bir Puerto Rico'lu açmıştı…
Biz arkadaşımızı nerede görsek, bazen kıç tarafındaki havuza, bazen
en alt kattaki revire "oradaydı" diye gönderiyorduk. Olay
bir muamma olarak kaldı. Ben de dönerken, o hanımefendinin "muhtemelen"
ortadan kaybolmadığını, çoğu kimse bilmese de, geziler haftalık
olsa da, gemi ile sadece bir adadan diğerine de gidilebileceğini,
dolayısı ile bir ya da birkaç gecelik yolcuların da gemilerde bulunduğunu
kendisine turun sonunda söyledim, içi biraz rahatladı.
Havuzbaşı Eğlenceleri
Gemi animatörleri, özellikle, "Fun Day At Sea" denilen,
tüm günün denizde geçtiği zamanlarda, havuzbaşı eğlenceleri düzenliyorlar.
Bunlar beceri yarışlarından, çiftlerin eş değiştirdikleri (aklınıza
kötülük gelmesin) spor turnuvalarına kadar birçok farklı aktiviteyi
kapsayabiliyor. Bazen, bizim de zorlamamızla, "Teşhircilik
yapmam abi" diye direniş gösterseler de, bazı misafirlerimizi,
"en kıllı erkek" yarışmalarına sokuyoruz. Genelde, gemide
bir başka Türk grubu da olunca, ilk üç sırayı kimseye kaptırmıyoruz.
Beceri dallarında ise"one
out of three" (üçün biri) ve "kol saati" gibi "özel
ödüller" ile yetiniyoruz. Veya, üç takımın katıldığı spor yarışmalarında,
şerefli bir "bronz madalya" sahibi olabiliyoruz.
Adalarda Yaşam
Gemiler genelde adalara sabahın erken saatlerinde yanaşıyor. Eğer
ayakta iseniz, gerçekten müthiş bir manzara var. Gemilerin iskeleye
yanaşma manevralarını ve bağlanmalarını seyretmek ayrı bir zevk.
Bazen, yanaşılan adanın iskele büyüklüğü veya liman derinliği yeterli
değilse, gemiler açıkta demirliyorlar. Buna "tendering"
deniyor ve "tender boat"lar ile, gemiden karaya düzenli
seferler yapılıyor.
Herneyse, gemi karaya yanaştıktan
sonra, yaklaşık bir saat kadar "customs clearance" işlemleri
sürüyor. Bu süre boyunca, kimse gemiden çıkamayacağı için, herkes
sakince ada manzarasına nazır bir şekilde kahvaltı yapıyor. İşlemlerin
bitişi ile, karaya çıkış izni gemi içinde anons ediliyor. Gemiden
çıkarken, gemi kartı ve yanında ikinci bir kimlik almak şart.
Aslında, bir adadan en iyi
şekilde yararlanmak için önceden hazırlanmak gerekiyor. Bunun çözümü
de, geziye gelmeden önce yapacağınız araştırmalar, gemide çıkan
günlük gazeteler, varışların birer gün öncesinde yapılan konferanslar
ve kamara televizyonlarında verilen bilgiler.
İnildiği anda, kılıç kalkan
ekipleri ve seyyar satıcılar karşılamıyor insanı. Her adada düzen
hakim. Mağazalar, telefon merkezleri bir yerde, ada turu yapacak
olan yarı açık kamyonetler ve taksiler başka yerde. Üç beş kuruş
pazarlık yapılsa da, fiyatlar genelde aynı ve herkes sakin bir şekilde
sırasını bekliyor.
Düşünün ki, bazen yarımşar
saat ara ile, iki üç geminin yanaştığı oluyor. İzinli olarak inen
personeli de sayarsanız, adamnın nüfusu birdenbire onbin kişi artıveriyor.
Bu bolluktan da herkes payını alıyor.
Gemiler limanda iken, yemek
servisleri seyrekleştirilmese de, kalanların sayısına göre ayarlama
yapılıyor, aktiviteler azaltılıyor ve yasalara göre casino kapatılıyor.
Dönüşte ise, kalkış saatinden yarım saat önce gemide olmak lazım,
çünkü kalkmadan yirmi dakika önce de tüm kapılar kapanıyor. Herhangi
bir yoklama, arama tarama yapılmadığı için, kalan kalıyor. Daha
sonra, uçak ile mi yetişilir, başka gemi ile "ücreti mukabili"
Miami'ye mi dönülür, siz düşünün. Bunun bir tek istisnası var, eğer
gemiden satın alınmış turların biri (dolayısı ile buna katılmış
30-40 kişi) gecikmiş ise, gemide aniden bir teknik arıza çıkıveriyor
(!) ve her nasılsa, bu gecikmiş grubun da gemiye varışı ile arıza
gideriliveriyor.
Gemiler genelde öğleden sonra
veya akşama doğru demir aldıklarından, sabahın bir iki saatini adayı
gezmek veya gezi yapan bir turdan faydalanmak için ayırmak en akıllıcası.
Ada ne kadar küçük olursa olsun, sağını solunu, tepesini kayasını
görmek lazım. Daha sonra, biraz "downtown" adı verilen
ada merkezinde turlamak, ve sonra bir öğle yemeği yemek genelde
uygun. Kalan zamanı da, adalardaki plajlarda geçirebilmek mümkün.
Hatta, benim gibi su sporlarına
meraklı iseniz ve denizi tanıyor, rüzgarı okuyabiliyorsanız, fazla
zorlanmadan, tek başınıza bir katamaran kiralayarak, size verilen
navigasyona uymak şartı ile, saatlerce yelken yapmanız mümkün.
Her adada muhteşem
kalıntılar ve derin bir tarih bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir.
Özellikle bizim gibi bir ülkeden gelenler için herşey daha da zor.
Ama en iyisi, bu durumu kabullenmek ve rehberin heyecanla anlattıklarını
dinlemek. Bazen iki kaktüs ağacı çok önemli oluyor, bazen altında
dalgalar patlayan uyduruk bir kaya… Ya da, en eski tarihleri olarak,
ikiyüz sene önceki sömürgecilerden Sir Bilmemkim ile Madam Whoknows'un
küçücük kulübesini gösterebiliyorlar. Birkaç sene önceki kasırgada
devrilmiş ağaçlar ve yıkılmış evler de hemen turistik bir nokta
oluveriyor.
|