Biggshop
 Ana Sayfa | Turlar | Oteller | Mavi Yolculuk | Uçak Biletleri | Oto Kiralama | Boğaz Tekneleri
Ö Z G E   E R S U

Ağustos'ta Nerede?
Almanya Frankfurt
Zürih, Cenevre
Paris, Nice
Özge Ersu Kimdir ?
Soru Sorun!..
Anılar & Yazılar
 
ANILAR & YAZILAR
 
  Sevgililer İçin Alfabetik Romantizm Rehberi >>
  LOVE Boat >>
  Küba >>
  BUZ OTEL : Kutupta Tatil Keyfi (Mizah) >>
  REŞAT AMCA / 1992 Roma'lı Büyük Avrupa Turu >>
  SLOVENYA EKSPRESİ (Gerilim - Polisiye) >>
LOVE Boat


Günlük Program
Denizde geçen bir günün programını sizlere aktarmak istiyorum, böylece gemi içi aktiviteler daha iyi anlaşılacaktır. Görüldüğü üzere, neredeyse her an her yerde bir eğlence var ve hepsine katılmak olanaksız.

06:30 Güvertede çay ve kahve ikramı
07:00 Spor kompleksi bölümünde spa ve jimnastik salonu açılışı
07:45 Birinci oturum kahvaltı açılışı
08:00 Havuzbaşı hafif kahvaltı açılışı
08:00 Casino slot makineleri açılışı
88:00 Aerobik Kursu
09:00 İkinci oturum kahvaltı açılışı
09:00 Minigolf ve voleybol çalışmaları
09:00 Çocuk oyunları ve çocuk klubü açılışı
09:30 Kütüphane açılışı
10:00 Masa tenisi turnuvası eleme turları
10:00 Casino'nun tamamiyle açılışı
10:30 Fotoğraf galerisi açılışı
10:30 Çay ve kahve servisi
11:00 Sembolik at yarışları ve bahis oyunları
12:00 Salata barı açılışı
12:00 Havuz güvertesinde açık büfe açılışı
12:00 Öğle yemeği birinci oturumu
12:00 Çocuk klubü özel programı
12:15 Dondurma ikramı
13:00 Havuzbaşı beceri yarışmaları
13:00 Buz heykeltraşları gösterisi
13:00 Casino'da ödüllü slot makineleri turnuvası
13:30 İkinci oturum öğle yemeği
13:30 Eşlerarası yastık savaşı turnuvası
14:00 Dans kursları açılışı
14:00 Çocukların beceri yarışmaları
14:00 En kıllı göğüslü erkek yarışması
14:00 Briç turnuvası
14:00 Calypso müzik partisi
14:30 Kaptan köşkü turu
14:30 Makine dairesi turu
15:00 Çocuk oyunları
15:00 Eşinizi tanıyor musunuz? ödüllü bilgi yarışması
15:00 Gemi mutfağında yemek dersleri ve yiyecek süsleme kursu
15:00 Ödüllü tombala partisi
16:00 Ertesi gün uğranacak ada hakkında konferans
16:45 Akşamüstü çay ve kahve ikramı
16:45 Güverte partisi açılışı
17:00 Çocuk klubü özel aktiviteler
18:00 Akşam yemeği birinci oturum
18:00 Gündüz çocuk klubü kapanıyor
19:00 Akşam çocuk klubü açılışı
19:15 Akşam yemeği ikinci oturum
20:00 Ödüllü bingo ve tombala
20:00 Güverte partisi ikinci bölüm
20:00 Akşam yemeği üçüncü oturum
20:30 Showtime gösteri
21:30 Canlı müzik eşliğinde parti
21:30 Rock gecesi
21:30 Piano bar açılışı
21:45 Nostalji müzikleri ve danslar
22:00 Dev tombala yarışması
22:00 Dans klubü açılışı
22:00 Çocuklar için pijama partisi
22:30 Küçüklere masallar
00:00 Geceyarısı özel show
00:00 Geceyarısı büfesi açılışı
00:30 Standup komedi gösterileri
00:30 Geceyarısı makarna partisi
01:30 Mini büfe açılışı
02:00 Pizza partisi

Boğazlar Sorunu
Gemideki yeme içme detaylarına bir göz atalım. Artık yabancısı olmadığımız "uccundan accık All Inclusive" uygulaması burada da geçerli.

Gemide paranın pek geçmediğini söylemiştim, birçok şey kartla hallediliyor. Buna Casino dahil değil, isteyen kartla chip alabiliyor, isteyen direk para koyabiliyor. Gemi içi alışverişleri de aynı şekilde.

Yeme ve içme konusunda, para ödenen yerler ise; içkiler, içecekler, pastanedeki çay, kahve ve tatlılar. Bunun dışında, herşey ücretsiz. Oda servisinden dahi ücretsiz yiyecek isteyebilir veya kahvaltınızı odanızda edebilirsiniz. Ama bu tür servislere her zaman iyi bir bahşiş eşlik etmeli.

Aslında, gemide, "aç kaldım, yiyecek birşey bulamadım" diyeni dövmek lazım. 24 saat boyunca ücretsiz yemek mevcut. Sabahın köründe erken kalkanlar için (early risers) hafif kahvaltı, daha sonra iki oturumlu asıl kahvaltı, öğleye doğru geç kahvaltı, iki oturum halinde öğle yemeği, öğleden sonra sosis ve hamburger barbeküleri, akşama doğru hafif pastalar ve abur cubur büfeleri, iki - üç oturum halinde akşam yemeği, daha sonra geceyarısı büfesi ve nihayet, sabaha kadar açık olan pizzacı. Öğle ve akşam yemekleri, daha önceden belirlenmiş salonlarda, önceden belirlenmiş masalarda, gemisine göre birkaç oturum halinde veriliyor. Öğle yemeklerine, genelde adaya yanaşılmış ise herkes adada olduğundan, diğer günlerde de havuz başında veya güvertede birşeyler atıştırıldığı için, pek rağbet olmuyor. Akşam yemeğinde ilk oturum gemisine göre 18:00 civarında başlıyor. Şüphesiz, bu oturumu, başta biz Türk Milleti olmak üzere, İtalyan, Fransız, İspanyol gibi, Akdeniz kanı taşıyanlara ve yemeği geç alanlara kabul ettirmek imkansız. Zaman zaman, 20:00'de başlayan ikinci oturum bile erken gelebiliyor insana. Ama yemekler gerçekten mükemmel. En az beş servis (giriş, salata, ara sıcak, ana yemek, tatlı veya meyve) ve her servis için 3-4 seçenek mevcut. Garsonunuz sizi birkaç günde tanıyarak, neyi sevip sevmediğinize göre çok isabetli tahminler yapabiliyor. Masa komisi ise, servislerin toplanması, su bardaklarımızın her an buz gibi su ile dolu olması ve ekmeksever bir ırk olduğumuzdan, ne kadar ekmek yediğimize inanamayan gözlerle ekmekliğimizin devamlı doldurulmasından sorumlu. Bu yemeklere, muhteşem (ve pahalı olmayan) şaraplar da eşlik ediyor. Hiçbir zaman uzman olduğumu söyleyemesem de, şarap konusundaki ağız tadım iyi olduğundan, gemilerdeki California, Alman Riesling, İtalyan Ecco Domani ve Avustralya şaraplarını özellikle tavsiye ediyorum. Ahh, bir "Shiraz" olsa da içsek.

Büyük gemilerde, iyi bir pozisyon sayılan garsonluk, şef garsonluk, Maitre d'Hotel ve hatta Restaurant şeflerinin bazılarının Türk olması bizi gururlandırıyor. Zira bu pozisyonlar, gerçekten el emeği ve göz nuru ile kazanılan yerler. Gemide de Türk grubu olunca, bu arkladaşların elinden hizmet almak çok daha kolay ve zevkli oluyor. Unutmadan söyleyelim, personel arasında, neredeyse her milletten birileri mevcut. Birkaç ay önceki son gezimde, gemi ile ilgili bilgilerde, 120 değişik milliyetten çalışan olduğu ilan edilmişti.

Yine merak edilen bir konuyu açıklayalım, gemi personeli ile yolcular arasında hissi ilişkiler kesinlikle yasak. Normalde kamaraların olduğu bölümlerde işi olmayan bir personelin o civarda dolaşması, herhangi bir şekilde yolcularla gönül ilişkisine girmesi durumunda, kesinlikle işine son veriliyor ve ilk adada indiriliyor.

Akşam yemeklerinde şort, mayo yasak. Genelde birkaç akşam "casual dresscode" dedikleri rahat giysiler, bazı akşamlar biraz daha derli toplu "smart casual", Gemi Kaptanı'nın restaurant'a şeref verdiği akşamlarda, özel gecelerde veya gala gecesinde ise, resmi kıyafet isteniyor. Servisler çok kaliteli, hızlı, restaurantlar temiz ve havadar. Hemen sorunuzu yanıtlayalım, hayır, sigara içilmiyor. Gemide, açıkhava ve bazı bölümler hariç hiçbir yerde sigaraya izin yok.

Spor
Spor yapmak isteyenler için her olanak var. Tenis'ten golf'e, powerwalk tabir edilen yürüyüş seanslarından masa tenisine kadar. Bu arada, gençlik yıllarımda profesyonel olarak uğraştığım Masa Tenisi sayesinde, gemilerden aldığım birkaç adet kupam mevcuttur, belirteyim.

Bunun dışında, fitness center, sauna ve bazıları ücretli olmak üzere özel kürler, spor kompleksinde herkesin hizmetinde.

Bekarlar Partisi
Gemilerde, heyecanla beklenen bir diğer program ise, gezinin başında yapılan "Bekarlar Partisi". 13-14 yaşından büyük kız - erkek her bekar, bu partiye davetli. Zaman zaman evliler de "şöyle bir bakmadan" geçmiyor değil, şüphesiz. Amaç, daha yolculuğun başında, yolcuların tanışmasını(!) sağlamak.

Genelde gemilerin diskolarında yapılan bu parti, akşam yemeklerinden sonra başlıyor. Hip-hop, Trance tarzı müzikler, orta yaşlı ve yaşlı bekarlara pek barınma fırsatı vermiyor. İçkilerin su gibi aktığı bu danslı eğlence sonunda, birçok genç, gezi boyunca sürecek arkadaşlıklar kurabiliyorlar.

Bir tarihte, Hollanda Antilleri'ne yaptığımız bir gezide, bekar bir arkadaşımız, bu partide, her tarafından elmaslar altınlar dökülen, orta yaşlı, "çan kulesi yıkılmış ama narteksi yerinde" bir kiliseyi andıran sarışın bir hanımla tanışma mutluluğuna erişmişti. Türkiye'ye gelse, sırf üzerindekilerin çokluğundan toplu mücevher kaçakçılığı ile suçlanabilecek bu hanım, eş olarak yağız bir Türk evladını seçmişti. Daha da ilginci, parti sonrası yukarı havuz başına çıktıklarında, tüm ekip, hanımefendiyi çepeçevre sarmış ve "uzaydan gelmiş biri" edası ile uzun uzun incelemişlerdi.

Arkadaşımızla arasında yaşanan "tek" gecede neler olduğunu ya da olmadığını bilmiyoruz. Bildiğimiz birşey var ki, Curacao'ya yanaştığımız o gecenin sabahında hanımefendi ortadan kaybolmuştu.

Bizler suçlayıcı gözlerle kendisine bakıp, Stephen King'i aratmayacak senaryolar kurarken, arkadaşımız, kalan son üç gününü, geminin toplam 12 katını, aralıksız olarak yukarıdan aşağıya gezmekle ve bir gecelik aşkını aramakla geçirmişti.

Daha da kötüsü, hayal meyal hatırladığı kamarasına gidip kapıyı tıklattığında, kapıyı, iriyarı, "kamaşullah kalibresinde" bir Puerto Rico'lu açmıştı… Biz arkadaşımızı nerede görsek, bazen kıç tarafındaki havuza, bazen en alt kattaki revire "oradaydı" diye gönderiyorduk. Olay bir muamma olarak kaldı. Ben de dönerken, o hanımefendinin "muhtemelen" ortadan kaybolmadığını, çoğu kimse bilmese de, geziler haftalık olsa da, gemi ile sadece bir adadan diğerine de gidilebileceğini, dolayısı ile bir ya da birkaç gecelik yolcuların da gemilerde bulunduğunu kendisine turun sonunda söyledim, içi biraz rahatladı.

Havuzbaşı Eğlenceleri
Gemi animatörleri, özellikle, "Fun Day At Sea" denilen, tüm günün denizde geçtiği zamanlarda, havuzbaşı eğlenceleri düzenliyorlar. Bunlar beceri yarışlarından, çiftlerin eş değiştirdikleri (aklınıza kötülük gelmesin) spor turnuvalarına kadar birçok farklı aktiviteyi kapsayabiliyor. Bazen, bizim de zorlamamızla, "Teşhircilik yapmam abi" diye direniş gösterseler de, bazı misafirlerimizi, "en kıllı erkek" yarışmalarına sokuyoruz. Genelde, gemide bir başka Türk grubu da olunca, ilk üç sırayı kimseye kaptırmıyoruz.

Beceri dallarında ise"one out of three" (üçün biri) ve "kol saati" gibi "özel ödüller" ile yetiniyoruz. Veya, üç takımın katıldığı spor yarışmalarında, şerefli bir "bronz madalya" sahibi olabiliyoruz.


Adalarda Yaşam
Gemiler genelde adalara sabahın erken saatlerinde yanaşıyor. Eğer ayakta iseniz, gerçekten müthiş bir manzara var. Gemilerin iskeleye yanaşma manevralarını ve bağlanmalarını seyretmek ayrı bir zevk. Bazen, yanaşılan adanın iskele büyüklüğü veya liman derinliği yeterli değilse, gemiler açıkta demirliyorlar. Buna "tendering" deniyor ve "tender boat"lar ile, gemiden karaya düzenli seferler yapılıyor.

Herneyse, gemi karaya yanaştıktan sonra, yaklaşık bir saat kadar "customs clearance" işlemleri sürüyor. Bu süre boyunca, kimse gemiden çıkamayacağı için, herkes sakince ada manzarasına nazır bir şekilde kahvaltı yapıyor. İşlemlerin bitişi ile, karaya çıkış izni gemi içinde anons ediliyor. Gemiden çıkarken, gemi kartı ve yanında ikinci bir kimlik almak şart.

Aslında, bir adadan en iyi şekilde yararlanmak için önceden hazırlanmak gerekiyor. Bunun çözümü de, geziye gelmeden önce yapacağınız araştırmalar, gemide çıkan günlük gazeteler, varışların birer gün öncesinde yapılan konferanslar ve kamara televizyonlarında verilen bilgiler.

İnildiği anda, kılıç kalkan ekipleri ve seyyar satıcılar karşılamıyor insanı. Her adada düzen hakim. Mağazalar, telefon merkezleri bir yerde, ada turu yapacak olan yarı açık kamyonetler ve taksiler başka yerde. Üç beş kuruş pazarlık yapılsa da, fiyatlar genelde aynı ve herkes sakin bir şekilde sırasını bekliyor.

Düşünün ki, bazen yarımşar saat ara ile, iki üç geminin yanaştığı oluyor. İzinli olarak inen personeli de sayarsanız, adamnın nüfusu birdenbire onbin kişi artıveriyor. Bu bolluktan da herkes payını alıyor.

Gemiler limanda iken, yemek servisleri seyrekleştirilmese de, kalanların sayısına göre ayarlama yapılıyor, aktiviteler azaltılıyor ve yasalara göre casino kapatılıyor. Dönüşte ise, kalkış saatinden yarım saat önce gemide olmak lazım, çünkü kalkmadan yirmi dakika önce de tüm kapılar kapanıyor. Herhangi bir yoklama, arama tarama yapılmadığı için, kalan kalıyor. Daha sonra, uçak ile mi yetişilir, başka gemi ile "ücreti mukabili" Miami'ye mi dönülür, siz düşünün. Bunun bir tek istisnası var, eğer gemiden satın alınmış turların biri (dolayısı ile buna katılmış 30-40 kişi) gecikmiş ise, gemide aniden bir teknik arıza çıkıveriyor (!) ve her nasılsa, bu gecikmiş grubun da gemiye varışı ile arıza gideriliveriyor.

Gemiler genelde öğleden sonra veya akşama doğru demir aldıklarından, sabahın bir iki saatini adayı gezmek veya gezi yapan bir turdan faydalanmak için ayırmak en akıllıcası. Ada ne kadar küçük olursa olsun, sağını solunu, tepesini kayasını görmek lazım. Daha sonra, biraz "downtown" adı verilen ada merkezinde turlamak, ve sonra bir öğle yemeği yemek genelde uygun. Kalan zamanı da, adalardaki plajlarda geçirebilmek mümkün.

Hatta, benim gibi su sporlarına meraklı iseniz ve denizi tanıyor, rüzgarı okuyabiliyorsanız, fazla zorlanmadan, tek başınıza bir katamaran kiralayarak, size verilen navigasyona uymak şartı ile, saatlerce yelken yapmanız mümkün.

Her adada muhteşem kalıntılar ve derin bir tarih bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Özellikle bizim gibi bir ülkeden gelenler için herşey daha da zor. Ama en iyisi, bu durumu kabullenmek ve rehberin heyecanla anlattıklarını dinlemek. Bazen iki kaktüs ağacı çok önemli oluyor, bazen altında dalgalar patlayan uyduruk bir kaya… Ya da, en eski tarihleri olarak, ikiyüz sene önceki sömürgecilerden Sir Bilmemkim ile Madam Whoknows'un küçücük kulübesini gösterebiliyorlar. Birkaç sene önceki kasırgada devrilmiş ağaçlar ve yıkılmış evler de hemen turistik bir nokta oluveriyor.



ersu@biggtravel.com


"Makaleler" bölümüne sizde katkıda bulunmak isterseniz, lütfen " travel@bigglook.com adresine e-mail gönderiniz.