Ana Sayfa | Turlar | Oteller | Mavi Yolculuk | Uçak Biletleri | Oto Kiralama | Boğaz Tekneleri
 
   
I S T A N B U L' U N  T A R I H I
M.S. 324 - 395

 

CONSTANTINAPOLIS

Constantinus yeni bir şehir olarak Bizans'ta karar kılar M.S.324 yılında
şehrin imarına başlar ve 11 Mayıs 330 yılında büyük bir törenle şehri çar.
Constantinus'un yeni kurduğu bu başkente İkinci Roma veya Yeni Roma dendiği yazılardan anlaşılmaktadır.Daha sonra ise buraya Constantinapolis denmiştir.
Halk ise sadece Polis(şehir) olarak adlandırmıştır.


Constantinus

Constantinus'un (I.Constantinus) kurduğu şehrin kara tarafı suru hiçbir iz bırakmaksızın ortadan kaybolmuştur. Bu sur duvarının nereden başlayıp, nereden geçerek Marmara kıyılarına, nerede kıyı surları ile bağlandığı bilinmemektedir.

İmparator Constantinus şehrin hemen hemen ortasında kendi adına , etrafı revaklar (portikus) ile çevrili oval biçimde bir forum yani meydan yaptırmış ve bunun ortasında üzerinde kendi heykeli olan porfirden büyük bir anıt diktirmişti.Hıristiyanlığın kurtarıcısı olarak kabul edilen hatta azizler arasına giren Constantinus, iki taraflı politikasının bir belirtisi olarak bu heykeli de Güneş Apollon (Apollon Helios) olarak tasvir etmişti. Heykel daha henüz Erken Bizans çağında devrilmiş, anıtın kendisi ise yangınlardan çatlamış ve kararmış olarak, Türk devrinde onu ayakta tutmak için kaidesine eklenen taştan örme bir desteğin ve gövdesine sarılan demir çemberlerin yardımıyla günümüze kadar Çemberlitaş adıyla gelmiştir.

Constantinus, Hipodrom ile Marmara kıyısı arasındaki sahada Büyüksaray'ın inşasına da girişmiş, ayrıca Hippodrom'u tamamlatmıştı. Araba yarışlarının yapıldığı bu meydanın ortasında uzanan Spina denilen ayırma setinin üzerine birçok önemli ve değerli anıt yerleştirilmişti.

Bunların aralarında birleşmiş Yunan sitelerinin M.Ö. 479'da Plateia 'da Perslere karşı kazandıkları zaferin şükran borcu olarak Dephi'de Apollon mabedi önünde diktikleri birbirine sarılmış üç yılandan meydana gelen tunç anıt Burmalı direk (Yılanlı Sütun) adıyla hala durmakta. Yılanların 17. yüzyılda kopan kafalarından sadece biri şimdi İstanbul Arkeoloji Müzesi'ndedir. Mısır'da Karnak'da III.Tutmosis adına dikilmiş olan büyük pembe granit Obelisk 'de Constantinus zamanında getirilmesine rağmen teknik güçlükler yüzünden I.Theodosius tarafından şimdiki yerine dikilmiştir.

M.Ö.4.-3. yüzyıllara ait bir Antik Çağ eseri olan altın yaldızlı tunçtan dört at heykeli de Hippodrom'a konulmuştur.Bu heykeller şehrin 1204 yılında Latinler tarafından işgalinde Venedikliler'in ganimeti olmuş ve Venedik'e götürülmüştür.1797'de Napoleon tarafından Paris'e taşınmış ve 1815'de Venedik'e geri verilerek San Marco Kilisesi cephesine yerleştirilmiştir.

Topkapı Sarayı avlusunda bulunan iki heykel kaidesi de muhtemelen Hippodrom'un bir yerini süsleyen araba yarışçısı olarak büyük üne sahip Porphyrios'a ait heykellerin kaideleridir. Hippodrom'un Bizans Devri sonlarına doğru harap halde olduğu bilinmektedir: Ucundaki yarım yuvarlak kısmın üstünde yer alan galeri sütunları, 16.yüzyılda Süleymaniye Camii yapılırken buradan götürülerek camide kullanılmıştır..Aynı yerde 17. yüzyıl başlarında Sultan Ahmet Camii'nin bazı ek binaları yapılmıştır.Arazi eğimli olduğundan teras oluşturmak üzere yapılan yarım yuvarlak uç kısım Bizans Devrinde sarnıç haline getirilmiş ve bu gün evler arasında kalmıştır.

Constantinus hem Paganizm'e (çok tanrılı inanış) hem de Hıristiyanlığa hoşgörülü davranmıştır.Sonraki çağların Hıristiyan yazarları Ayasofya, Aya Eirene, Havariler Kilisesi gibi bazı büyük kiliseleri onun yaptırdığını bildirilerse de gerçekte bu büyük basililikalar ancak ondan sonraki İmparatorlar tarafından yaptırılmış veya tamamlatılmıştır.

Mese denilen ana cadde, yeni surların esas kapısına kadar uzanmış ; buradan itibaren Adriyatik Kıyısına, Draç Limanı'na bağlanmıştır. Via Egnatia adındaki bu önemli kara yolunun başlangıcını belirten Million Anıtı'nın kalıntıları ise Ayasofya'nın karşısındaki köşede hala ayaktadır.

İmparator Constantinus ile göç eden ileri gelen bazı Romalı'lar da Byzantium'un imarına yardımcı olmuşlardır. Bunlardan senato üyesi Philoxenus özel sarayını Mese Caddesi ile Hipodrom arasında yaptırmıştı.Bu sarayın 224 sütunlu büyük sarnıcı Binbirdirek Sarnıcı olarak hala ayakta fakat kuru olarak durur, yakınlarındaki Atiochus ve Lausus Saraylarının kalıntıları ise Adliye binasının yapımında meydana çıkarılmıştır.

II. Julianus

Sonraki İmparatorlar'da büyük kiliseler ve kamu yararına binalar yaptırmışlardır.Hristiyanlığa karşı olan tek idareci İmparator Julianus, 362 yılında Marmara kıyısında kendi adıyla bilinen bir liman yapmaya girişmiş ve bu ancak II.Justinus (565-578) tarafından tamamlanarak karısı Sophia'nın adı verilmişti.Julianus veya Sophia Limanı, Türk Devrin'de de Kadırga Limanı adıyla 16.yüzyıla kadar kullanılmıştır. Bu ad günümüzde de bir semt adı olarak yaşamaktadır.

Valens


İmparator Valens 368-378 yılları arasında , Romalılar'ın çok önem verdikleri, şehirlere akarsu getirme politikasının, muhteşem bir uygulanışı olarak şehrin iki tepesi arasındaki vadiyi aşan bir su kemeri yaptırmıştır. Bozdoğan Kemeri (Valens Kemeri) adını alan bu yapı bütün Türk Devri boyunca da yeni su tesislerine bağlanmak suretiyle şehre hizmetini sürdürmüştür. Valens Kemerinin şehrin ortasına getirdiği su, İstanbul Üniversitesi'nin merkez binası yerinde olduğu sanılan Nymphaeum maximum denilen bir baş çeşmeye veya "maksem"e boşalıyor ve buradan dağılıyordu. Çeşmenin kalıntılarının 16.yüzyıla kadar varolduğu bilinir.

I. Theodosius

İmparator I.Theodosius (379-395) Devri'nde, Hipodrom'a daha önce getirilmiş olan Obelisk oldukça zahmetli çalışmalar sonucunda dikilebilmişti. I.Theodosius'un adını yaşatmak gayesi ile şimdiki Bayazıd'da, uzunluğu 200 m bulan dev bir forum (meydan)'da yapılmıştı. Forum Theodosiacum veya Tauros denilen bu meydanın bir kenarında 386 yılında imparator Theodosius adına yapılmış, Romadaki Marcus Aurelius ve Trajanus anıtlarını taklit eden, dışı spiral biçiminde kabartmalarla süslü büyük bir anıt yükseliyordu. 1509 yılındaki depremde yıkılan bu anıtın bazı kabartmaları o yıllarda inşa edilen Bayazıd Hamamı'nın temelinde kullanılmıştır.

Bir çok heykelle süslü olan bu meydanın ana cadde üzerinde anıt karakterinde bir girişi olması muhtemeldir. İlk kalıntıları 1928 yılında Simkeşhane'nin avlusunda bulunan bu anıt-giriş o sırada üç gözlü bir zafer takı biçiminde olduğu sanılmış, 1956'da Simkeşhane'nin büyük bir kısmı yıkılıp, cadde genişletildiğinde anıtın bir çok mimari parçası
da yeniden ortaya çıkmıştır.

I.Theodosius tarafından Marmara kıyılarında şehrin en büyük limanı olan Eleutherius Limanı veya Portus Thedosiacus'da aynı dönemde yapılmıştır. Dışardan gelerek şehrin ortasından akan Lycus-Lykos (Bayrampaşa) Deresi'de buradan denize dökülüyordu. Sonraları içi dolarak Langa Bostanları olan bu liman, gemilerle gelen buğdayın boşaltıldığı yerdi ve yakınında iki büyük buğday ambarı bulunuyordu.

Batı'daki Roma'nın günden güne sönmesine karşılık Yeni Roma inanılmaz bir hızla gelişiyor ve yeni meydanlar, anıtlarla süsleniyordu.













Devam

 
rezanc@yahoo.com
 
"Makaleler" bölümüne sizde katkıda bulunmak isterseniz, lütfen " travel@bigglook.com adresine e-mail gönderiniz.