Biggclub
 Ana Sayfa | Turlar | Oteller | Mavi Yolculuk | Uçak Biletleri | Oto Kiralama | Cruise | Üyelik
T O K Y O
Tokyo
Tokyo
  Oteller
  Alışveriş
  Yiyecek & İçecek
  Eğlence
Genel Bilgiler
  Tarihçe
  Ülke Bilgileri
  Görmeden Dönmeyin
  Ulaşım
  Linkler
  Forum
Dünya Şehirleri
 


 
EĞLENCE & SANAT & KÜLTÜR

Konserler, oyunlar, opera ve bale, yerli danslar, Tokyo'da bulabileceğiniz şeylerden sadece bazıları. Bunlara ek olarak, stand up showlar, kabuki oyunları ve tiyatrolar birkaç seçenek daha. Geceler jazz evlerinin, dans kulüplerinin, restoranların bulunduğu Roppongi, Akasaka ve Aoyama'da hep çok uzundur.

Japonya'da bugün en popüler eğlence yerleri meyhaneler ve karaoke barlarıdır. Genelde arkadaşlar birkaç hafta önceden sözleşir. Önce meyhane ya da restoranda yenip içtildikten sonra karaoke barlara gidilir. Karaoke barlarında birçok özel oda bulunur. İçlerinde bir adet TV ve bu TV'ye bağlı kompleks bir diskçalar sistemi ve oturma yerleri olan bu odalar saat başı para ödenerek kiralanır. Diskçaların içine yüklü olan binlerce şarkıdan biri seçildikten sonra, TV'deki video klip ve altyazılara uygun olarak söylenir. Hemen tüm karaoke barlarının şarkı listesinde, Japonca çoğunlukta olmak üzere, İngilizce, Çince, Korece ve diğer dillerden binlerce şarkı bulunur.

Eğlence denince, Japonya'ya özgü olan Paçinko'yu da unutmamak gerek Kumarhanelerdeki kollu makinelerle, tilt makineleri karışımı bir makine ile oynanır. Makineye nakit para yerine, Paçinko plazalardan alınan küçük bilyeler atılır. Ve tabii ki para değil bilye kazanılır. Daha sonra bilyelerin bazı eşyalarla değiştirilmesi mümkündür.

Yüzlerce yıllık geçmişe sahip Japon festivalleri, bugün de genç-yaşlı herkesin katıldığı eğlencelerdir.

JAPON MÜZİĞİ

Klasik Japon müziği genelde küçük bir çalgı grubu eşliğinde seslendirilir. Kompozisyonlar co-ha-kyu denilen üç kısımdan oluşur. Bunlar başta bir ya da iki sesle giriş, daha sonra seslerin ve diğer çalgıların katılımıyla kompozisyonun geliştiği orta bölüm ve sona doğru akışı iyice hızlanan bitiş bölümü olarak tanımlanabilir. Bu sistem, küçük farklılıklarla (örneğin bazen bitiş bölümünde de aynı giriş gibi seslerin bir yada ikiye indirilmesi) genelde tüm Japon klasik müziğine hakimdir.

Dini Müzik;
Kagura yani Tanrı'nın Müziği, Japonya'nın eski çağlarından bugüne gelen dini olan Şinto'nun müziğidir. Genel olarak tapınaklarda ya da geleneksel festivallerde icra edilir. Şarkılar ve danslar tanrılara olan saygı ve minnet'in ifadesi olmakla beraber, onları eğlendirmek için yapılır. Festivallerde davullar, çıngıraklar ve flütlerden oluşan bir grup tarafından seslendirilir. Dansçılar tapınak içinde ve dışında, arasına tanrılara söylenen şarkılar serpiştirilmiş danslarını sergilerler.

Budist tapınaklarındaki müziğin şarkıları ise Hindu, Çince ve Japonca dillerinin herhangi biriyle söylenir. Müzik belirli aralıklarla duyulan çanlar ve ziller ile birlikte söylenen oldukça süslü şarkılar ve sertbest ritmiyle dikkat çeker. Bazen müziğe flüt, davul ve üç telli bir saz olan Japonya'nın geleneksel çalgısı şamisen eşlik eder.

Modern Japon Müziği;
Mutsuhito 1867 yılında, Meiji adıyla imparator olduğunda, Batı kültürleri Japonya'da yavaş yavaş kabul görmeye; doğal olarak bu kültürlerin etkilerinden nasibini alan Japon müziği de batı formlarında eserler vermeye başladı. Bugün Japonya'da batı standartlarında birinci sınıf orkestralar, opera ve bale toplulukları ve profesyonel müzik ve dans okulları bulunmaktadır. Bununla beraber klasik Japon müziği ve dansları da hala eski popülerliğini korumaktadır. Batı müziğinin Japonya'da profesyonel olarak öğretilmesi, Berlin'de eğitim gören Suzuki Şin-içi'nin önderliğinde başlar. Özellikle çocuklara müzik (özellikle de keman) öğretimi için geliştirdiği metod bugün ABD'deki birçok okulda da kullanılmaktadır. Önde gelen modern Japon bestecilerinden biri olan Takemitsu Toru, Japon enstrümanlarını kullanarak batı tarzında müzikler geliştirmiş ve başarılı sentezler yapmıştır. En ünlü ve önemli eserlerinden olan Requiem for Strings ve November Steps, New York Filarmoni Orkestrası'nın repertuvarında yer almaktadır. Sanatçı ayrıca ABD'li ünlü piyanist Peter Serkin için sayısız eserler bestelemiştir.

Halk Müziği;
Japon halk müziğinin temel yapısı bugün dini festivallerin müziklerinde, işçilerin çalışırken söyledikleri ''iş şarkıları''nda ve danslarda görülür. Maskeli danslar, halk tiyatrosu, ve toplu dans gösterileri gibi halk eğlencelerinin hepsinin içeriğinde müzik vardır. Japonya'nın asıl yerlisi olarak bilinen kuzey Japonya'daki Ainu'ların ayrı bir müzik gelenekleri vardır. Ainu müziği, kuzey Asya kültürü ile bağ kurulabilecek özellikler taşır.

JAPON TİYATROSU;

No Tiyatrosu;
14. Yüzyılda Japon tiyatrosu, gelmiş geçmiş en büyük eserlerinden birini yarattı: No Tiyatrosu. No oyunları, baş karakterin duygularının ve düşüncelerinin bir ifadesi olan ağırbaşlı ve gösterişli dansların eşlik ettiği, Japon edebiyat klasiklerinin şiirsel dille sahneye uyarlanmış hali olarak başlar. No ile birlikte genelde Kyogen denen gülmece oyunları da icra edilir.

No tiyatrosunu gerşek bir sanat haline getirenler, iki oyun yazarı Kanami Kiyotsugu ve oğlu Zeami Motokiyo'dur. 1374 yılında bir Aşikaga şogununun, Zeami'nin performansını izlemesinden sonra No, Aşikaga yönetimi tarafından himaye altına alındı. Zeami, No tiyatrosunu saf ve asil bir sanat haline getirmesine rağmen, onun ölümünden sonra No, yaratıcı ruhunu ve enerjisini kaybederek standart bir tören haline geldi. Bugün sahnelenen birçok No oyunu, bu konudaki en büyük otorite olarak kabul edilen, Zeami'ye aittir. No, 1868 yılındaki Meici devriminden sonraki kısa bir dönem -yasaklanan şogun yönetimiyle bağları bulunduğu gerekçesiyle- ortadan kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Ancak o güne dek oluşan özel izleyici kitlesi ve popülaritesi ile ayakta kalmayı başardı.

Geleneksel bir No tiyatrosu programı, şiir ve müzik eşliğindeki beş adet No oyunu ve müziksiz Kyogen skeçlerinin ard arda icra edilmesinden meydana gelir. No oyunları genelde tanrısal ve ruhani varlıklarla ilgilidir; savaşcıların ruhları, trajik kaderlerine mahkum kadınlar, deliler, şeytanlar... Aktörler genellikle maske kullanırlar. Kostümleri ise gözalıcı renk ve desenleriyle ayrıntılı ve zengin bir işçilige sahiptir.

No oyunu üstü kapalı bir sahnede sergilenir. Sahnenin şekli ve dekoru bütün No tiyatrolarında aynıdır. Oyuncular, üç tane küçük çam agacı dekorunun bulundugu köprü denen bir yoldan sahneye girerler. Sahnenin duvarında büyük bir çam ağacı resmi vardır. Dekorlar izlenimci tarzdadır. Örneğin bina, sandalye yada oyundaki diğer önemli nesneler taslak halinde yer alır. Seyirciler genelde sahne çevresinin iki tarafına, ender olarak da üç tarafına otururlar. Bütün oyuncular erkektir. Kadın karakterler canlandırılırken maskeler kullanılır. No oyunlarında sahnenin bir köşesinde koro bulunur. Oyunda herhangi bir rolü olmayan bu koro sadece danslar sırasında şarkılar söyleyerek oyunculara eşlik eder. Son yıllarda No oyunlarına kadın oyuncular da katılmaya başlamış, ayrıca kadın No toplulukları da kurulmuştur.

Kukla Tiyatrosu ve Kabuki;
15. Yüzyıl'ın sonlarında iki yeni tiyatro türü doğdu: Joruri ya da Bunraku denen Japon kukla tiyatrosu ve Kabuki. Japon kukla tiyatrosu başlıca üç elemandan olusur; kuklalar, oyundaki şarkıları ve kuklaları hem seslendiren hem de oynatan kuklacılar ve Şamisen sanatçıları. Japonya'nın en büyük oyun yazarı olarak kabul edilen Çikamatsu Monzaemon (1653-1724), özellikle kukla tiyatrosu dalında sanat değeri bakımında belki de dünyanın en iyi eserlerini vermistir. Kukla tiyatrosu için 50'nin üzerinde oyun yazan Çikamatsu'nun ünlü eserlerinden biri 1715 yılında yazdığı Kokusenya kassen (Kokusenya Savaşı) adlı oyundur. Kukla tiyatrosu 18. Yüzyıl'da en parlak dönemini yaşadıktan sonra popülaritesini yavaş yavaş Kabuki'ye kaptırmıştır.

Kabuki, kukla tiyatrosu ve No ile birlikte, Japon tiyatro sanatının en gözde üç türünden biridir. Kökleri 17. Yüzyıl'ın başlarına dayanır. Çesitli dönemlerde kısa süreler için yasaklanmış, ancak halktan gördüğü ilgiyle devam etmistir. Özellikle 18. yüzyıl sonrası gördüğü ilgi artmıs, daha sonra da Japonya'nın en popüler tiyatrosu haline gelmistir. No gibi Kabuki tiyatrosu da sadece erkekler tarafından icra edilir. Sahne oldukça geniş ve gösterişlidir. Dekorlar abartılı ve No tiyatrosunun aksine gerçeğe yakındır. Kukla tiyatrosu eserleri genelde Kabuki oyunlarında da kullanılır. Maskeler, makyajlar, kostümler ve dekorlar alabildiğine renkli ve canlıdır. En çok sahnelenen Kabuki oyunlarından biri Yoşitune Senbon-zakura'dır (Yoşitune'nin 1000 Kiraz Ağacı). Oyunda hemen hemen hersey bulunur: Aşk, ihanet, kahramanlık, cinayet, büyü, romantizm...Kabuki tiyatrosu bugün Japonya'da en popüler tiyatro sanatı olarak izlenmektedir. 1980 ortalarından sonra yurt dışında, özellikle ABD'de büyük bir izleyici kitlesi oluşmustur. Bugün, Kabuki grupları her yıl ABD'ye turneler düzenlemektedir.

Tüm bu klasik tiyatro sanatlarının dışında, 20. Yüzyıl'ın başlarından itibaren, hem Japon dilinde yazılmış hem de yabancı dillerden çevrilmiş batı tarzı tiyatro eserleri de gelişti ve ilgi gördü. Bazı 20. Yüzyıl oyun yazarları, gerek modern psikolojiyi kullanıp klasik Japon hikayelerini yeniden yorumlayarak, gerekse Macbeth gibi klasik batı eserlerini Kabuki tiyatrosuna uyarlayarak, Japon tarzı ile batı tarzı karışımı eserler yaratmaya çalıştılar. Bunlardan en ünlüsü Mişima Yukio'nun Beş Modern No Oyunu adlı eseridir. Diğer önemli bir modern uyarlama ise, Kinoşita Cunci'nin eski halk hikayelerinden derlediği Yuzuru'dur (Alacakaranlıkta Turnalar).

JAPON EDEBİYATI;
İlk olarak kurgu, şiir, deneme ve oyun alanlarında gelişmiştir. Genel olarak Yamato Dönemi, Heian Dönemi, Kamakura-Muromaçi Dönemi, Edo Dönemi ve modern dönem olarak 5 bölümde incelenebilir.2. Dünya Savaşı'ndan sonraki dönemde Japon edebiyatı, birçok dünya edebiyatçısı tarafından takdir ve beğeni görmüştür. Bunların belki de en başta geleni olan ABD'li Donald Keene'nin araştırmaları ve çevirileri, Japon edebiyatını, Dünya edebiyatının değişmez bir parçası yapmıştır.

IKEBANA;
Kelime olarak ''yaşatılan çiçekler'' anlamına gelir. Geçmişi, Budizm dininin Japonya'ya ilk girdiği 6. yüzyıla kadar uzanır. Ilk olarak Budist tapınaklarındaki tanrılara sunulan çiçeklerin düzenlenmesiyle başlamış daha sonra birçok ikebana okulunun açılmasıyla gelişerek bugünkü halini almıştır.

Budizm'deki dinsel çiçek sunuş şekli (kuge), 7. Yüzyıl başlarında Ono-no Imoko tarafıdan Japonya'ya tanıtıldı. Buna göre üç nesne önemliydi (mitsugusoku): Bir adet tütsü, yanında bir mum ve içinde çiçekler olan bir vazo. çiçekler, vazonun ortasına, yaklaşık bir buçuk katı yüksekliğinde dikey bir dal ve bu ana dalın sağ ve soluna doğru eğimli şekilde simetrik olarak yerleştirilen iki ilave dal şeklinde düzenlenirdi.

GEYŞA;
Geygi ya da Geyko da denir. Japonya'da eski tarihlerden bu yana eğlence hayatında erkek müşterilere şarkı, dans, sohbet ve oyunlar ile eşlik eden kadınlara verilen ad. Geyşa dünyası Japonca'da ''ka-ryu-kai'' yani ''zevk dünyası'' olarak adlandırılır.

1920'lerin başında 80 bin'i bulan Geyşa'ların sayısı, 1980'lerin sonuna gelindiğinde 10 bin'e kadar düşmüştür. Bunun en önemli nedeni, batı tarzı barların ve burada çalışan kadınların daha popüler hale gelmesidir.

Geyşalık Mesleği:
Japonya eğlence dünyasında çalışan diğer kadınlardan farklı olarak, Geyşa'lar mesleklerini ömür boyu sürdürebilirler. İyi bir Geyşa olmak için güzellik ve gençlikten çok, güzel sanatlara ve müziğe olan yetenek, tatlıdillilik ve müşteriyi iyi ağırlama gibi özellikler önemlidir. Bu yüzden ileri yaşlarda da Geyşa'lığı sürdürmek mümkündür. Mesleği bırakan Geyşa'lar genelde, bar ya da restoran açmak gibi, eski işleriyle bağlantılı işler yaparlar. Müşterileriyle evlenip işi bırakan Geyşa'lara da rastlanır.

Geleneksel Geyşa'lık mesleğinde her Geyşa'nın duygusal, cinsel ve ekonomik olarak ilişkide olduğu bir ''danna'' sı yani koruyucusu vardır. Ancak günümüzde koruyucuya sahip olmak ya da olmamak Geyşa'nın kararına kalmıştır.

2. Dünya Savaşı'na kadar olan dönemde Geyşa olarak yetiştirilmiş bir kızın, Geyşa'lık seviyesine gelebilmesi için ''mizuage'' töreni yapılırdı. Mizuage töreninde Geyşa, tam bir eğitim aldıktan sonra hatırlı bir müşteriye çok büyük paralar karşılığında bekaretini verir; çoğunlukla aldığı paranın büyük kısmını kendini yetiştiren Geyşa evine eğitim masrafları olarak öderdi.

Bugünkü Geyşa evlerindeki kurallar çok sıkı değildir. Sadece müşterilerden alınan bahşiş ve hediyelerle bile geçinmek mümkün hale gelmiştir. Bu yüzden bütünüyle Geyşa evine bağlı olarak çalışanların sayısı azalmaktadır

Yetiştirme:
Nerede olursa olsun, bir Geyşa en az birkaç sanat dalında eğitim görmek zorundadır. Bu eğitim genel olarak birkaç tür geleneksel dans, Şamisen çalma ve birkaç makamda şarkı söylemeyi kapsar.

Geyşa olacak kızlar, küçük yaşta yetişmesi için Geyşa evlerine verilir. Şikomi denen bu kızlar tüm ev işleriyle ilgilenir. Kızlar, disiplin edilmesi için çok ağır şartlar altında çalıştırılırlar.

13 yaşından 18 yaşına kadar olan dönemde kızlar, acemi Geyşa olarak çalışırlar. Bu yaşlardaki acemi Geyşa'lara Tokyo ve çevresinde ''hangyoku'' yani yarı-mücevher, Osaka ve Kyoto çevresinde ''maiko'' yani çocuk dansöz denir. Acemi Geyşa'lık döneminde giyilen özel bir Kimono ve özel bir saç şekli vardır.

Ancak günümüzde acemi Geyşa'lık, Tokyo'da tamamen ortadan kalkmış olup, Kyoto'da ise giderek azalmaktadır. Japonya'da kanun gereği herkesin ilk ve ortaeğitim görmesi zorunludur. Yani bugün Geyşa eğitimi en erken 15 yaşında başlayabilmektedir ki bu yaş eski tarihlerde bir Geyşa'nın ''Maiko'' luktan Geyşa'lığa geçtiği bir dönemdi. Bu yüzden Geyşa evlerindeki kurallar ve uygulamalar eskiye oranla oldukça değişikliğe uğramış, modern sosyal, ahlaki kurallar ve resmi kanunlara uygun hale gelmiştir.

Organizasyon:
Geyşa'lar bölgesel gruplara ayrılır. Bu bölgere ''hanamaçi'' yani çiçek mahallesi denir. Her grubun ''kenban'' denen kayıt bürosu bulunur. Bir Geyşa'nın çalışabilmesi için bu ''kenban'' lardan birine kayıt yaptırması ve çalışma izni alması gerekir.

Her Geyşa grubunun kendi bölgesinde müşterilerini götürdüğü restoranlar bulunur. Bu restoranlardaki randevu, rezervasyon gibi organizasyonlar müşteriye aittir. Ancak müşteri, Geyşa Birliği'nin koymuş olduğu kurallar uymak zorundadır. Geyşa ile birlikte olduğu süre içindeki yemek, yol, barınma gibi tüm masraflardan müşteri sorumludur. Bunun dışında Geyşa ile geçirdiği zaman için ayrıca para öder.

Tarihi:
Geyşa kurumu Edo Dönemi'nin (1600-1868) ortalarında ortaya çıktı. İlk Geyşa'lar ''hokan'' ya da ''taikomoçi'' denen dansçı ve şarkıcı erkeklerden oluşuyordu. Daha sonra bu gruplara kadınlarda katılmaya başladı ve gidere sadece kadınların yaptığı bir meslek haline geldi.

1700'lerde Geyşa'lık mesleği, vesikalı hayat kadınlığı ile aynı görülüyordu. Ancak Edo Dönemi'nin sonlarına doğru Geyşa'lar, resmi toplantılar da dahil olmak üzere, birçok sosyal, politik etkinlik ve toplantılara çağrılmaya başlandı. Ve zamanla bugünkü ''eğlendirici-sanatçı'' ya da ''hoş vakit geçirtici'' sıfatlarını aldı. Günümüzde Geyşa eğlenceleri, Japonya'daki en pahalı eğlencelerden biridir.


   
E-Mail: travel@bigglook.com Uçak Rezervasyonu için tıklayınız Tel: 0216 425 60 00