|
|
||||||||||||||
![]() |
| Ana Sayfa | | | Turlar | | | Oteller | | | Mavi Yolculuk | | | Uçak Biletleri | | | Oto Kiralama | | | Boğaz Tekneleri |
| V E N E D İ K | |
Venedik'e gidince
belki de görmeden dönülmeyecek en önemli yer Büyük Kanal'dır. Büyük Kanal Venedik'in omurgasını oluşturmaktadır.Ters S harfi şeklindeki Kanal şehrin batısındaki şehre ulaşım noktalarından başlar ve doğusuna doğru kıvrım yaparak ilerler ve St. Marco Meydanı önlerinde sonlanır. Uzunluğu 3800m, genişliği 30 ile 70 m arası derinliği ise 5 m civarındır. Kanalın her iki
kıyısında 12. yüzyıldan 18.yüzyıla kadar tarihlenen konutlar antrepolar ve kamu
binaları yer alır. Bu binaların çok büyük bölümü Venedik'in bir dünya ticareti
başkenti olduğu dönemde burada oluşan yeni zengin aileler tarafından yaptırılmıştır.
Binalar bugün de bu ailelerin isimleriyle anılırlar çoğuda bu binaların yüzyıllardır
sahibidirler. Binalar genel olarak 16.yüzyıla tarihlenir. Kareye yakın dikdörtgen
planlıdırlar. Giriş kat rustik taşlarla kaplanmış diğer katlar ise sütunlarla
bölünmüş pencereli bir cephe düzeni gösterirler. Girişe yerleştirilen yarım daire
kemerli kapı açıklıkları hem dışarıyla bağlantı sağlar hem de gelen veya gidecek
olan malların yüklenmesinin yapıldığı yerlerdir. Giriş katları genel olarak depo
olarak kullanılır. İkinci kat ise tüccar ve ailesine aittir. Özellikle giriş kapısı
üzerindeki odalar. Bazen bu bölümün balkonlu da düzenlendiği görülür.
Ponte Rialto (Rialto Köprüsü): Bu ikinci köprü Büyük Kanal üzerindeki en eski köprüdür. Orijinali ahşap olan köprü 1440 yılındaki onarımda adeta yeniden ve yine ahşap olarak yapılmış ve bu onarım sırasında köprüye dükkanlar da ilave edilmiştir. Ortadan, gerektiğinde açılarak büyük deniz taşıtlarının da geçebildiği Rialto Köprüsü'ne bu özellik 16. yüzyılda kazandırılmıştır. Bu mekanizma için mimarlar arasında bir yarışma düzelenmiş Michelangelo, Palladio ve Sansovino gibi tanınmış mimarların katıldığı bu yarışmayı Antonio Da Ponte adlı ünlü olmayan bir mimar kazanmıştır. Kanalın en dar yerine yapılan köprünün ayakları yaklaşık 12.000 adet, çamurlu zemine saplanmış kolon üzerine oturmaktadır. Bugün köprü üzerinde 24 adet dükkan, arkadlı bir düzenlemeyle, yer alır.
Piazzetta Dı
San Marco (St.Marco Meydanı): Şehrin en güzel anıt binalarından Dükler Sarayı
ve Sansoviane Kütüphanesinin her iki yandan sınırladığı bu geniş alan St.Marco
Kilisesi ile sonlanır. Alan ilk kurulduğunda pazaryeri olarak tasarlanmış ve kullanılmışsa
da 1536 yılından sonra alanın temiz tutulması amacıyla burada pazar kurulması
yasaklanmıştır. Alanın deniz tarafında, her iki tarafında birer tane sütun yer
alır. Birinin üzerinde St.Marco'dan önce şehrin korucusu olan Bizans Kraliçesi
Teodora'nin heykeli diğerinin üzeride ise Kentin koruyucusu St.Marco'yu sembolik
olarak temsil eden ve Venedik'in de sembolü olan bronz bir aslan heykeli yer alır.
Bu sütunlar Venedik'e 1125 yılında getirilmiş ve bugünkü yerlerine 1172 yılında
Rialto Köprüsü'nün de ilk mimari olan Niccola Starantonia tarafından dikilmişlerdir.
Eskiden bu sütunların arasında özellikle ölüm suçları infaz edilmekteymiş. Burada
cezaları infaz edilen iki kişinin hikayeleri hala anlatılmaktadır: Dükler Sarayı (Palazzo Ducale): Pembe Verona Mermeri ve beyaz Istra taşından yapılmıştır. Gotik Üsluptadır. Venedik dukalarının ikametgahı ve yönetim merkezidir Yapının bir bölümü hapishane olarak da kullanılmıştır. İçi fresk tekniği ile yapılmış resimlerle süslenmiştir. Libreria di San Marco (Sansovıno Kütüphanesi): Kütüphane binası St.Marco Meydanı'nın batı tarafı boyuncadır. Bu gösterişli bina Mimar Palladio'nun eseridir. Oldukça zengin nadir eserlerin bulunduğu bir kütüphanedir. Kütüphane Kardinal Bessarione tarafından oluşturulmuştur. Saat Kulesi: St.Marco Meydanı'nın doğusundadır. 1496-1499 yılları arasında Mauro Coducci tarafından yapılmıştır. Kulenin iki yanında daha alçak olan binalar 1500-1506 yılları arasında Pietro Lombarda tarafından yapılmıştır. Kulenin üzerinde yer alan terasta bronz döküm olarak yapılan bir çan ve bu ana ellerindeki balyozlarla saat başı vuran iki erkek heykeli yer alır.
The Basılıca of St. Mark's (St.Marco Kilisesi): Venedik Katedrali olarak da tanınan St.Marco Kilisesi (veya Bazilikası), bu deniz cumhuriyetinin gücünün de bir göstergesidir. 828 yılında Mısır'ın İskenderiye kentinden Venedikli iki tüccarın getirdiği St.Marco'ya ait rölikler ( kutsal sayılan birine ait vücüt parçaları veya eşyalar) kente bir onur kazandırır. Rölikler önce St.Thedora Kilisesi'nde muhafaza edilir. Dük Giustiniano Partecipazio Venedik'e ve St. Marco'ya yakışır bir kilise yapılmasına karar verirse de Onun bu isteği kardeşi Giovanni Partecipazio tarafından projelendirilir ve 832 yılında binanın inşaatı, 883 yılında ise dekorasyonu tamamlanır. 976 yılında çıkan bir ayaklanmada Dükler Sarayı yanar ve alevler bitişikteki Kiliseye de oldukça zarar verir. Kilisenin restorasyonu ise 1000 yılına doğru Pitro Orseolo tarafından yapılır. Daha sonra Dük Domenico Contarini mevcut kilisenin güzel olmadığına karar verir ve yıktırır. 1063 yılında yetenekli öğrencilere bir proje yaptırır ve yapılan bu projeyi hayata geçirtir. Kilise 1073 yılında tamamlanır. Yapı plan olarak Bizans Mimarisinde bir dönem sıkça uygulanan Yunan Haçı (+) planındadır. Dört eşit kolun her biri bir koridor ve kolların kesişiminde oluşmuş bir orta açıklık planın esasını oluşturur. Her kol ve orta açıklık birer kubbe ile örtülüdür.Kubbeler pandantifler yardımıyla ayaklara ve sütunlara otururlar. Yapının içinde kubbe içleri, pandantifler , kemer ve tonozlar , dışta ise ön cephede yer alan kemer alınlıkları mozaik tekniği ile resimlenmiştir. Resimlerde İncil'de yer alan özellikle Hz.İsa'nın hayatı ve mucizeleri ile St.Marco'nun hayatıyla ilgili konular işlenmiştir; ayrıca dekoratif amaçlı olarak bitki motifleri de özellikle kemerlerde görülür. St Marco Kilisesi Bizans Mimarisine öykünülerek planlanmış olmasına rağmen her dönemde getirilen bir çok parça ile Gotik, İslam ve Rönesans Üsluplarının özelliklerini de taşır. 1204 yılında Constantinapolis'e, Osmanlıya karşı güç oluşturmak için gelen Haçlı Ordusu, kenti yağmalamış, Bizans Devletinin bir dönem yıkılmasına da sebep olmuşlardır.Bu orduyu oluşturanlardan bir gurubu da Venediklilerdir. Yağmaladıkları sayısız eser arasında bronz 4 at heykeli ve Doğu Roma Ve Batı Roma İmparatorlukları 'nın birliğini sembolize eden Tetrark adlı 4 figürden oluşan heykeller en bilinenlerdir. Bugün St.Marco Kilisesi'nin cephesinde yer alan bu heykellerden Tetrark heykelinin kırık bölümü yakın zamanda kazılarda İstanbul'da çıkmış ve Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Oysa Venedik'te bu heykelin ve daha birçoğunun nereden geldiği belli değil veya Suriye kökenli olduğu söylenir. Hem 4 at heykelinin hem de Tetrark heykelinin orijinalleri St.Marko Kilisesi Müzesindedir. Müze bölümüne St Marco Kilisesi'nden ayrı olarak ücret ödenerek girilir. Ponte Dei Sospiri (Hasret Köprüsü): Dükler Sarayı ile Prigioni Nuove (Yeni hapishane) arasında kapalı olarak inşa edilmiş 17.yüzyıl Barok Üslupta bir köprüdür. İsmini muhtemelen buradan cezaevine giden mahkumların Venedik'e son kez iç çekerek bakmasından almış olabileceği söylenir. Rıva Degli Schıavoni:
Ponte della Paglia dan , St.Marco Kanalı boyunca, Gierdini di castello'ya kadar
uzanır. Arkeoloji Müzesi:
Müze 1523 yılında Cardinal Domenico Grimani tarafından oluşturulmaya başlamıştır.
Eserler genellikle Antik Yunan ve Roma Dönemi bronz ve mermer heykellerdir.
|
|||||||||||||||
|
|
|
|
| İletişim | Koşullar - Uygulama | Rezervasyon ve Ödeme | Forum | Site Haritası | | Copyright 2004 - On - Net A.Ş. | Bigglook | travel@biggtravel.com |
|
|
|
|