Biggilan
 Ana Sayfa | Turlar | Oteller | Mavi Yolculuk | Uçak Biletleri | Oto Kiralama | Boğaz Tekneleri
B R Ü K S E L
Brüksel
Brüksel
  Oteller
  Yiyecek & İçecek
  Eğlence - Alışveriş
Genel Bilgiler
  Tarihçe
  Ülke Bilgileri
  Görmeden Dönmeyin
  Harita - Ulaşım
  Makaleler
  Linkler
  Küçük Kaçamaklar
  Forum
Dünya Şehirleri
 
 MAKALELER

"Bir ülke ne denli güzel olursa olsun, bazı insanların yazgısı yine başka güzelliklerin peşi sıra
gitmektir..." Belki de sırf bu satırların hatırına kalkıp yollara düştüm... Brüksel güzeldi güzel
olmasına ama keşfedilmeyi bekleyen başka şehirler de vardı.

EARL'S CASTLE
Tıkla Büyüt

İlk durağım olan GHENT, Brüksel'e 55 km. uzaklıkta bir kent. Özellikle kumaş ve tekstil sektöründe oldukça gelişmiş. Ghent'in bir başka özelliği de çiçekleri... Her yana dağılmış sokak çiçekçilerinin arasında kendinizi masalsı bir dünyada sanıyorsunuz. Aynı zamanda kentin simgesi olan "begonya" motifi de her bir yandan size göz kırpıyor. Tipik bir Avrupa kenti olan Ghent'in en eski yapısı ST. BAVO Katedrali. Dünyaca ünlü MYSTIC LAMB tablosunu da görebileceğiniz mekan 14. yüzyıldan kalma. Vitraylı camlarında meydana gelen ışık oyunları, Rubens ve Rombouts tarafından yapılmış tablolarıyla etkileyici bir yer. Mystic Lamb tablosunun sergilendiği alan ne yazık ki Pazar günleri kapalı. Ama öğrendiğime göre Tanrı için kurban verme törenlerine ait eski bir resim koleksiyonu. Bir daha ki sefere...



Kentteki katedraller turumda sırada ST. NICHOLAS Kilisesi var. 12-14. yüzyıllar arasında tamamlanmış gotik bir kilise. O tarihlerde sıkça oluşan yangınlardan ve özellikle Fransız İhtilali'nden fazlasıyla nasibini almış. Bu yüzden inşasının tamamlanmasıda hayli uzun bir zaman dilimini kapsıyor. Tamıtamına iki yüzyıl.... Flaman nüfusun yoğunluk kazandığı bölgelerden olan Ghent'in girişi bir kale ile korunuyor. 868 yılında Kont I. Baldwin tarafından yaptırılan EARL Kalesi, 1180 yılında restore edilip aşağı yukarı bugünkü şekline gelmiş. Size 21. yüzyılda ortaçağ esintisi yaşatacak görkemli bir yapı...

Ghent'te işimizi bitirip yeniden yola koyulduk. Bu sefer hedefte BRUGES var. Kuzeyin Venediği olarak bilinen bu şehir romantikler için bir saklı cennet. Yine Flamanların ağırlıkta olduğu bu şirin şehrin nüfusu sadece 120.000. Ama yapılan istatistiklere göre geçen yıl Ağustos ayında kente üç milyondan fazla turist gelmiş.

BRUGES
Tıkla Büyüt

Bruges der demez akla gelen ilk yer LAKE OF LOVE, yani AŞK GÖLÜ.... Daracık kanallarla birbirinden ayrılan yemyeşil tepecikler, sularda cilveleşen ördekler ve tüm zerafetleriyle süzülen kuğular... Aşık olmaya niyetiniz yoksa da bu kent sizi aşkın varlığına ikna edecek. Daha gölün etkisi geçmeden kendinizi çiçeklerle bezeli bir bahçede bulacaksınız. Burası ünlü SAUVE GARDE... Cennetin varlığına kanaat getirmeniz an meselesi. Sanırım bu yüzden bahçenin içine bir kilise inşa etmişler. Ortamın büyüsüne kapılıp doğru yolu bulan insan sayısı hiç de az değil.

BRUGES'de iki ana meydan var.Biri sayısız restorantlar, kafeler ve hediyelik eşya dükkanları ile
dolup taşıyor, diğeri Flaman sitili evlerin ihtişamına kapılıp ağızları beş karış açık kalan turistlerle....
Flaman tarzı evlerin en bilinen özelliği çatılarının basamak şeklinde yükselmesi. Birbirine bitişik
yapıldıklarından pastadan bir kuleyi anımsatıyorlar.

Şehrin ilgi çekici yapılarından biri de,MICHELANGELO tarafından yapılmış heykellerle bezeli LADY CHURCH. Michelangelo'nun yaptığı "Meryem ve Çocuk" anıtı mutlaka görülmesi gereken bir eser. Ayrıca kentin çeşitli yerlerinde bulunan yirmi müzeve pek çok kilise var. Bunların hepsini tek bir güne sığdırmak olanaksız. Pazar ve Pazartesi günü kapalı olduklarını da hatırlatayım. Sonuçta şehirde yapılabilecek başka şeyler de var. Örneğin tekne gezintisi. Gondolları aratmayacak ufak şirin teknelerde kanal turu atmaya ne dersiniz? Grup fiyatı kişi başı 160 BEF., yalnızsanız tekne dolana dek bekleyecek ve 190 BEF. ödeyeceksiniz. Pazarlığa açık. Kanallar tek kelimeyle nefes kesici! Sizi alıp bir hayal alemine götürüyor adeta. Suların köprü altlarına bıraktığı ışık hüzmeleriyle dalıp gidiyorsunuz.Kanaldaki gezinti Aşk Gölü'nde son buluyor. Burada isteyenler göle para atıp dilek tutuyor. İtiraf ediyorum işe yarayacağını bilsem 1000 BEF. bile atardım suya... Ama döneli bir hafta olmasına rağmen bir ilerleme sağlayamadım. Demek ki göl cömertlikten pek anlamıyor. Paralarınızı birbirinden neşeli çikolata dükkanlarına saklayın :)

SAUVE GARDE

Her sokağın başında mutlaka bir çikolatacı. Öylesine lezzetliler ki, bir ara BRUGES'e taşınmayı
bile düşündüm. Tıpkı ÇİKOLATA filminde olduğu gibi... Buraya kadar gelmişken mutlaka deneyin. Bir diğer önerim de Belçika Wafel'ı... Bizim kağıt helvasını andırıyor ama servisi sıcak olarak yapılıyor. Üzerine de arzunuza göre çikolata, vanilya ya da karemel sosu dökülüyor. Nacizane önerim çikolata ile karameli karıştırın. Kusursuz bir tat oluşuyor...


AŞK GÖLÜ üzerinde benzeri görülmemiş bir gün batımı... Veda vakti geldi. Doğrusu bu ya Bruges'den dönmek hiç kolay olmadı. Yazı sizi kandıramadıysa, resimlere bir göz atın. Bir gezgini yerinde çakılayabildiğine göre kim bilir size neler yapacak :)

GEZginden:"MUTLULUK YAŞANAN HER GÜNÜN ARDINDAN GÜLÜMSEMEKTİR!..."

Ö
ykü Api


Brüksel

Hangi dükkana girerseniz girin mutlaka selamlanarak
ve güleryüzle karşılanıyorsunuz. Bu söylediğim şey sadece Brüksel için değil ülkenin geneli için de geçerli.
Sanırım bu ülkeden dönerken hafızamda en çok
yer eden şey insanların sıcaklığı idi...



   
Bu bölüm Öykü Api tarafından hazırlanmıştır.
E-Mail:
geze_geze@yahoo.com
E-Mail: travel@bigglook.com Uçak Rezervasyonu için tıklayınız Tel: 0216 425 60 00